Petrol fiyatları küresel piyasalarda sürekli değer kaybederken Türkiye’deki yüksek benzin fiyatları dikkat çekti.

Yıl başından bu yana petrol fiyatları yüzde 15 azalmasına rağmen, Türkiye’de benzin fiyatlarının neden düşmediği merak konusu oldu.

Independent Türkçe’den Gökçen Tuncer’in haberine göre, hâlihazırda fosil yakıtlara olan talebin azalmasıyla varil fiyatı, 2013’te 100 dolar üzerinde alıcı bulurken, 2016’da 20 dolar seviyelerine kadar gerileyen ham petrol, 2020’ye 60 dolar seviyesinde başlamıştı. Ancak Çin’deki corononavirüs salgınının şiddetini artırmasıyla 50 dolar altını gördü.

Avrupa’da çıkarılıp dünyaya dağıtılan Brent petrol, yıl başından bu yana yüzde 15 değer kaybetti.

Bu durum, aralarında Suudi Arabistan ve Venezuela’nın da olduğu 14 üyeli Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) de gündemindeydi.

4-6 Şubat arası Viyana’da gerçekleşen OPEC toplantısından ham petrol üretimini günlük 500 bin varil azaltma kararı çıkınca ham petrolün varil fiyatı yeniden 55 dolar üzerine çıkmıştı.

PEKİ TÜRKİYE’DEKİ YANSIMASI NASIL OLDU?

2019’da benzine toplamda 9 kez indirim, 15 kez zam, motorine 4 kez indirim 13 kez zam yapıldı.

Enerji ihtiyacının yüzde 70’ten fazlasını ithal ederek karşılayan bir ülke için, “düşük petrol fiyatı” elbette ki istenen senaryo.

Ancak gerçekliğe bakıldığında sabah işine giderken kontağı çevirmeden önce iki kez düşünen araç sahibinin aklında hâlâ o soru var: Petrol fiyatları düşüyor da ben niye hâlâ benzine bu kadar para ödüyorum?

Aslında bunun nedeni, benzinin fiyat oluşumunda ham petrolün payının bir hayli düşük kalması.

Ancak bunu açıklamadan önce enerji-petrol-benzin üçgenine ait bazı sayılar, bize nerede olduğumuzu hatırlatsın…

PETROL VE PETROL ÜRÜNLERİ TÜKETİMİ 10 YILDA İKİYE KATLANDI

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre bu üretim, yılda 2,8 milyon varil civarı ve son 10 yıldır 2,4 ile 2,8 milyon varil arası değişiyor.

Dünyanın en büyük ihracatçısı Suudi Arabistan’ın günlük 10 milyon varile ulaşan üretimi yanında ise oldukça küçük bir miktar.

Ne kadar tükettiğimize ve ne kadar ithal ettiğimize gelirsek…

Uluslararası Enerji Ajansı’nın verilerine göre Türkiye, 2009’da 27,8 milyon ton civarında petrol ve petrol ürünleri tüketiyordu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in açıklamasına göre bu tüketim, 50 milyon tona yaklaşmış durumda.

ENERJİ İTHALAT FATURASINDA YÜZDE 38 ARTIŞ

Doların ortalama 1,55 Türk Lirası olduğu 2009 yılında 14,19 milyon ton seviyesinde ham petrol ithalatı yapılırken, toplam enerji ithalat faturası 29,9 milyar dolardı.

Toplam ithalatın 140,9 milyar dolar olduğu düşünüldüğünde Türkiye o dönem, her 100 dolar ithalatının 21,2 dolarını enerjiye harcıyordu.

Günümüze bakıldığında ise Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) verilerine göre 2019’da ham petrol ithalatı yaklaşık 31 milyon tondu. Enerji ithalat faturası ise 41,1 milyar dolar.

Türk Lirası’nın dolar karşısında tarihi değer kaybını yaşadığı 2018’de bu faturanın bedeli 42,9 milyar dolara çıkmıştı.

Toplam ithalat, 2019 için henüz açıklanmadı ancak 2018’de toplam ithalat 223 milyar dolar, her 100 dolarlık harcamada enerjinin payı ise 18,41 dolardı.

BİR DEPO BENZİN İÇİN VERİLEN PARA ARTIK YÜZDE 112 DAHA FAZLA

Dolar/TL kurunun 1,55 lira olduğu 2009’da benzinin litresi ortalama 3,15 liraydı. Yani 45 litrelik bir benzin deposu 141,75 liraya dolabiliyordu.

Ham petrolün varil fiyatının 100 doların altına inmediği, doların da 2 doların üzerine çıktığı 2014’te benzinin litresi ortalama 4,91 liraydı ve bir depo benzin 220 liraya dolabiliyordu.

Kur krizinin yaşandığı 2018’de Dolar/TL, 7 liraya dayanmış olsa da yıl ortalaması 4,80 lira seviyesindeydi.

Benzinin litresini 6,2 liraya aldığımız o yıl, depolar da 279 liraya doluyordu.

Geçen yıla bakıldığında ise Dolar/TL’nin yıllık ortalaması 5,68, benzinin litresi 6,7 lira ve 45 litrelik bir deponun maliyeti 300 liranın üzerinde.