“Jeopolitik”, ülke coğrafyasını dünya politikasında kullanma sanatıdır. Ülkenin coğrafyası, jeopolitiğin değişmez unsurudur. Coğrafya ülkelerin geleceğini belirler. Türkiye, coğrafi konum itibariyle bir devdir. Dev olan coğrafi konumun dünya politikasında kullanılma sanatı, jeopolitik gücünüzü yansıtır. 

Türkiye bugün Suriye, Libya, Doğu Akdeniz olmak üzere üç cephede askeri varlığını sürdürüyor. Yurt içinde ve Kuzey Irak’ta PKK bölücü terör örgütüyle mücadele ediyor. Ayrıca, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de, Türkiye’nin Deniz Yetki Alanlarını ihlal eden Yunanistan’la zaman zaman gerginlik yaşanıyor. Jeopolitik güç mücadelesinde, Türkiye aynı anda üç buçuk cephede varlık göstermek durumunda.

Türkiye’nin Suriye’de iki yeni komşusu, ABD ve Rusya… İki küresel güçle komşu olmak, Suriye Arap Cumhuriyeti’yle komşu olmaktan çok daha fazla maliyetli. Kuvvetli bir askeri varlığınızın yanında, etkili ve sonuç alıcı diplomasi de önem kazanıyor. Suriye’de atlan her adım, Libya cephesini; Libya’da atılan her adım Suriye ve Doğu Akdeniz cephesini etkiliyor. 

¨Askeri güç¨ ya da ¨sert güç¨, etkili ancak kesin sonuç almak için her zaman yeterli olmuyor. Türkiye’nin, bu cephelerde karşı karşıya kaldığı aktörler, kesin sonuç alıcı darbenin atılmasına engel olabiliyorlar. Kabul edilebilir riskin ötesinde etki oluşturma yeteneğine sahip aktörlerle yol almak, jeopolitik gücünüzle doğru orantılı. Türkiye’nin Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz politikasını etkileyen aktörlere göz atalım…

ABD: Suriye ve Irak’ta izlediği politikalar, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına tümüyle aykırı. Irak ve Suriye’nin bölünmesi yönünde adımlar atan; Türkiye’nin coğrafi bütünlüğüne kasteden YPG/PKK terör örgütüne destek veren; Suriye İdlib’te radikal unsurları kullanan bir ABD… Başlangıçta Libya’ya kayıtsız kalan ABD, Rusya’nın Libya’da artan gücü karşısında Türkiye’nin Rusya’yla kapışmasını fırsat kolluyor. Libya’nın parçalanmasını önemsemiyor. Hem Türkiye’nin desteklediği Trablus merkezli Ulusal Mutabakat hükümetiyle, hem de karşı cephede yer alan Hafter’le görüşüyor. Rusya’dan satın alınan S-400 nedeniyle, F-35 savaş uçaklarını Türkiye’ye vermeyen ve ekonomik yaptırmaları masada tutan bir ABD…

S-400 Hava Savunma Sistemini, egemen bir ülke olarak NATO’nun tehdit olarak algıladığı Rusya’dan satın almanın sonuçlarını karşılayabilecek bir jeopolitik güç önemli. F-35 savaş uçağı üretim zincirinde yer alan Türkiye’nin, S-400 gerekçesiyle hem üretim zincirinden çıkarılması hem de 1.25 milyar dolar ödemiş olmasına rağmen, uçakların verilmemesi riskini sıfırlayacak bir jeopolitik güç oldukça önemli. 

Suriye’de, Türkiye’nin BEKA sorunu olan YPG/PKK terör örgütü gün geçtikçe güçleniyor. YPG/PKK’nın ortaya çıkmasından önce, PKK’nın mevcudu yaklaşık 6 bindi. Suriye’deki YPG/PKK, ABD’nin sürekli desteğiyle 50-60 bin silahlı terörist gücünde düzenli bir orduya dönüştürülüyor. Yurtiçinde ve Kuzey Irak’ta, yürütülen başarılı operasyonlarla PKK terör örgütünün gücü azaltılırken, Suriye’de YPG/PKK gücünün 10 kat arttığı gerçeğiyle karşı karşıyayız. Türkiye’nin coğrafi bütünlüğüne kasteden YPG/PKK terör örgütünün lojistik desteği, ABD tarafından sağlanıyor. YPG/PKK’ya verilen silah, Kuzey Irak’ta ve yurt içinde, 36 yıldır mücadele edilen PKK tarafından kullanılıyor. Bir terör örgütünü ayakta tutan, güçlendiren en önemli faktör lojistik destektir. ABD’nin YPG/PKK’ya var olan kararlı lojistik desteği kesilmeden, PKK bölücü terör örgütünü yok etmek mümkün görülmüyor. Bu açıdan Türkiye, terör örgütüyle mücadelesini sürdürürken, ABD’yi YPG/PKK’ya verdiği destekten vazgeçirmelidir. İşte burada jeopolitik gücünüz devreye giriyor. ABD’nin, YPG/PKK terör örgütüne verdiği desteği sonlandırabilecek bir jeopolitik güç…

