GERÇEK GÜNDEM - BDDK, cuma günü döviz varlıklarının TL karşılığı 15 milyon TL’yi aşmayan şirketlere kredi kullanım durumunda vade boyunca döviz varlıklarını 15 milyon TL'nin üzerine çıkarmama şartı getirildi.

15 milyon TL üzeri döviz nakdi varlığı bulunan şirketler ise bu varlıkları aktiflerinin ya da satış hasılatının yüzde 10’unu aşması durumunda yeni nakdi TL ticari kredi kullanamayacak. Bu engeli aşmak için şirketin döviz satması gerekecek.

"TARTIŞMASIZ EN RADİKAL OLANI"

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından paylaşım yapan Ekonomist Murat Kubilay, "Ekonomi yönetimi rezervleri tükettiği bir ortamda; döviz ve faiz arasındaki sıkışmışlıktan çıkmak için; geri adım yerine ileri bir adım atıp özel şirketlerin sermaye serbestisini açıkça kısıtladı. Bu kapsamdaki ilk karar olmasa da şimdiye kadarki tartışmasız en radikal olanı" ifadelerini kullandı.

"DÜŞÜŞ MÜMKÜN DEĞİL"

"Öncelikle üç noktayı netleştirelim" diyen Kubilay, "Döviz kurunda Aralık 2021’de olduğu gibi ekonomi yönetiminin hatalı açıklamalarıyla oluşturulmuş bir köpük yok. Haliyle o dönemdekine benzer hızlı ve keskin bir düşüş mümkün değil. Unutmayalım ki rezerv satışı da sürüyor, buna rağmen olmaz. İkinci nokta, mevcut sermaye kısıtlamalarının serbest piyasanın başarısız taraflarını düzenlemeyi amaçlayan sol ideolojiyle bir alakası yok. Bizim yaşadığımız sıkışan ve patlama ihtimali bulunan bir ekonomide tüm delikleri panikle ve uzun vadeyi feda ederek kapatma çırpınışı" dedi.

"YARGILAMA KORKUSU"

Kubilay, "Son olarak uygulamanın bir makro ihtiyatı önlem olmadığını; 128 milyar dolar satışı ve KKM’nin oluşturulması nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Merkez Bankası’ndakilerin yargılama korkusunun bir benzerinin BDDK’dakiler için geçerli olmaması için uydurulduğunu ekleyeyim" ifadelerine yer verdi.

Bundan sonra olacakları sıralayan Kubilay, şu ifadeleri kullandı:

"TL cinsi krediye muhtaç firmalar, eğer döviz varlıkları yeni sınırı az miktarda aşıyorsa bu dövizi hızlıca bozacaklardır. Eğer aşım daha fazlaysa kısa vadede KKM’ye geçerek, uzun vadede de eurotahvil alımıyla çözebilirler. Vadeli işlemler yoluyla veya ana şirkete varlık aktarımıyla girişilen işlerin hukuki sonuçları olabileceği için tercih edilmesi daha az ihtimal. Bankalar da bu tip durumlarda gönüllü olmayabilirler. Şirketler offshore’a varlıklarını kaydırabilir veya temettü de ödeyebilirler."

"FİRMALAR YATIRIMI KESECEK"

"Asıl mesele; karlı olduğu için krediyle işletme sermayesine ihtiyaç duymayan, döviz varlığı bulunan, hükumete güvenmeyip bu uygulamayı gelecekteki daha ciddi sermaye kısıtlamaları için ilk adım gören büyük firmalardan gelecek. Bu firmalar yatırımı kesecekler. Yani ucuz kredi ve emek gücüne rağmen; geleceğe dair beklentilerinden ötürü ihtiyatlı duruma geçecekler. Bunun yaratacağı üretim ve istihdam kaybını 3 ay sonra net bir şekilde görmeye başlayacağız. İşte o zaman ekonomi yönetimi ne derece büyük hata yaptığını idrak edecek. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus bazı firmaların rica ile talimat arasındaki bir tonla aranıp döviz bozmaya itilmesi. Bu durum kredi yapılandırmalarının onayı için baskı unsuru. Yine yönetiminde doğrudan kamu etkisi olan firmalarda baskı daha da artar"