LGS’ye geçildiğinde sınav stresinin ortadan kaldırılacağı söylense de böyle bir durum gerçekleşmedi. Sınava giren öğrenci sayısı bu yıl 1,4 milyonu aştı. Rehberlik Uzmanı Ünsal “LGS’nin stres katsayısı TEOG’dan daha yüksek oldu” dedi.

Liselere geçiş sistemi 2017 yılında Erdoğan’ın ‘TEOG değişmeli’ açıklamasının üzerinden 19 saat sonra değiştirildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz o dönem TEOG’un değişmesinin gerekçesini ‘sınav stresini ortadan kaldırmak’ olarak savundu.

Birgün'den Mustafa Kömüş'ün haberine göre; Yılmaz şunları söyledi:

“Sınav 8. sınıfta başlıyordu ama çocuklar 6. sınıftan itibaren bir yarışa giriyordu. Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için stresi kaldıracak basit, kolay ve anlaşılır bir sistem getirelim dedik.” Ancak süreç Yılmaz’ın dediği gibi yürümedi. Liselere Geçis Sınavı’na (LGS) her yıl 1 milyonu aşkın öğrenci başvurdu. Üstelik TEOG’un aksine öğrenciler sınırlı sayıda okula girebilmek için yarıştı. Bunun yanında getirilen mahalli yerleştirme sistemiyle TEOG’un aksine öğrencilerin istemedikleri imam hatip ve meslek liseleri gibi okul türlerine girmek zorunda bırakılması da başka bir strese neden oldu. Üstelik bu yıl 4+4+4’ün ilk yılında okula erken başlayan çocukların da liseye başlayacak olması da sınava giren öğrenci sayısında 400 binlik bir artışa neden oldu.

LGS’ye giren öğrenci sayıları şöyle gerçekleşti:

► 2018: 1 milyon 9 bin

► 2019: 1 milyon 74 bin

► 2020: 1 milyon 472 bin

Gerçeklikle uyuşmayan plan

Rehberlik Uzmanı Salim Ünsal konuya ilişkin BirGün’e değerlendirmelerde bulundu. TEOG’da bütün okulların LGS’de sadece sınırlı sayıda okulun sınava tabi olduğunu ifade eden Ünsal şunları söyledi: “2017’de ‘kontenjanın yaklaşık yüzde 10’u kadar sınavla öğrenci alacağız’ gibi bir değerlendirme yapmışlardı. Hâl böyle olunca aslında velinin önüne bir sistem koymadılar. ‘Şu başarı düzeyindeki öğrenciler sadece ön sınava girer’ şeklinde bir kısıt koymayınca doğal olarak veli; çocuk ister başarılı olsun ister olmasın çocuğunu bu sınavlara başvuru için hazırladı. Bir şekilde okulda hazırladı, kurslara verdi, özel dersler aldırdı. Bunda da özellikle adrese dayalı liselerdeki nitelik düşüklüğünü düşündü. Yani kâğıt üzerindeki plan gerçeklikle çok uyuşmadı. Doğal olarak LGS’nin öğrencinin sınav kaygısını çok da azalttığı söylenemez. Hatta belki daha da strese sokmuş olabilir. Diğer türlü öğrencinin alternatifi çoktu. A lisesine giremiyorsa B’ye giriyordu. B’ye giremiyorsa C’ye giriyordu. Ama burada yalnızca A ve B var. C yok D yok. Çocuk otomatikman yakınındaki bir meslek lisesine düşmüş olabiliyor, imam hatibe düşmüş olabiliyor, nitelik olarak düşük bir anadolu lisesine düşmüş olabiliyor.”

Merkezi sınav baskısı

LGS’de sınav sorularının eskiye göre biraz daha zorlayıcı olduğunu aktaran Ünsal şöyle konuştu: “Bu da öğrencileri bence sınav kaygısına sevk etti. Çünkü LGS’deki sınav kalıbını al üniversite hazırlık sınavına sor o öğrenciler bile zorlanır. Eğer bir ülkede bir sınavla öğrenci alınan okullar belirleniyorsa ve bunlar o ülkenin en iyi okullarıysa, herkes o iyi okula girebilmek için şansını denemek ister ve sınava başvurur. Doğal olarak başvuruda bir kriter kısıtlaması getirmediğiniz takdirde herkes bu sınava başvurup çocuğunun şansını denemek isteyecektir. Doğal olarak sayı azalmayınca sınav kaygısı ve sınav stresi de azalmadı. Sınav stresini artıran bir diğer unsur da merkezi sınav. O günkü performansı çok kötüyse bu çocuk için iyi bir okula gidemeyecek olmanın habercisidir. Oysa TEOG’da öğrenciler okuldaki bir yazılı sınavına giriyormuş gibilerdi. Dağıtılmış bir sistem vardı. Bence LGS’nin stres kat sayısı çok daha yüksek.”