Muhalefetin de oy verdiği tezkerede o madde dikkat çekti

Korkusuz yazarı Can Ataklı, Meclis'ten geçen HDP ve TİP dışında muhalefetin de destek verdiği tezkeredeki bir maddeye dikkat çekti.

Muhalefetin de oy verdiği tezkerede o madde dikkat çekti

Can Ataklı yazısında, "Tezkerede Cumhurbaşkanı'nın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başka ülkelere gönderebileceği gibi başka ülkelerin silahlı kuvvetlerini Türkiye'ye getirebileceği de belirtiliyor." bölümünü aktararak, "Şu anki psikolojik ortama göre, Amerika olamaz gibi düşünebiliriz ama belki de Amerikan askerinin rahatlıkla Türkiye'ye girebilmesi için konmuştur bu madde." dedi.

İŞTE O YAZI

Muhalefetin de oy verdiği tezkereye göre hangi yabancı askerler Türkiye'ye gelecek?
Artık Suriye'ye girmemiz için hiçbir engel kalmadı.

Meclis, Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi'ni de onaylayarak son “hukuki” prosedürü de tamamladı.

Bu andan itibaren Cumhurbaşkanı Erdoğan istediği anda vereceği emirle, silahlı kuvvetlerimizin Suriye topraklarındaki operasyonunu başlatacak. (Belki siz bu satırları okuduğunuz sırada bu emri çoktan vermiştir.)

Muhalefetin de (HDP hariç) desteklediği tezkereye göre; operasyonun nasıl yapılacağına, alınacak tedbirlere ve bunun için sağlanacak imkanlara bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan karar verecek.

Bu tezkere ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti uluslararası platformda da hukuken tüm kuralları yerine getirmiş oluyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tezkereye “içlerinin yana yana evet oyu verdiklerini” açıkladı. Tabii açıkçası anlamakta zorluk çekiyorum bu açıklamaları.

Madem CHP'lilerin içi yanıyor o halde ne diye tezkereye ‘Evet' diyorlar.

Sanıyorum tezkeredeki bazı bölümler CHP'lileri rahatsız etmiş. Ancak bunun ne olduğunu söylemiyorlar, sadece “içlerinin yandığını” belirtiyorlar o kadar. Tabii tezkereyi okudular mı?

Onu da pek bilemiyorum ama mutlaka okumuşlardır. İstersiniz tezkereden bir bölümü sizlerle de paylaşayım.

Bu tezkere aslında yeni değil, daha önce çıkarılmış tezkerenin uzatılmasını sağlıyor aslında.

Tezkerenin girişinde, bölgemizdeki terör olayları özetlendikten sonra asıl önemli konu şöyle vurgulanıyor; “……Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere; hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanı'nca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanı'nın belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması….”

Dikkatinizi çekti mi bilemiyorum; tezkerede Cumhurbaşkanı'nın, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin başka ülkelere gönderebileceği gibi başka ülkelerin silahlı kuvvetlerini Türkiye'ye getirebileceği de belirtiliyor.

İşte bu noktayı anlayamadım.

Türkiye, sınırının hemen ötesindeki, kendisine yönelik bir terör örgütünü dağıtmak için Suriye'ye girmiyor mu?

O halde, bu amaçla ülkemize yabancı ülke askeri neden gerekli olabilir ki? Velev ki böyle bir durum ortaya çıktı, Türkiye'ye hangi ülkenin silahlı kuvvetleri gelecektir?

Rusya olabilir mi?

Ya da İran?

Şu anki psikolojik ortama göre, Amerika olamaz gibi düşünebiliriz ama belki de Amerikan askerinin rahatlıkla Türkiye'ye girebilmesi için konmuştur bu madde.

Dün sabah Tele 1 televizyonundaki programımda da sordum bu soruyu. Bu soruyu sorarken rejideki arkadaşlar, adı artık “Milli Suriye Ordusu” olarak değiştirilen Suriyelilerin görüntülerini ekrana verdiler. Pek çok izleyicim de “Muhtemelen kastedilen yabancı silahlı kuvvetler bunlardır” diyen mesajlar attılar.

Sanmıyorum. Çünkü IŞİD'den bozma çapulcu topluluğunu andıran bu kalabalıklar “bir ülkenin silahlı kuvvetleri” olarak adlandırılamaz.

Tabii muhalefetin içi yana yana oy vermeden önce “Erdoğan'ın Türkiye'de görevlendirebileceği yabancı askerler hangi ülkeden gelecektir?” diye sorsaydı keşke, biz de meraktan kurtulmuş olurduk.

BUNU YAZMAK GEREK

Operasyon, Amerika'nın belirlediği çerçevede olacak
Yazılarımı yazdığım sıralarda çeşitli kaynaklardan çelişkili haberler gelmeye devam ediyordu.

Kimi yabancı ajanslar Suriye'ye girildiğini söylemeye başlamıştı.

Peki operasyonun kapsamı ne?

Hangi hedefler vurulacak?

Bölgede kalıcı olunacak mı?

Suriye topraklarındaki harekat merkezi nereye kurulacak?

Bu sorulara henüz cevap yok.

Ama zaten işin aslına bakarsanız, Amerika'nın çizdiği çerçevenin dışına çıkılması pek mümkün değil. Operasyonda da Amerika ne diyorsa o olacak.

Bakın bunu nasıl bu kadar kesin yazabiliyorum biliyor musunuz; sadece ve sadece iktidarın, hal ve tavırlarına bakarak. Trump, çok ağır sözlerle hakaretler yağdırdı.

Bazı Amerikalı yetkililer de aynı şeyi yaptılar. Sonra bir yumuşama sağlanmış gibi göründü. Ancak bu süreçte iktidar yetkililerinden, Amerika ve Trump aleyhine tek cümle bile edilmedi.

