CHP'li Özel, Mısıroğlu ziyaretini TBMM gündemine taşıdı

Özel, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Atatürk'e hakaretler savuran Mısıroğlu'nu ziyaretini Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na sordu.

CHP'li Özel, Mısıroğlu ziyaretini TBMM gündemine taşıdı

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'ın Atatürk'e ve Kurtuluş Savaşı'na ağır hakaretlerde bulunan Kadir Mısıroğlu'nu ziyaret etmesini TBMM gündemine taşıdı.

Özel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'a, "Ziyaret, Diyanet İşleri Başkanı’nın kişisel bir ziyareti midir? Yoksa resmi bir ziyaret midir?" diye sordu.

Özel soru önergesinde şunları dile getirdi;

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın daha önce Kurtuluş Savaşımıza ve onun Başkomutanı’na, ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik olarak akla izana uymayan, küçük düşürücü iddia ve hakaretlerde bulunan Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret ettiği ve bazı hediyeler sunduğuna ilişkin görüntüler 10 Kasım 2018 günü basın yayın organlarında yayınlanmıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da geçtiğimiz aylarda Kurtuluş Savaşı için “Keşke Yunan galip gelseydi” ifadesini kullanarak ağır hakaretlerde bulunan Mısıroğlu’nu hastanede ziyaret etmişti.

Her iki ziyaret de vatandaşlarımızı rahatsız etmiş, tepkilere neden olmuştur. Özellikle Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın ziyaretine ilişkin görüntülerin Atamızın ölüm yıldönümü olan ve ülke genelinde anma törenlerinin düzenlendiği 10 Kasım günü paylaşılarak basın yayın organlarına servis edilmesi, adı geçen kişinin Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik ağır hakaretleri dikkate alındığında, oldukça manidar görünmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti 20’inci yüzyılın başlarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun tamamen parçalanması sonrasında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Anadolu halkını arkasına alarak işgalcilere karşı yürüttüğü İstiklal Mücadelesinin kazanılmasıyla kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti kapalı kapılar ardında, masa başlarında değil aziz şehitlerimizin canıyla, kanıyla kurulmuş tam bağımsız, demokratik parlamenter, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine dayalı bir cumhuriyettir.

Kurtuluş Savaşı ülkemizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine ırkı, dili, dini ne olursa olsun vatandaşlarımızın canı pahasına kazanılmış bir bağımsızlık, özgürlük ve modernleşme savaşıdır.

Bağımsızlık mücadelemiz emperyalist güçlerin çizmeleri altında ezilmiş, onuru kırılmış bir büyük milletin şahlanışıdır. Türkiye Cumhuriyeti tüm mazlum dünyanın umutla, hayranlıkla izlediği, çevresine demokrasi ve barış ışıkları saçan pırıl pırıl modern, demokratik bir cumhuriyet olarak kurulmuştur. Tüm mazlum dünyanın kurtuluş, bağımsızlık, özgürlük ve medeniyet arayışının ilk örneğidir.

Biliyoruz ki hiçbir güç, hiçbir hainlik halkımızın bu duygularını yok edemeyecektir. Ancak bugün içinde bulunduğumuz zaman, Şeyh Edebali’nin söylediği gibi “ilim bilme, edep bilme, irfan bilme, söz bilme” zamanıdır. Ancak maalesef ülkemizin birlik ve beraberliğinin, cumhuriyet ve demokrasimizin düşmanları her zaman olduğu gibi bugün de iş başındadır. Acı olan ise Atatürk’e ağza alınmayacak hakaretlerde bulunan bu kişilere devletimizin yöneticilerinin sahip çıkması, itibar göstermesi, bu kişilerin Cumhurbaşkanı ile aynı masaya oturtulup kamuoyuna mesaj vermeleridir.

Diyanet İşleri Başkanlığı gibi Atatürk’ün talimatı ile kutsal dinimizin doğru bir şekilde halkımıza öğretilmesi amacıyla kurulan bir kamu kuruluşunun en tepesindeki kişinin, bütün dünyanın saygı duyduğu Kurtuluş Savaşımıza ve Atatürk’e hakaretler eden her türlü bilimsellikten yoksun bir kişiyi Devlet adına ziyaret edip hediyeler vermesi kabul edilemez.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konu ile ilgili oluşan tepkiler üzerine “Söz konusu ziyaret 9 Kasım 2018 tarihinde saat 14:30 sularında ve tamamen insani duygularla yapılan bir hasta ziyaretidir” şeklindeki açıklaması aslında olayın ciddiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Diyanet İşleri Başkanı’nın ziyaretinin, Diyanet İşleri Başkanı cübbesiyle yapılarak resmi bir ziyaret olarak gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Halkımızın ortaya çıkan soru işaretleri konusunda aydınlatılması gerekmektedir.

Bu bağlamda,

Diyanet İşleri Başkanı tarafından 9 Kasım 2019 günü Kurtuluş Savaşı ve Atatürk’e düşmanlığı bilinen Kadir Mısıroğlu’na yapılan ziyaretin amacı nedir? Bu ziyarette nasıl bir kamusal yarar vardır?

Ziyarete ilişkin fotoğraflar niye 10 Kasım günü paylaşılmıştır? Bu paylaşımdan Diyanet İşleri Başkanı’nın bilgisi veya izni var mıdır?


Ziyaret, Diyanet İşleri Başkanı’nın kişisel bir ziyareti midir? Yoksa resmi bir ziyaret midir?

Eğer resmi bir ziyaret değilse niye başkan cübbesiyle ziyarete gidilmiştir?


Resmi bir ziyaret ise ülkemizin bağımsızlığını, cumhuriyet ve demokrasimizin kurulmasını sağlayan Kurtuluş Savaşı ve milli kahramanımız Atatürk’e ağza alınmayacak ağır hakaretler eden ve her türlü bilimsellik ve akıldan uzak iddialarda bulunan böyle bir kişinin resmi olarak ziyaret edilmesini doğru buluyor musunuz? Bu ziyaret nedeniyle Ali Erbaş hakkında bir idari işlem tesis edilmesi düşünülmekte midir?

Diyanet İşleri Başkanı, Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret ettiğinde kendisine hangi hediyeleri vermiştir? Bunlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi envanterinden mi yoksa Diyanet İşleri Başkanı’nın kişisel mal varlığından mı karşılanmıştır?

Bundan sonra üst düzey kamu görevlileri Atatürk’e hakaretlerde bulunan, milli birlik ve beraberliğimizi bozucu mesajlar veren bu tür kişilere resmi veya özel ziyaretlerde bulunmaya devam edecekler midir? Edilmemesi için tedbirler alınması düşünülmekte midir? Düşünülüyorsa ne gibi tedbirler alınacaktır?

Etiketler
Diyanet - Mısıroğlu ziyaret Mısır Ordu Ali Erbaş