Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un kapatılan termik santrallara ilişkin Manisa’da yaptığı bir açıklama, kapatılan santralların tekrar açıldığını açıkladı. İktidar tarafından geçtiğimiz yıl sonunda, halen kamu tasarrufunda olan Afşin-Elbistan B ve 18 Mart Çan Santralları ile özelleştirilen diğer yerli kömür yakıtlı eski santrallar için çevre mevzuatına uyum konusundaki muafiyet süresi uzatılmış ve kamuoyu tepkileri üzerine bu düzenleme Cumhurbaşkanı tarafından veto edilmişti.

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, çevreyi kirlettiği için kapatılan ancak tekrar devreye giren linyit yakıtlı tesislere ilişkin bir açıklama yaptı.

Yener, "Meslek etiği, toplum sağlığı ve toplum yararı için  soruyoruz: Çevre mevzuatına göre alınması gereken tüm önlemleri aldıkları ve yasal yükümlülükleri karşılayarak çalıştırıldıklarına dair ciddi bilimsel ve güvenilir çalışmalar kamoyu ile paylaşılmadan, salt idari kararlarla santralların çalışmasına izin verilmesi kamu vicdanına uygun mudur?" ifadelerini kullandı.

Yener'in açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

Geçtiğimiz günlerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un kapatılan termik santrallara ilişkin Manisa’da yaptığı bir açıklama basında yer almıştır. Bakan, bu açıklamasında, kapatılan santrallerde yapılan incelemelere göre, işletmecilerin zorunlu olarak kurması gereken baca gazı filtrelerini, baca gazı arıtma ve sürekli emisyon ölçüm sistemlerini büyük ölçüde tamamladığına işaret ederek, santrallerin kalan kısmında ise çalışmaların devam ettiğini, yaklaşık 142 milyon lira tutarındaki çevresel yatırımlarını tamamlayan Soma Termik Santrali’nin 6 ünitesinden 4’üne, Kangal Termik Santrali’nin kapalı olan 2 ünitesine, Çatalağzı Termik Santrali’nin kapalı olan 2 ünitesine, Seyitömer Termik Santralinin 4 ünitesinden 2’sine, Tunçbilek Termik Santralinin 3 ünitesinden 2’sine ve Afşin A Termik Santralinin de 4 ünitesinden 2’sine bir yıl geçici çalışma ruhsatı verildiğini, bu ünitelerin mevzuata uygun hale getirildiğini kamuoyuna bildirmiştir. Bakan’ın yaptığı açıklamada, söz konusu santrallara kurulduğu öne sürülen yatırım maliyeti görece daha düşük, ancak işletme giderleri fazla olan baca gazı kükürt arıtma sistemlerinin amaca ne kadar uygun oldukları, uzun süreli çalışmada çevre mevzuatı sınır değerleri açısından yeterli olup olmayacağı ve maliyet nedeniyle sürekli devrede olup olmayacakları belirsiz durumdadır. Önceki açıklama ve yayınlarımızda belirtildiği gibi, bu santrallardaki tek eksiklik Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi (veya kamuoyuna yansıtıldığı ifadeyle sadece “filtre”) olmaması değildir. Kükürt arıtma tesisi yanı sıra, 01.01.2020 tarihinde çalışmasına izin verilen santrallar da dahil olmak üzere eski-yeni tüm santrallarda baca gazındaki azot oksit salımı için de önlemler alınması gerekmektedir. Öte yandan eski santralların birçoğunda katı atık depolama sahaları da problemlidir. Öyle ki küller uçuşmakta veya sızıntı nedeniyle zararlı maddeler toprağa ve yeraltı sularına karışmaktadır. Çevre mevzuatının gereklerini tam olarak yerine getirip getirmedikleri hususu tartışmalı olmasına karşın Ocak 2020 başında Geçici Faaliyet Belgesi verilerek Haziran 2020 sonuna kadar çalıştırılmalarına izin verilen söz konusu santrallarda (kamu bünyesindeki Afşin-Elbistan B Santralı ile özelleştirilmiş olan Yatağan, Orhaneli ve Çayırhan Termik Santralları), toz filtrelerinin ve baca gazı kükürt arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, azot oksit salımları için önlemler alınması ve katı-sıvı atıkların bertarafının çevre mevzuatına uygun olması gerekmektedir. Özetle, 01.01.2020 tarihi itibarıyla çalıştırılmasına izin verilen santralların ve geçtiğimiz günlerde yeniden çalışma izni verildiği bildirilen santralların çevre mevzuatının gereklerini tam olarak yerine getirip getirmedikleri hususunda ciddi kuşkular bulunmaktadır.

TOPLUM YARARINA UYGUN MU?

