GERÇEK GÜNDEM - MERVE ÇOBAN/ Ören Bayan ve Altınbaşak markasının üreticisi İstanbul Tuzla'da faaliyet gösteren Diktaş Dikiş İplik Sanayi'de işveren, yıllardır toplu iş sözleşmesi imzalanan iş yerinde, Teksif Sendikası'nı devre dışı bırakmak için yasa dışı yollarla çalışanları baskı altına almaya çalıştı.

İşçilerin iddiasına göre, Diktaş'ta ikna odaları kuruldu, işçilerden e-Devlet şifreleri de istendi. İşçiler baskı ve tehditle istifa ettirildiklerini beyan ederken, başka bir firmaya geçirilerek sendikanın yetkisinin düşürülmeye çalışıldığını ifade ettiler.

Yapılan baskıların bununla sınırlı kalmadığını belirten işçiler, pandemi dolayısıyla diğer işçilerin dönüşümlü çalıştığını, istifa etmeyen Teksif temsilcisinin kısa çalışmaya gönderildiğini, pandeminin yol açtığı kriz nedeniyle işverenlere tanınan hakların amacı dışında, sendikaları devre dışı edebilmek amacıyla kullanıldığını da belirttiler.

Öte yandan sendikalı işçiler; "Neden sendikadan istifa etmiyorsun, sendika başkanı bizim verdiğimizden daha fazla size ne veriyor? Bir hafta sonra bana cevap verin." ifadeleriyle baskıyla karşılaştıklarını, işverenin “Sendikadan istifa edeceksiniz, istifa etmezseniz karşınızda beni bulursunuz” diyerek tehditler savurduğunu, e-Devlet şifresi talep edildiği ve şifresini bilmeyen çalışanların PTT'ye gönderilerek şifrelerinin aldırıldığını ileri sürdü.

İşçilerin mobbing ile karşılaştıkları iki şirketin çalışan sayısının ise 250 civarında olduğu ifade edildi.

Teksif Sendikası Yedikule Şube Başkanı Hasan Güneş Gerçek Gündem'e yaptığı açıklamada aynı zamanda Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Tekstil Ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olan Diktaş Dikiş İplik Sanayi Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Denizer'e tepki göstererek işçilerin mücadeleden vazgeçmesi için kurulan ikna odalarını şu sözlerle anlattı:

Teksif Sendikası çok uzun yıllardan beridir Diktaş İplik A.Ş.'de örgütlü ve toplu iş sözleşmeli olarak devam etmekteydi. İlk dönemlerde 1500-2000'e yakın çalışanın olduğu bu firmada zaman içinde sayı giderek düştü. İşveren Mısır'da büyük fabrika kurarak üretimi Mısır'a kaydırdı. Bu süre zarfı içerisinde en son 1 Ekim 2017'de toplu sözleşme bağladık. Bu sözleşmeden sonra işveren zaman zaman işçi çıkararak sendikalı üye sayısını azaltmaya çalıştı.

Fakat geçmişin bir hastalığı olarak işveren zaman zaman işçileri bir şirketten diğer şirkete girdi çıktı yaparak bugüne kadar mağdur etmiş. Son yaptığımız sözleşmeden sonra işveren, işçilerimizi yemekhaneye toplamak suretiyle sendikadan istifa etmeleri yönünde telkinlerde bulunmuş. Ayrıca bunu müteakip ikna odalarına işçiler alınmak suretiyle baskı yapılarak mobbing uygulanarak sendikadan istifa ettirilmiştir.

E-Devlet şifresi olmayanlar da postaneye götürülüp şifreleri alınmak koşuluyla bu üç yıllık süre zarfı içerisinde üyelerimiz sendikadan istifa ettirilip sendikadan kurtulmak yoluna gidilmiştir. Fakat şu bilinmelidir ki bu ülkede işverenler istedikleri odaya, sendikaya üye olma özgürlüğüne sahipken ne yazık ki bu ülkenin yurttaşları, mazlumları, emekçileri istedikleri sendikalara istedikleri bir yere üye olmakta sorun ve sıkıntı yaşamaktadır. Şu unutulmamalıdır ki Mustafa Denizer bu tarz hamleler yaparak işçileri mobbing ile, baskıyla sindirme politikası ile Teksif Sendikasından kurtulamayacaktır.

Teksif Sendikası'nın iki eli Mustafa Denizer'in yakasında olacaktır. Öyle yağma yok. Bu ülkenin kaynaklarını, olanaklarını, fırsatını insan gücünü kullanıp bir yerlere geleceksiniz ama öte tarafta dönüp insanları vahşi koşullarda sömürüp, onların emeğini çalıp, onların emeğinin karşılığı vermeyerek hiçbir yere varamazsın. Diktaş'ta işçi kıyımına son diyeceğiz. Bundan sonra var gücümüzle mücadeleye devam edeceğiz.