Rusya: Suriye’deki konumunu Libya’ya klonlamak istiyor. Sirte’de deniz, Cufra’da hava üssü elde etme peşinde. Hafter’in kontrolündeki Sirte ve Cufra’yı kırmızı çizgi ilan etti. Libya üzerinden Kuzey Afrika’da etkisini artırma hedefinde. Suriye’de Türkiye’yle birlikte yol alan Rusya, Libya’da karşı cephede yer alıyor. Fakat, Libya’da kalıcı bir ateşkes için Türkiye’yle görüşme halinde. Türkiye’nin, Suriye ve Libya’da Rusya’yla işbirliği yapması ulusal çıkarlar açısından en uygun seçenek olarak ortaya çıkıyor.

Fransa: Kuzey Afrika’daki (Mağrib) etkisini ve nüfuzunu sürdürmekten yana. Türkiye’nin Libya’ya pençesini atmasıyla, çıkarlarının olumsuz etkilendiğini düşünüyor. Libya’da Türkiye’yi istemiyor. Türkiye’nin Libya’da ve Doğu Akdeniz’de yıpratılması için ABD, AB, NATO ve diğer ülkeler nezdinde girişimlerde bulunuyor. Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı her adımı atmakta ısrarlı.

Almanya: Merkel, Türkiye-AB ve Türkiye-Yunanistan arasında ortaya çıkan gerginliği gidermek için arabulucu rolünü üstleniyor. Bununla beraber Almanya, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarını tahrik edici adımlar olarak görüyor ve açıkça suçluyor. AB-Türkiye ilişkilerinde olası bir ilerlemenin, ancak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerini durdurması hâlinde mümkün olabileceğini belirtiyor. Suriye nedeniyle, Türkiye’ye deniz kuvvetlerinin kullandığı ürünler dışında, silah satışını da yasakladı. Libya’ya uygulanan silah ambargosunun denetlenmesi amacıyla, Libya açıklarına bir firkateyne görevlendiriyor. Hedef, Rusya ve Türkiye…

İtalya: Libya’nın eski sömürgecisi. Petrol şirketi ENI ve ülke çıkarları doğrultusunda, Libya’da varlığını sürdürmek için Türkiye’nin desteklediği Trablus merkezli hükümetle işbirliği yapıyor. Aynı İtalya, Almanya ve Fransa’yla Türkiye’ye karşı işbirliği yapmaktan çekinmiyor.

Mısır: Libya’ya 1200 kilometre sınırı olan bir ülke. Libya’da, Müslüman Kardeşler’in etkisinin artmasını istemiyor. Türkiye’nin Libya’daki varlığını güvenliğine bir tehdit olarak görüyor. Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin ABD Başkanı Trump’la arası iyi. Mısır, Libya’daki adımlarını ABD ile koordine ederek atıyor.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE): Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de her platformda Türkiye’ye karşı politikalar izleyen; Libya’da Hafter cephesine mali destek sağlayan iki ülke. ABD’nin bilgisi dışında, Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’de adım atma iradesi olmayan iki ülke.

Katar: Suriye ve Libya cephesinde, Türkiye’yi destekleyen ülke Katar… Katar’da, ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü yer alıyor, burada yaklaşık 13 bin ABD askeri bulunuyor. 

7 Ağustos 2003… ABD Dışişleri eski Bakanı Condoleezza Rice, Ulusal Güvenlik Danışmanı iken 7 Ağustos 2003’te Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) kapsamında, 23 ülkenin rejimi ile sınırlarının değişeceğini belirtmişti. Moritanya, Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Sudan, İsrail, Ürdün, Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Kuveyt, Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan’ın oluşturduğu ülkeler, 17 milyon kilometrekarelik bir coğrafyayı kapsamaktaydı. 

2 Nisan 2004… ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel, 2 Nisan 2004 yılında Büyük Ortadoğu Projesi’nden (BOP) söz ederken, Türkiye’yi “İslam Cumhuriyeti” olarak tanımladı. “Irak; Türkiye, Pakistan ve diğer İslam Cumhuriyetleri gibi bir İslam Cumhuriyeti olacak” dedi. ABD Dışişleri Bakanı’nın bu açıklaması, aslında Türkiye’de devlet şeklinin değiştirilmesi anlamına geliyordu.

Türkiye, üç buçuk cephede mücadele stratejisini gözden geçirmeli. Yumuşak güç, diplomasi kullanılarak karşı cephenin zayıflatılması önem kazanıyor. 

¨Stratejide her şey çok basit, ancak hiç kolay değil¨ der Clausewitch... ¨Yolun başında stratejik hata yaparsanız, yolculuğunuzun sonuna kadar peşinizi bırakmaz.¨ kuralı da geçerliliğini koruyor…