Kadın Yumurtası Ne İçin Satılır?

Uzun, yıpratıcı ve her köşe başından ayrı bir entrikanın fırladığı gazetecilik mesleğinde artık beni hiçbir şeyin şaşırtamayacağını sanırdım. "Gördüm, yazdım, bitti" diyordum kendi kendime. Yolsuzluklar, olmayacak olaylar, akılalmaz skandallar... Hepsini gördüğümüzü düşündüğümüz o konforlu Mesleki Doygunluk Zirvesi’nden dün sabah aniden aşağı bocaladım. Meğer haber havuzunda henüz karşılaşmadığımız ne cevherler varmış!

A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

CİMER’e yapılan bir ihbarla başlayan, HTS kayıtlarından MASAK raporlarına kadar ilmek ilmek dokunan dev operasyonun detayları önüme düştüğünde dudaklarımdan tek bir cümle döküldü: "Yahu, bu da mı oldu?"

Öncelikle hakkını teslim edelim; İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen ve 14 ile yayılan bu nefes kesici operasyon, organize suçla mücadelede gerçekten şapka çıkarılacak bir emniyet ve yargı başarısıdır. 41 donör kadının toplam 811 kez yumurta satışı yaptığı, doktorundan seyahat acentesine kadar uzanmış devasa bir şebekenin 36 üyesinin tek celsede gözaltına alınması, hukukun üstünlüğü ve insan onuru adına içimize su serpti.

Peki, aklıselim bir insanın aklına hemen şu soru geliyor: İnsanlar neden böyle bir ticarete atılır ve bu yumurtalarla ne yapılır?

Meselenin özü, biyolojik ebeveyn olma arzusu ile katı yasal engellerin çakıştığı o gri alanda yatıyor. Kendi yumurtasıyla anne olamayan ama bebek sahibi olmak isteyen çiftler, yasa dışı yollardan "donör" yani yumurta bağışçısı arayışına giriyor. Süreç ise öyle marketten iki koli yumurta almaya hiç benzemiyor; bayağı ciddi, ağrılı ve karmaşık tıbbi evrelerden geçiyor.

Önce donör kadına günlerce ağır hormon iğneleri (ovaryen stimülasyon) yapılıyor ki vücut tek bir yumurta yerine onlarca yumurta üretsin. Ardından ameliyathane ortamında özel iğnelerle bu yumurtalar toplanıyor. Toplanan bu yumurtalar (oositler), müşteri olan çiftin babasından alınan spermlerle laboratuvar ortamında döllenip embriyo haline getiriliyor. Sonra da bu embriyolar ya alıcı annenin ya da taşıyıcı annenin rahmine transfer ediliyor. İşte yurt dışına—KKTC, Gürcistan veya Arnavutluk gibi merkezlere—uzanan o gizli uçak biletlerinin, lüks otel rezervasyonlarının arkasındaki "teknik evre" tam olarak bu.

Gelelim işin en absürt ve halk arasında en çok kafa karıştıran kısmına...

Haberin detayları ortaya çıktığından beri sokakta, kahvede, sosyal medyada herkes aynı şeyi tartışıyor: "Yahu kardeş, bu kadın yumurtası dedikleri şey zaten organ gibi sabit değil ki! Adet döngüsüyle her ay vücuttan kendiliğinden atılıp gidiyor. Atılacak bir şeyi birine vermek, hatta para karşılığı satmak nasıl organ ticareti sayılır? Mesela para almasaydı, sevabına ücretsiz verseydi yine mi suç olacaktı?"

İşte tam da bu noktada kanun yapıcı ile sokaktaki adamın mantığı karşı karşıya geliyor.

Cevap net: Evet, ücretsiz verseydi de suçtu, tanesini 60-80 Euro’ya satsaydı da suç!

Sistem bunu sadece "ticaret" olduğu için değil, insan soyunun nesebini korumak, kadın bedeninin istismar edilmesini engellemek ve üreme hücrelerinin piyasa malına dönüşmesini önlemek için tamamen yasaklıyor. Türk Ceza Kanunu’nun 91. maddesi son derece açık: Vücut dokularını para karşılığı satmak da, ücretsiz donasyon amacıyla insanları yurt dışındaki kliniklere yönlendirmek de ağır hapis cezasına tabi. Yani "Zaten vücuttan atılacaktı, değerlendirdik" savunması ne yazık ki hakim karşısında hiçbir işe yaramıyor.

"Artık beni hiçbir şey şaşırtamaz" dediğim meslek hayatımın bu demlerinde, insan hırsının ve çaresizliğinin ne kadar yaratıcı yollar bulabileceğine bir kez daha tanık oldum. Ancak bu kez devletin radarları erkenden devreye girdi de bu garip ve yasa dışı çark durduruldu.