Cumhurbaşkanlığı kararına göre, kambiyo muamelelerinde satış tutarı üzerinde binde 1 vergi alınacak. 

Bankalar ve yetkili müesseselerin kendi aralarında veya birbirlerine yaptığı kambiyo satışları, Hazine ve Maliye Bakanlığına yapılan kambiyo satışları ile döviz kredisinin ödenmesine yönelik olarak döviz kredisi kullanılan ya da kullanımına aracılık eden banka tarafından kredi borçlusuna yapılan kambiyo satışlarından ise söz konusu vergi alınmayacak.

Murat Muratoğlu, bugünkü "Kandır müşteriyi kap primi!" başlıklı yazısında, "Saldırı varsa galiba yapanı buldum. Türk vatandaşları… Sadece geçen hafta 2 milyar dolardan fazla döviz almışlar. Bankalardaki döviz mevduatı 181 milyar doları aşmış!" ifadelerini kullandı. 
 

Bankalardan sorumlu başkan doların yükselişini ne güzel anlattı; “Döviz hareketliliği konusunda saldırılara maruz kaldık” deyip işin içinden çıktı. Görevini yaptı. Rahatladı!


Bu kadar basit! Saldırı olmasaydı dolar bir lira mıydı? Hep o Türkiye'ye kafayı takmış kötü insanlar yüzünden… Yoksa ülkeyi yönetenlerin suçu değil bu… Kaderin bize oyunu bu…

★★★

Dikkat ederseniz hep bir faili meçhul saldırı söz konusu… Kim bu saldırganlar? Yok!Kim bizim ekonomimizi çökertmeye çalışıyor? O da yok! Kime karşı savaşıyoruz? Onu da bilmiyoruz.


Klasik “Hiçbir şey olmasa da kesinlikle bir şey oldu” vakası… Bunu dolar ve Euro ile ihale yapanlara söylesene delikanlı… Çöken yolların, geçilmeyen köprülerin, uçakların inmediği havalimanlarının, milyarların akıtıldığı vakıfların var mı alakası?

Durun! Saldırı varsa galiba yapanı buldum. Türk vatandaşları… Sadece geçen hafta 2 milyar dolardan fazla döviz almışlar. Bankalardaki döviz mevduatı 181 milyar doları aşmış!


Bunun anlamı, kendi para birimine güvenmiyor Türk vatandaşları! Sadece para birimine mi güvenmiyor? Sahi toplanan milyarlarca lira vergi nereye harcanıyor? Bilmeyince dövize koşuyor.

★★★

İyi de bu durumu belli ki Bankalardan sorumlu Başkan da biliyor. “Mesela TL mevduat bulunması karşılığında bankaların şubelerine prim vermesi bir seçenek olabilir. Şubelere hedefler konulabilir” diyor.


Yok artık! Şubeye gideceksiniz. Banka çalışanı “dövizinizi bozdurun” diye tutturacak. Yoksa hedefi tutmayacak! Gerekirse yalan söyleyip müşterisini kandıracak. Bunun karşılığında prim alıp para kazanacak. Peki, döviz artarsa o müşterinin yüzüne bir daha nasıl bakacak?

★★★

Başkandan daha iyi bilemem haliyle… Yine de benden ufak bir tavsiye… O primi banka şubesine değil vatandaşa vermesi gerekiyor! Sen istiyor TL'ye sahip çıkmak? O zaman arttıracak mevduat faizlerini…


Kendisi; “Şu anda mevduat faizleri zaten serbest” dedi… Oysa yılbaşında yüzde 20.50 ile tavan faiz uygulamışlardı. Önce faizleri baskıla, aç, kapa, aç kapa, gideceğin yer nihayetinde bura… Sen üç ay sonrasında ne olacağını kestiremiyorsan boşuna bahane arama!

★★★

Türk Lirası'na banka değil, devlet sahip çıkar. Banka sahip çıkacaksa ülkeyi yönetenlere ne ihtiyaç var? Banka dediğin para kazanmak için kurulmuş özel şirket… Amme hizmeti yapmazlar. Sen iyi yönetirsen, vatandaş ne Euro alır ne dolar…


Büyük oyunu vatandaş bozacak, doları vatandaş satacak, tankı vatandaş durduracak, darbeyi vatandaş önleyecek, vatandaş iki kişiyi daha işe alacak, enflasyonu vatandaşdüşürecek… Sahi yetkililer ne yapacak?

Eyy kümülonimbus!
Milyarlarca dolar gömdüğümüz İstanbul Havalimanı'na, kısa kollu tişört ile gezdiğim gün rüzgar nedeniyle bazı uçaklar inemedi. Bazıları yakın hava meydanlarına yönlendirildi.


İyi, yandaş medya haberi, “vatandaş havada bedavaya tur atıyor” diye vermedi. Hatta hiç vermedi!


Mayıs ayı ortasında böyleyse önümüzdeki kışın ne olacak o havalimanı? Nitekim İstanbul'un kış aylarında en rüzgarlı ve karlı bölgesi orası…
Anadolu Ajansı kümülonimbus bulutları yoğunlaştı demiş.


Tam da tekrarlanan İstanbul seçimlerine az bir süre kalmışken o bulutların orada olması… Belli ki zamanlaması manidar bir oyunun parçası!


Bence bulutların terör bağlantısı araştırılmalı. Yeterince yerli ve milli bulut olsalardı, havalimanı üzerinde uçmazlardı. Sonunda buluttan da nem kaptık, yeni bir dış mihrak hayatımıza katıldı.

Sır saklayabilir misin?
Mucize sistem Yap-İşlet-Devret! Görünüşte bütçe zorlanmıyor, kamu borç stoku artmıyor. Aslında verdiğimiz milyar dolarlık garantiler, milyar dolarlık borçlar anlamına geliyor…


Zira borç, borç olarak görünmüyor. Görüntüyü kurtarmak adına daha çok para ödüyoruz. Sırf bu sebeple kazık yiyoruz.


Şeffaf değil, adil değil, ekonomik hiç değil… Kim bilir yıllık kaç milyar dolarlık taahhüt altındayız? Sır saklayabilir misin? Senin paranın nereye harcandığı sana sır!

Sadece karayollarından örnek vereyim. Garantili proje 20 milyar dolar… Devletin kefil oluğu miktar 16 milyar dolar… Proje maliyetlerinin yüzde 80'ine kefil… Yapan şirket batarsa sen ödeyeceksin. Yandaşlar taş mı yesin?


Kefili devlet olunca projeyi göster krediyi ilk yılları ödemesiz al. Devlet sana, sen kredi taksitine, artan da cebe… Tıpkısının aynısı belediye ihalelerinde… Bu zincir bozulsun isterler mi sizce?