Milli Savunma Bakanlığı, '18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi'nin 104'üncü yıl dönümü nedeniyle bakanlık karargahındaki Atatürk Kültür Sitesi'nde şehitleri anma programı düzenledi.

Programa, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, kuvvet komutanları ile şehit yakınları ve çok sayıda askeri personel katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan program, kısa film gösterimi ile devam etti.

'TÜRKİYE'MİZİN GELECEĞİ AYDINLIKTIR'

Ardından Şehit Piyade Üsteğmen Oğuz Kağan Usta'nın babası Canpolat Usta, konuşma yaptı. Usta, şehitlik makamının en kutsal mertebe olduğunu belirterek, "Şehitlik mertebesine erişen tüm evlatlarımız sayesinde Türkiye'mizin geleceği aydınlıktır. Ve sonsuza dek öyle kalacaktır. Bizler evlatlarımızı 'Ölürsem şehidim, kalırsam gazi' inancıyla yetiştirdik.

Bu inancı bize bahşeden Allah'a şükürler olsun. Evladım Oğuz Kağan Usta, Zeytin Dalı Harekatı'nda şehit düştü. Kahramanca çarpıştı ve Rabbimin iltifatına mazhar oldu. Ben 24 yıl Türk Silahlı Kuvvetleri'nin mensubu olarak görev yaptım. Takdiri ilahi, şehadet bana değil oğluma nasip oldu. Vatan sağ olsun. Ben ağlamadım, sizler ağlamadınız. Evlatlarımızı şehit edenleri sevindirmedik. Sevindirmeyeceğiz" dedi.

'Çanakkale Şiiri' filminin gösterimiyle devam eden programda ardından Türk Silahlı Kuvvetleri Armoni Mızıkası Komutanlığı ve TRT Çoksesli Korusu'nca 'Kahraman Şehitler Oratoryosu' sunuldu.

'BU IRKÇI TERÖRÜ LANETLİYORUM'

Daha sonra programda konuşan Bakan Akar, Yeni Zelanda'da iki camiye yönelik gerçekleştirilen terör saldırısına tepki göstererek, şöyle konuştu:

"Bugün Yeni Zelanda'da sadece ibadet etmek için bir araya gelen masum ve korunmasız insanlara karşı canice bir katliam gerçekleştirildi. Bu katliam, İslamofobik faşist terörü bir kez daha tüm dünyanın gözleri önüne serdi. Bu olay, dünyada İslam karşıtlığı ve Müslüman düşmanlığının geldiği kaygı verici noktayı da açıkça göstermektedir.

Caniler tarafından sosyal medyada canlı olarak yayımlama alçaklığı ve sapıklığının da gösterildiği bu ırkçı terör olayını lanetliyorum. Bu tür elim olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyorum. Ancak sapıkların hamileri oldukça bu tür alçaklıkların da bitmeyeceğini biliyoruz. Yaşanan menfur katliamda hayatlarını kaybeden insanlara Allah'tan rahmet diliyor, yakınlarına ve insanlık duygusu olan herkese sabırlar diliyorum."

'TERÖRİSTLER, KAZDIKLARI ÇUKURLARA GÖMÜLDÜ'

Ardından Çanakkale Zaferi'nin önemine değinen Bakan Akar, dün olduğu gibi bugün de milletçe tek yürek ve tek yumruk halinde mücadeleye hazır olduklarını belirterek, "Asil Türk milletinin bağrından çıkan Türk Silahlı Kuvvetleri, kutsal vatan topraklarının bütünlüğünü, milletimizin huzur ve güvenliğini hedef alan başta FETÖ, PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ gibi terör örgütleri olmak üzere her türlü tehdit ve tehlikeye karşı mücadele etmektedir.

Bu mücadele, yurt içi ve sınır ötesinde gece-gündüz, yaz-kış, dağ-bayır demeden azim ve kararlılıkla sürdürülmektedir. Terörle mücadele harekâtı kapsamında 24 Temmuz 2015 tarihinden itibaren başlayan geniş çaplı operasyonlarda Mehmetçik, 'girilemez' denilen yerlere girmiş, 'ulaşılamaz' denilen yerlere ulaşmıştır. Dağlarda, mertçe Mehmetçik ile karşı karşıya gelmekten korkan alçaklar bu çatışmaları hileyle bazı il ve ilçelerimize taşımıştır. Duvarlarla, hendeklerle, çukurlarla Mehmetçiği durduracaklarını zannetmişlerdir ancak bu teröristler kazdıkları çukurlara gömülmüştür" dedi. 

