TMMOB ve birliğe bağlı 12 oda, talan projesi Kanal İstanbul için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na karşı bir dava daha açtı. 

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hayalim”, uzmanların ise “Bölgenin ekolojik dengesini bozar” dediği Kanal İstanbul tartışılmaya devam ediyor.

Birgün'den Uğur Şahin'in haberine göre, mega proje için açılan dava sürerken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve TMMOB’ye bağlı 12 oda, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘onayladığı’ 1’inci, 2’nci ve 3’üncü etap imar planlarını yargıya taşıdı. TMMOB ve bağlı odalar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhinde 2 Temmuz’da onanan ‘1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planları’ ile ‘1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planları’nın yürütmesinin durdurulmasını istedi.

İstanbul İdare Mahkemesi’ne sunulan dilekçede; TMMOB’nin yanı sıra Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Jeofizik Mühendisleri Odası, İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası İstanbul Şubesi, Ziraat Mühendisleri Odası, Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi, Jeoloji Mühendisleri Odası, Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi imza koydu.

ANAYASA’YA AYKIRILIK

3 bin 982 hektarlık alanı kapsayan ‘1. Etap 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı’ ve ‘1. Etap 1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’na ilişkin onama sınırları, AKP’li Arnavutköy Belediyesi ilçe sınırları içerisinde yer alıyor. Alanda Baklalı, Boyalık, Tayakadın, Yassıören ve Yeniköy mahalleleri bulunuyor. Dava dilekçesinde, bölgenin rezerv yapı alanı ilan edildiği hatırlatılarak, alana İstanbul’un riskli alanlarında yaşayan nüfusun taşınması gerektiği bildirildi.

Projenin gerçekleşmesi halinde alanda telafisi imkânsız ölçekte su, kumul, orman ve yaban hayatı kaybı gerçekleşeceğinin altı çizilen dilekçede, söz konusu planın Anayasa’ya da aykırı olduğu da bildirildi. Planın öncelikle ‘yürütmesinin durdurulmasının’ ardından da iptaline karar verilmesinin talep edildiği dilekçede, şöyle dendi: “Dava konusu planlar, Anayasa ve yasalarda belirtilen kamu yararını içermediği gibi, orman alanlarını, kıyıları, su havzalarını, tarım ve mera alanlarını, yani İstanbul’un ve Trakya’nın tüm yaşam kaynaklarını tüketecek, Karadeniz ve Marmara Denizi’nin ekosistemini bozacak, hassas ekosistemler üzerinde yoğun bir yapı ve nüfus baskısı oluşturacaktır. Bu anlamda, dava konusu planların, Anayasa’nın maddelerine aykırı bir niteliği haiz olduğu ortadadır.”

ORMAN ALANIYLA ÇEVRİLİ

‘2. Etap 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı’ ve ‘2. Etap 1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planı da yargıya taşındı. Dava dilekçesinde projenin kapsadığı bölgenin 3’üncü derece deprem riskli alan olduğu hatırlatıldı: “Planlama alanı içerisinde toplam 94,7 ha orman alanı bulunmaktadır. Planlama alanı çevresinde bulunan en büyük ve önemli kumul sistemini temsil eden Terkos kumulları, çok sayıda dar yayılışla ve bölge için endemik olan türleri içermesi nedeniyle, uluslararası önem kazanmıştır. Birçok köy kısmen ya da tamamen önlemli alan sınırları içerisinde kalmaktadır. Bu da, havza alanı içinde kalan bu yerleşmelerin plandan etkileneceğini göstermektedir. Planlama alanının kuzeyi, kuzeybatısı ve doğusu orman alanları ile çevrilidir. 2. Etap kapsamındaki özel proje alanı içinde, konut ve konut + ticaret fonksiyonları yer alacaktır. Dünyanın ve ülkemizin içerisinden geçmekte olduğu pandemi süreci, gıda ve su açısından kentlerin kendine yeter olabilmesinin önemini tüm açıklığı ile ortaya koymuştur. Tarım topraklarını, meraları, orman alanlarını ve su havzalarını tüketen dışa bağımlı tarım ve hayvancılık politikasının hataları, bugün en çarpıcı şekliyle ortadadır. Böylesi bir gerçekle açıkça yüz yüze olduğumuz bu dönemde, ömrü 100 yıl olan bir suyolu projesi için ödenecek bedelin bilimsel ve insani bir karşılığı bulunmamaktadır.” TMMOB ile TMMOB’ye bağlı 12 oda, 2. Etap planlarının da yürütmesinin durdurulmasını istedi.

YENİ RİSKLER EKLENİYOR

Dava dilekçesinde, ‘3. Etap 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı’ ve ‘3. Etap 1/1.000 Ölçekli Uygulama İmar Planı’na karşı ise şu ifadeler yer aldı: “Başakşehir İlçesi’nin Şahintepe, Güvercintepe, Kayabaşı ve Şamlar olmak üzere beş mahallesi; Arnavutköy İlçesi’nin Sazlıbosna, Hacımaşlı, Hadımköy, Haraççı, Çilingir ve Dursunköy olmak üzere altı mahallesi çalışma alanına dahil olmaktadır. Sazlıbosna Barajının büyük bir kısmı da planlama alanında yer almaktadır. Projenin kapsadığı bölge büyük ölçüde 2. derece deprem riskli alanlardır. Söz konusu plan ile gelecek olan nüfusun yaklaşık 547 bin kişi olacağı, hatta uygulama sürecinde emsal değerinden kazanılacak ek haklar ile toplam nüfusun yaklaşık 711 bin kişiye kadar varacağı düşünülmektedir. Belirtilen nüfus, 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı eşiklerini gözardı ederek, beklenen ve her geçen gün yaklaşan İstanbul depremi açısından yeni riskler yaratmak anlamına gelmektedir. Planlama teknikleri açısından dava dilekçesinde belirtilemeyecek kadar çok sayıda gösterim tekniği hatası bulunmaktadır. Plan okunabilir ve anlaşılabilir değildir.”