“Milli Eğitim Bakanı” sıfatını taşıyan Ziya Selçuk, gören olamasa da bir bakan olduğunu bir kez daha sergiledi. Sonunda ısrarlara dayanamadı. Ve “MEB’in 640 Milyon Euro’su Nerede?1” sorusuna ‘muhteşem’ bir cevap verdi.

Ziya Selçuk’un verdiği cevabı biraz sonra sizler de okuyacaksınız. Ve sanırım, herhangi bir sınavda olsa, kendisinin bile kendisine geçer not vermeyeceği bu cevabın ne denli “muhteşem” olduğu konusunda bana hak vereceksiniz.

Bu cevap “muhteşem”liğinin yanı sıra iki açıdan da çok önemliydi; Bunlardan birincisi, Ziya Selçuk’un neden ve niçin Bakanlık koltuğunda oturmayı hak ettiğini göstermesi açısından. İkincisi de ağzından düşürmediği “ahlâk”, “ahlâki değerler”, “ahlâk telakkisi” ve “ahlâk eğitimin temeli olacak” sözlerinden ne anladığını bir kez daha sergilemesi açısından. Elbette onun ahlâkının…

“Muhteşem”liği bir yana, “Sonunda” dememiz ise boşuna değil. Çünkü daha önce bu konu kendisine defalarca sorulmuştu. Hem bu köşeden hem de TBMM çatısı altından…

Okuyanlar anımsayacaktır. Bu konuda yayımlanan ilkyazı, “Sayıştay Raporu” üzerine kaleme alınan, “MEB’de ‘Karanlık’ ve Meçhul Hesaplara Kim Ziya Olacak?2” başlığını taşıyor ve bir dizi soru içeriyordu. Elbette koskoca bir “Bakan” sıfatını taşıyan Ziya Selçuk, başka işi gücü yokmuş gibi, bunlara cevap verecek değildi.

TBMM Soru Önergesi

Söz konusu yazının yayımlanmasından kısa bir süre sonra, CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, benzer soruları, TBMM çatısı altında Ziya Selçuk’a sözlü olarak yöneltti. Ama “Bakan” bunlara da cevap vermedi.

Ancak CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, “Sayıştay Raporu”na dayanan soruların peşini bırakmamaya kararlıydı. Sözlü sorularına yanıt alamayan Sümer, bu kez 13 Kasım 2020 tarihinde TBMM Başkanlığı’na bir “Soru Önergesi” veriyordu.

 “Soru Önergesi”nde, “Sayıştay Raporuna göre; Avrupa Birliği ile birlikte yürütülen uluslararası fonlardan sağlanan kaynağın bütçe büyüklüğü, 1 Milyar 150 Milyon Euro olup 2019 yılsonu itibariyle 510 Milyon Euro harcama gerçekleştirilmiştir” diyen Sümer, geriye kalan 640 Milyon Euro’yu da kastederek şöyle devam ediyordu:  Ancak; bakanlık bütçesinden ayrı olarak elde edilen milyonlarca Euro’luk gelirin bankalarda açılan özel hesaplarda tutulduğu ifade edilmektedir.  Bu hesapların sayısına, türlerine ve büyüklüklerine ilişkin veri bulunmamaktadır.

CHP Adana Milletvekili Orhan Sümer, buradan hareketle de Ziya Selçuk’a şu iki basit soruyu yöneltiyordu: “1- Sayıştay Raporlarında bahsi geçen bankalarda açılan özel hesaplarda tutulduğu ifade edilen bu hesapların sayısı nedir? Türleri ve büyüklükleri nedir? 2- Bu hesaplar arasında şahsi hesaplar var mıdır? Var ise hesaplarda hangi türden ve ne kadar meblağ bulunmaktadır?”

Orhan Sümer’in yazılı “Soru Önergesi”nden dört gün sonra 17 Kasım’da, önergedeki sorulara yenilerini de ekleyerek daha da ayrıntılı bir biçimde “MEB’in 640 Milyon Euro’su Nerede?” başlıklı bir yazıyla sorunu ve soruları yineledik.

İşte Ziya Selçuk’un “Muhteşem” Yanıtı

Elbette Ziya Selçuk, koskoca bir bakan olarak bizim ayrıntılı sorularımızı muhatap alıp yanıtlamadı. Ancak Milletvekili Orhan Sümer’in TBMM Başkanlığı üzerinden kendisine yönelttiği sorulara süresi içinde cevap verdi. Ve “muhteşem cevap” sıfatını defalarca hak eden şu satırları sıraladı:

“Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu veya diğer ilgili kanunlar uyarınca; belirli faaliyetlerin gerçekleştirilmesi yada projelerin desteklenmesi amacıyla oluşturulan özel hesaplardan yapılan işlemlerin muhasebeleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar 17/10/2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu İdarelerine Ait Özel Hesaplara İlişkin İşlemlerin Muhasebeleştirilmesine Dair Yönetmelik’te belirlenmiştir.  