Yener, belirtilen hususların Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetki, görev ve sorumluluk alanında olduğunu belirterek yöneticilere şu soruları yöneltti:

⇒Söz konusu santralların yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğine dair ciddi bilimsel ve güvenilir çalışmalar ne ölçüde yapılmıştır? Böyle çalışmalar yapılmışsa, neden kamuoyuyla paylaşılmamıştır? Yapılmamışsa, salt idari kararlarla bu santralların çalışmalarına nasıl izin verilmektedir?

⇒Bütün eksiklerin giderildiğine dair bilimsel ve güvenilir çalışma ve belgeler kamuoyu ile paylaşılmadan, söz konusu santralların çevre mevzuatına göre olması gereken ekipman ve sistemleri tam olmaksızın çalışmalarına izin verilmesi, kamu yönetimin görev etiği ve sorumluluğu ile bağdaşmakta mıdır, toplum yararına uygun mudur?

⇒Baca Gazı Kükürt Arıtma Tesisi yatırımlarına başladıkları ve ilerleme kaydetmiş oldukları gerekçesiyle çalışma izni verilmiş olan santrallarda (kamu bünyesindeki 18 Mart Çan ile özelleştirilen Yeniköy ve Kemerköy Termik Santralları) gerekli yatırımlar tamamlanmış ve devreye alınmış mıdır?

⇒Söz konusu santrallarda baca gazı salımlarının (emisyonların) anlık olarak izlendiği sistemlerin mevcut olduğu ve katı–sıvı atıkların da izlenebildiği bilinmektedir. Bu atıkların başta yerel halk olmak üzere ülke halkının sağlığını çok ciddi şekilde olumsuz yönde etkilediği, canlı yaşamını ve doğayı tahrip ettiği kuşkusuzdur. Buna rağmen veriler neden kamuoyuyla paylaşılmamakta ve gizli tutulmaktadır?

⇒Yukarıda belirtilen, azot oksit ve katı atık depolama tesisi sorunları bu santrallarda çözülmüş müdür yoksa devam mı etmektedir? Sorunların çözümlenmediği ve devam ettiği santrallarda gerekli çevre koruyucu önlemler tamamlanmadan elektrik üretiminin sürdürülmesi, hangi bilimsel çerçevede uygun görülebilmektedir?

⇒Çevreye verilen zararları azaltıcı yatırımları sonuçlandırmayan santralların üretimlerini sürdürmeleri ve üzerine bir de kapasite tahsisi vb. mekanizmalarla kamudan maddi destek almaları toplumsal vicdana uygun mudur?

⇒Geçtiğimiz yıl kamuoyundan gelen baskılar sonucunda Cumhurbaşkanınca çevre mevzuatı muafiyet süresi veto edilen ve veto kararı da basında “halkın zehirlenmesine izin verilmeyeceği” başlıklarıyla duyurulan santrallarda o günden bugüne gerekli iyileştirme yatırımlarının eksiksiz olarak yapıldığı kanıtlanmamış iken bugün itibarıyla çalışmalarına izin verilmesi vicdani, adil ve yasal bir uygulama olarak kabul edilebilir mi?

⇒Bu durum, ülkemizi doğasıyla ve yurttaşlarıyla santralların neden olduğu birçok zararlı etkiye maruz bırakmak anlamına gelmiyor mu?

YÖNETİCİLERİN GÖREVİ SERMAYEYİ DEĞİL, ÜLKENİN ÇIKARINI KORUMAKTIR

"Sonuç olarak Odamız, atanmış ve seçilmiş yöneticilerin görevinin, santral yatırımcısı sermaye gruplarının çıkarlarını kollamak değil, her ne pahasına olursa olsun o bölgede yaşayan insanların, toplumun, çevrenin, doğanın ve ülkenin çıkarlarını korumak olduğu düşüncesindedir" diyen Yener, sözlerini şöyle sonlandırdı:

İlgili yöre halkı ve tüm yurttaşların söz konusu santralların gerekli önlemleri alıp almadıklarını, kurulan tesislerin “göstermelik, göz boyamalık” olup olmadığını bilme hakları; konuyla ilgili idarelerin de bu konularda halkı aydınlatma, bilgilendirme sorumluluğu vardır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı bu doğrultuda davranmaya, izin belgeleri ve denetim raporlarını yurttaşların erişimine açık hale getirmeye, tüm santral ve endüstriyel tesislerde salımlar ve atıklarla ilgili anlık ve toplu ölçüm ve izleme verilerini ilgili santral ve tesislerin internet sitelerinde yayımlanmasını sağlamaya, şeffaflığı ve erişilebilirliği tesis etmeye çağırıyoruz.

Kaynak: Birgün