Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, dolardaki yükselişin ardından "kur artışı döviz satarak önlenebilir mi?" başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Aktaş "bazen bir miktar döviz satmakla kur artışını frenleyebilirsiniz. Ama bazen! Ne zaman mı?" diye sorarak yazısında şöyle dedi:

" - Döviz talebi çok belirgin bir nedenle ortaya çıkmıştır ve sınırlıdır, dolayısıyla küçük bir miktar satılarak talep karşılanacaktır.

- Döviz ikinci para durumunda değildir, döviz tutmak en önemli tasarruf tercihi haline gelmemiştir, bu yüzden de vatandaşın 'Kur biraz gerilese de döviz alsam' gibi bir yaklaşımı yoktur.

- Şirketler döviz borcuna batmamıştır. Onlar da tıpkı vatandaş gibi 'Düşük kurdan alım yapsam da ödemede sıkıntı yaşamasam' diye yaklaşmak durumunda değildir.

İşte böylesi dönemlerde küçük miktarlarda döviz satarak piyasayı sakinleştirebilir, döviz talebini kırabilirsiniz. Ama yukarıda sıraladığımız koşulları destekleyen olmazsa olmaz bir şart vardır:

İşlerin birden bozulmasına yol açılmayacağı hissi, yani güven!

Nitekim 128’i erittiniz de kur artışının önüne geçebildiniz mi? Hadi boş verelim mevzuata uygun olup olmamasını, 128 satıldı da ne oldu? Döviz talebi bu boyutta olmasaydı ve Merkez Bankası politikalarına güven duyulsaydı böylesine yüklü miktarda döviz satıldığında bırakın artışın sürmesini, dövizin yüzüne bakan olmazdı."