AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın zamanda Meclis'e sunacaklarını duyurduğu 'Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin açıklama yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen), "Öğretmenlerin iradesi dışında masa başında hazırlanan meslek kanununu kabul etmemiz mümkün değildir" dedi.

Eğitim Sen, dün başlayan 20. Milli Eğitim Şurası’nın açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Erdoğan'ın açıklamasında geçmişte de tartışmalara neden olan 'uzman öğretmenlik ve başöğretmenli'  gibi uygulamalara ilişkin kariyer sınavları yapılacağını ve öğretmenlerin yapılacak sınavlarda yarıştırılarak farklı ücret politikaları uygulanacağını söylediğini hatırlatan sendika, sözleşmeli öğretmen istihdamının devam etmesine tepki gösterdi.

'SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK UYGULAMASINA SON VERİLMELİ'

Sendika, "Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, bu öğretmelerin tamamı kadroya geçirilmelidir. Ataması yapılmayan 100 binlerce öğretmenimiz işsizliğe mahkûm edilmişken öğretmenlik mesleğinin itibarına bir saldırı ve eğitimin niteliğini düşüren bir uygulama olan ücretli öğretmenlik uygulamasına bir an önce son verilmelidir" dedi.

'KARİYER VE SINAV ŞARTI GETİRİLMESİ KABUL EDİLEMEZ'

"Öğretmenlerimiz zaten yoksulluk sınırının çok altında bir ücretle çalışmaya mahkûm edilmişken ve son ekonomik krizle iyice yoksullaşmışken özlük haklarının geliştirilmesi ve mali kayıplarının giderilmesi için kariyer ve sınav şartı getirilmesi kabul edilemez" denilen açıklamaya şöyle devam edildi:

"Kariyer sınavı, her şeyden önce çalışma barışını bozan, öğretmenler arasındaki mesleki dayanışmayı ortadan kaldıran, eğitim emekçileri arasındaki rekabeti artırarak aralarındaki güven ilişkisini zedeleyecek özellikler içermektedir. Ayrıca öğretmenler arasında hiyerarşi yaratmak, aynı işi yapan öğretmenlere farklı ücret politikası uygulamak, ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesine aykırıdır. Hiçbir ayrıma tabi tutulmadan tüm eğitim emekçilerinin özlük hakları geliştirilmeli ve mali kayıpları acilen giderilmelidir.

'OLUMSUZ SONUÇLAR DOĞURMASI KAÇINILMAZDIR'

Aynı okulda, aynı düzeydeki sınıfları okutan iki öğretmen arasındaki ücret farklılığı, telafi edilmesi güç sonuçlar yaratacaktır. Veliler öğretmenleri seçerken ‘öğretmen’, ‘sözleşmeli öğretmen’, ‘uzman öğretmen’, ‘başöğretmen’ gibi apoletleri olup olmadığına göre hareket edecektir. Kayıt parası, zorunlu bağış gibi uygulamalar ‘başöğretmen’ isteyenler için farklı, ‘uzman öğretmen’ ya da ‘öğretmen’ isteyenler için farklı olacaktır. Bu durumun, farklı derecelerdeki öğretmenler için olumsuz sonuçlar doğurması kaçınılmazdır. Böylece öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin saygınlığı öğrenci ve velilerin farklı değerlendirmeleri ile polemiğe açılacak, öğretmenlik mesleği daha da itibarsızlaştırılacaktır.

Açıklamaya, "Öğretmenlerin onurlandırılması elbette gereklidir. Öğretmenlik mesleğinin kendisi bizler için başlı başına bir onurdur. Ancak sadece öğretmenlerin değil, eğitim kurumlarında çalışan tüm eğitim ve bilim emekçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi Eğitim Sen’in temel talepleri arasındadır" ifadeleriyle devam edildi.

'KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR'

Açıklamada, öğretmenlerinin iradesinin sayılmadığı bir meslek kanunun kabul edilemez olduğu belirtilerek şöyle denildi:

"Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili olarak eğitim emekçilerinin, sendikaların ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve talepleri dikkate alınmadan atılacak adımların karşısında olacağımız ve kazanılmış haklarımızı tartışmayacağımız bilinmelidir. MEB, gerçek anlamda öğretmenlerin niteliklerini artırmayı hedefliyorsa öncelikle öğretmenlik mesleğini ve öğretmenleri itibarsızlaştıran, emeğimizi değersizleştiren yanlış politika ve uygulamalara son vermelidir. Eğitim Sen olarak, Cumhurbaşkanı’nın himayesinde yapılan 20. Milli Eğitim Şûrası’nı uyarıyoruz; öğretmenlerin iradesi dışında masa başında hazırlanan meslek kanununu kabul etmemiz mümkün değildir."