'TERÖR KORİDORUNA MÜSAADE EDİLMEYECEK'

Daha sonra 15 Temmuz 2016'da FETÖ'nün hain darbe girişimine maruz kalındığını belirten Bakan Akar, bu girişimin de akamete uğratıldığını ifade ederek, "Bu hain darbe girişiminin hemen ardından ülkemizin ve milletimizin güvenliğini sağlamak ve bölgede istikrarı tesis etmek maksadıyla Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı icra edilmiştir. Sahada teröristlerle göğüs göğüse mücadele eden tek ordu olan TSK, bu operasyonlarla 3 bin civarında DEAŞ'lıyı, 5 bin civarında da PKK'dan hiç bir farkı olmayan YPG'li teröristi etkisiz hale getirmiştir.

Bu operasyonlar, ülkemizin uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde, Suriye'nin toprak bütünlüğüne saygılı olarak gerçekleştirilmiştir. Türkiye'nin bu operasyonlar ile tüm dünyaya gösterdiği kararlılık, Münbiç ve Fırat'ın doğusunun teröristlerden temizlenmesi noktasında da devam etmektedir. Münbiç ve Fırat'ın doğusu, terör örgütü PKK, YPG ve DEAŞ'tan temizlenerek gerçek sahiplerine teslim edilecek, sınırlarımızda bir terör koridoru oluşturulmasına asla müsaade edilmeyecektir. Bu konuda kararlı olduğumu herkesin bilmesini istiyoruz" diye konuştu.

'KÜRT KARDEŞLERİMİZLE PROBLEMİMİZ YOK'

Akar, tüm bu başarılardaki en büyük payın şehitlere ve kahraman gazilere ait olduğunu belirterek, "Burada bir kez daha ifade etmek istiyorum ki, Türkiye'nin Kürtlerle veya diğer herhangi bir grupla hiçbir meselesi olmamıştır. TSK'nın bütün amacı ve gayreti, teröristleri etkisiz hale getirmektir.

Bizim et ve tırnak gibi olduğumuz, yüzyıllarca beraber yaşadığımız, aynı coğrafyayı ve aynı ekmeği paylaştığımızı Kürt kardeşlerimizle hiçbir problemimizin olmadığını bütün dünya alem bilsin. Fakat bazı sağır kulaklar, bazı kör gözler bunları anlamamakta ısrar ediyorlar. DEAŞ denilen terör örgütü nasıl ki Müslümanları temsil etmiyorsa, benzer şekilde PKK ve YPG terör örgütü de Kürt kardeşlerimizin temsilcisi değildir, olamaz" dedi. 

'4 MİLYONA YAKIN SURİYELİYE 40 MİLYAR DOLAR HARCADIK'

Bugün Türkiye'nin etnik ayrım gözetmeksizin 4 milyona yakın Suriyeliyi misafir ettiğini ifade eden Bakan Akar, şöyle konuştu:

"Bu misafirlerimize karşı yapılan harcamayı söylememe kültürümüz var ama siyasi bir konu olduğu için de bunu ifade etmek durumundayız. 40 milyar dolar civarında bir parayı bu Suriyeli kardeşlerimiz için harcamış bulunuyoruz. Türkiye, Suriye'de terör zulmüne uğramış, Suriyeli Kürt kardeşimiz dahil, milyonlarca mültecinin sığındığı güvenli bir limandır.

Zaten tarihin asil milletimize yüklediği misyon, masum ve mazlumların hakkı için daima zalimlerle mücadele etmek olmuştur. Ayrıca Türkiye, bu çerçevede İdlib'de sivillerin zarar görmemesi, yeni krizler ve insani trajediler yaşanmaması ve tüm dünyaya yayılabilecek yeni bir mülteci akını olmaması için yoğun çaba harcamaktadır."