Sıradan günlerde bile “Eyyy Amerika” gürlemelerini çok duyardık ancak en gerekli olduğu günde kimsenin ağzını bıçak açmıyordu.

Sebebi basit; “Yaptık bir hata, düzeltemezsek yandık, susalım ve verilen ödevi yapalım” görüşü ağır bastı gibi geliyor bana.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Bu silahlı Suriyeliler zaten Türkiye'deymiş
Tezkerenin kabul edilmesinden sonra güney illerimizde çok ciddi bir başka hareketlenme daha oldu. Baştan aşağı silahlı ve üniformalı birtakım adamlar, sivil otobüslerle akın akın operasyonun yapılacağı bölgemize gelmeye başladılar. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, önceki gece yarısı attığı İngilizce tweette, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kısa süre içinde Özgür Suriye Ordusu ile birlikte Türkiye-Suriye sınırını geçeceğini yazdı. Hem sarayın bu önemli açıklamasından hem de silahlı Suriyelilerin otobüslerle bölgeye getirilmesinden anlıyoruz ki, bu milisler Türkiye'de barındırılıyormuş. Eğer tezkerede sözü edilen “yabancı silahlı kuvvetler” tanımı ile bunlar kastediliyorsa, o zaman “Tezkereden önce hangi hak ve hukuka dayanarak bu kişileri silahlarıyla birlikte Türkiye'de tuttunuz?” diye sormak hakkımızdır. Muhtemelen “Eski tezkerenin süresi dolmadı, bu sayede Türkiye'deler” cevabını alabiliriz.

Buna bir şey diyemem ama şunu söylerim; “IŞİD'den bozma bir tür çapulcuların toplandığı bu sözde orduyu, benim silahlı kuvvetlerimin değerli komutanlarının midesi nasıl kaldırıyor?”

Bİ SORALIM BAKALIM

Suriye Milli Ordusu denilen adamların silahlarını kim verdi?
Operasyon bölgesine otobüslerle gönderilen ve Suriyeli oldukları söylenen kişiler tepeden tırnağa silahlılar.

İktidarımız, bu kişilerin “Milli Suriye Ordusu” askerleri olduğunu söylüyor.

Kısa bir süre öncesine kadar bunlara Özgür Suriye Ordusu diyorlardı.

Belli ki özgürlükleri gitmiş ama bu sefer de milli olmuşlar.

Şimdi şunu çok merak ediyorum; bu adamlara üniformalarını kim verdi, silah, teçhizat ve mühimmatı nereden buldular?

Herhalde bana kahkahalarla gülüyor ve “Kim olacak tabii ki biz verdik” diyorsunuzdur mutlaka.

Bunları AKP iktidarının yaptığını elbette ben de biliyorum, ayrıca bunu saklamadılar zaten, hatta Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eğitiminden geçtikleri bile kaç kere haber oldu.

O halde asıl soruyu sorayım;

Bu adamları hangi hak ve hukuka uygun olarak silahlandırdık, teçhizat verdik ve üniforma giydirdik?

İktidarın, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına bunu yapmaya hakkı var mı?

Komşu bir ülke yönetiminin “terörist” olarak kabul ettiği gruplara arka çıkmak ne anlama geliyor?

Çünkü sonuçta biz de “terörist” olarak kabul ettiğimiz PYD'nin Amerika'dan silah, mühimmat ve teçhizat yardımı almasına şiddetle karşı çıkıyoruz ve bu nedenle bir tür savaşa girer gibi Suriye'de operasyon yapmaya hazırlanıyoruz. Biz bu konuda kendimizi haklı görüyorsak, Suriye ve hamisi Rusya, “Terörü bertaraf etmek için Türkiye topraklarında operasyon yapacağız” derse ne olacaktır?

Soru basit de kafa karıştırıyor.

ÖNERİ

S-400'ler derhal güney sınırlarımızda kurulmalıdır
Amerika'ya inat S-400'leri aldık, öyle değil mi?

Rus uçaklarının getirdiği paketlerin görüntülerini, yandaş tetikçi medyamız “iftiharla” yayınlamıştı hatırlarsanız. Erdoğan, öyle bir dünya lideri ki Amerika'ya rağmen S-400'leri almıştı. Artık eskisi gibi Amerika'nın önünde ceket ilikleyen bir başkanımız yoktu. Tam tersine Amerika'yı dize getiren bir süper başkana sahiptik. Bunlar güzel şeyler, hepimizi gururlandırıyor. Tabii S-400'leri aldık ama nedense bunların kurulması nisan ayını bulacakmış. Nedendir bilemiyorum. Sonuçta bir kamyon, bir batarya ve bir dizüstü bilgisayardan oluşan sistem bu. Aylarca kurulumu bitirilemez mi? Ne bileyim, askeri uzman da değilim, bilgisayar uzmanı da.

Ama şimdi durum farklı. Suriye'ye operasyon yapmak üzereyiz. Ne var ki Amerika, bölgedeki hava sahasını bize kapattı. Eğer uçak, helikopter veya damat beyin SİHA'larından uçurmaya kalkarsak bunlar otomatik olarak “düşman kabul edileceği için” vurulacaklar. O halde S-400'lerin şimdi tam sırası. Sistemin aheste aheste kurulmasına son verilmeli, kamyonlar ve rampaları derhal güney illerimize taşınmalı, gerekirse Rusya'dan ilave uzmanlar getirilerek sistem hemen kurulmalı. Kurulmalı ki, uçaklarımız uçtuğunda onlara yönelik bir füze saldırısı da bertaraf edilmeli ve operasyonun başarılı olması sağlanmalı.

Etiketler
Can Ataklı HDP Muhalefet