Akademide yabancı dil için düzenlenen sınav sisteminin bütünüyle yenilenmesini ayrıca puan sisteminin de gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen ÖGESEN Başkanı Özkoçak, “Yabancı dil elbette akademisyenlik için gereklidir. Fakat bilim, sağlık, sanat, edebiyat gibi her alanda aynı barajlar ve aynı sınav uygulanamaz, uygulanmamalıdır. Eğitim almak ve yükselmek için gereken şartlar, eğitimin ve bilimin önüne geçmemeli” dedi.

Gerçek Gündem'den Yurdagül Uygun'un haberine göre, Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) Başkanı Vahdet Özkoçak, akademide uygulanan yabancı dil sınavları konusunda bir açıklama yaparak, Türk akademisinin acil bir şekilde dört beceriyi de ölçen 'Akademik Dil' sınavına ihtiyacı olduğunu söyledi.

Özkoçak, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'ın geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada doçentlikte gerekli dil puanı hakkında bir anket yapılacağını belirterek, anketin öğretim elemanlarının kullanımına açıldığını kaydederek, bu konuya değinmeden önce doçentlik için gerekli dil şartında geçmişten günümüze olan uygulamaları hatırlattı.

20 Haziran 1973’de gelen uygulamaya göre doçentlik sınavına bir dilden, profesörlük sınavına ise bir başka dilden girmek gerektiğine işaret eden Özkoçak, “Yani profesörleri en az iki dil bilmesi gerekmekteydi. 4 Kasım 1981 yılında profesörlük için istenen iki yabancı dil şartından vazgeçilmiş olup doçentlik için tek yabancı dil zorunluluğu devam etmiştir. 11 Temmuz 1981 yılında doçentlik için istenen dil şartını sağlamak için 100 üzerinden en az 70 puan alma zorunluluğu getirildi. 1 Eylül 2000 itibariyle bu baraj 65 puana, 22 Şubat 2018 itibariyle de 55 puana indirildi” dedi.

'KİŞİLERİN ÖNLERİNİ KESMEYE BAŞLADI'

Günümüzde akademisyenlik için çıkılan uzun yolculukta, akademisyenlerin ya da akademisyen adaylarımızın birçok aşamada kendilerini kanıtlamaları, bir nevi çeşitli sınavları geçmeleri gerektiğine değinen Özkoçak, şöyle devam etti: “Lakin özellikle yabancı dil başta olmak üzere bu aşamalar yeterliliğin kanıtlandığı sınavlar olmaktan çoktan çıkıp, kişileri elemek ve önlerini belirli aşamalarda kesmek amacına hizmet etmeye başladı. Dil sınavlarında amaç kişilerin dil yeterliliğini ölçmek olmalı. Fakat mevcut sistemimizde durum hiçte öyle değil. Giderek zorlaşan sınavlar, akademisyenlerimizi hayatı boyunca karşılaşmayacağı bilgileri öğrenmeye, eleme amaçlı sistemde elenmemek için çalışmaya zorluyor. Birçok kişi Türkçe dil bilgisinden çok İngilizce dil bilgisi bilmesine rağmen bu sınavları geçememekte, hatta tek kelime yabancı dil konuşma becerisi gösterememekte. Bu durum bile mevcut sistemin yanlışlığını bütün çıplaklığı ile gözler önüne seriyor.”

2014-2015 eğitim öğretim yılında akademisyenler için dört dil becerisini de yani okuma-yazma-konuşma-anlamayı ölçen bir akademik dil sınavının elzem olduğunu ve gerekli alt yapı kurularak bunun bir an önce hayata geçmesi gerektiğini ifade ettiklerini hatırlatan Özkoçak, “Maalesef bu talep görmezden gelinmiş olup 2017 yılında yine sadece tek beceriyi ölçen Yükseköğretim Kurumları Dil Sınavı (YÖKDİL) olarak bilinen sınav YÖK tarafından hayata geçirildi. ÖSYM tarafından uygulanan YDS’ye benzeyen bu sınavın ilk 3 oturumu görece çok kolay yapılıp bu sayede dil barajına takılan birçok öğretim elemanı gerekli puanı alarak dil bariyerden kurtuldu. Daha sonra ise ÖSYM’ye devredilen bu sınav zorluk açısından YDS ile eşdeğer hale geldi. Fakat YÖKDİL ile aşılan dil barajı ilgililerin sorunu üstten çözmüş imajı vermelerine yaramış, yaraya pansumandan öteye geçmemiş ve sadece günü kurtarmaya yetmiştir. Günümüz çağında akademisyenlerden ve lisansüstü öğrencilerinden beklenen en az bir hatta iki dili dört beceri açısından da iyi düzeyde kullanmalarıdır. Kalem kâğıt testleriyle sağlanan dil kazanımı bir akademik çalışmayı ya da kitabı gerekli düzeyde anlama ve yorumlama açısından yeterli olmamaktadır” diye konuştu.

'PUAN SİSTEMİ DE GÖZDEN GEÇİRİLMELİ'

Sınav sisteminin bütünüyle yenilenmesinin yanı sıra puan sisteminin de gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Özkoçak, sözlerine şöyle devam etti: “Bir maymun ile balığın ağaca tırmanma yeteneklerini aynı kriterlere göre değerlendirmek ve bir minimum puan alınmasını beklemek doğru değildir. Yabancı dil elbette akademisyenlik için gereklidir. Fakat bilim, sağlık, sanat, edebiyat gibi her alanda aynı barajlar ve aynı sınav uygulanamaz, uygulanmamalıdır. Eğitim almak ve yükselmek için gereken şartlar, eğitimin ve bilimin önüne geçmemelidir. Türk akademisinin acil bir şekilde dört beceriyi de ölçen 'Akademik Dil' sınavına ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor, ilgili mercilerin bir an önce harekete geçmesini arzu ediyoruz.”