Bakanlığımız Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca gerçekleştirilen incelemeler sonucunda bahsi geçen Yönetmelik hükümlerine uygun olarak muhasebeleştirilmesi yapılmayan, yasal dayanağı olmayan özel hesaplar raporlandırılmış ve mevzuata uygun olmayan hesapların kapatılması sağlanmıştır.

Ayrıca Bakanlığımız Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından “Özel Hesaplar” konulu 17.03.2020 tarihli yazıyla inceleme raporunda yapılan tespitler doğrultusunda, yasal dayanağı bulunmayan özel hesapların yürürlükte bulunan mali mevzuat hükümleri kapsamında amacına uygun kullanımının sağlanabilmesi için Bakanlığımız teşkilatına gerekli uyarılar yapılmıştır.” 

Ziya Selçuk Top Çevirmiş

Ziya Selçuk’un bu yanıtları arasında, belki de farkında bile olmadan itiraf ettiklerine de 640 milyon Euro’yu sır gibi saklayışına da değinmeyeceğim. Herhangi bir sınavda Orhan Sümer’in “Soru Önergesi”ndeki sorulara yukarıdaki cevapları veren her öğrenci o sınavdan kalır. Ancak ne yazık ki bu durum bakan olmasına engel değildir. Tıpkı Ziya Selçuk gibi…

Ziya Selçuk, MEB’in hibe yoluyla Avrupa Birliği’nden gelen ve Sayıştay’ın bile bulamadığı 640 milyon Euro’yu hem kamuoyundan hem de TBMM’den özenle saklamayı başarmıştır. Bunu kimleri, hangi özel ya da tüzel kişilerin menfaatini koruyup kollamak için yapmıştır, bilmiyorum.

Ancak şu içerisinden geçtiğimiz uzaktan eğitim döneminde tableti ve internet erişimi olmayan çocuklara ilişkin haberlerin ardı arkası kesilmezken; Ziya Selçuk, hibe yoluyla gelmiş yüz milyonlarca Euro’nun akıbetinin bile üzerini örtmeye yeltenen bu “muhteşem” cevabıyla iki şeye neden olmuştur:

Birincisi eğer hâlâ kendisini dinleyen öğretmen ve öğrenci kaldıysa, bunlara kötü, hem de çok kötü bir örnek olmuştur. İkincisi, bakanlık koltuğuna atandığı günden beri ağzında bir sakız misali çiğneyip çürüttüğü “ahlâk”, “ahlâki değerler”, “ahlâk telakkisi” kavramlarını da yalayıp yutmuştur artık.

Elbette bu durum, Ziya Selçuk’un, her insan gibi, insan olma hasebiyle ahlâklı ve ahlâki eylemlerde bulunan bir kişi olduğu gerçekliğini ve hakikatini ortadan kaldırmaz. Ancak, onun ahlâkıyla bizim ahlâkımızın asla aynı olmadığını ve olamayacağını gösterir yalnızca.

İşte tam da bundan dolayı, onun eğitimin temeli olacağını söylediği ahlâk ve ahlâk anlayışı asla kabul edilemez. Çünkü… (bunun devamı size kalmıştır artık)

Ben şunu söylemekle yetineyim şimdilik: Boşuna “Onların Ahlâkı ve Bizim Ahlâkımız3” diye yazmadık efendim!  Bizden ırak olsun onların ahlâkı...

* Ankara Üniversitesi, DTCF Felsefe Bölümü mezunu ve “Arzu Okulu”, “Aşk Mavidir Öğretmenim”, “Lağımpaşalı”, “Öğretmen Düzenin Duvarındaki Tuğla”, “Edebiyat Nedir Ki…”, “Allah dedi Üstad-ı Azam” kitaplarının yazarı. Felsefenin Işığında / Felsefece: http://atalaygirgin.blogspot.com
1 “MEB’in 640 Milyon Euro’su Nerede?” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2747/mebin-640-milyon-eurosu-nerede
2 “MEB’de ‘Karanlık’ ve Meçhul Hesaplara Kim Ziya Olacak?” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2623/mebde-karanlik-ve-mechul-hesaplara-kim-ziya-olacak
3 “Onların Ahlâkı ve Bizim Ahlâkımız” başlıklı yazı: https://www.gercekgundem.com/yazarlar/atalay-girgin/2505/onlarin-ahlaki-ve-bizim-ahlakimiz