Faik Öztrak'tan AKP ve Soylu'ya sert tepki: 'CHP'nin adını ağzına alırken, haddini bilecek; yoksa pişman ederiz'

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun Mersin'deki terör saldırısı üzerinden CHP'yi hedef almasına tepki gösterdi.

Faik Öztrak'tan AKP ve Soylu'ya sert tepki: 'CHP'nin adını ağzına alırken, haddini bilecek; yoksa pişman ederiz'

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. 

Öztrak'ın açıklamaları şöyle:

''Erdoğan’ın yeni yasama dönemi açılışında Meclis’te yaptığı konuşma, ucube saray rejiminin milletin dertlerine nasıl bigâne kaldığını, milletten nasıl koptuğunu, bir kez daha ortaya koymuştur. Sarayın milletin dertlerine derman olmaktaki kifayetsizliğini, bir kere daha tüm çıplaklığıyla göstermiştir. Erdoğan kürsüye Cumhurbaşkanı sıfatıyla davet edilmiş, ama AK Parti’nin Genel Başkanı olarak konuşmuştur.

Üzerine aldığı görevi, tarafsızlıkla yerine getirmek üzere namusu ve şerefi üzere ettiği yemini, bir kere daha çiğnemiştir. Meclisin açılışı, bu ülkenin en büyük açığının, “Tarafsız bir Cumhurbaşkanı açığı” olduğunu bir kere daha göstermiştir.

Milletimiz, bu tek kişilik gösterilerden, şovlardan artık bıkmıştır. Yokluktan, yoksulluktan illallah eden vatandaşlarımız “Yeter artık” diye feryat ederken; sarayın kibirlisi milletin gözünün içine baka baka, “Yokluk, yoksulluk sorununu ortadan kaldırdık” demiştir. Milletin aklıyla alay etmiştir. Paramızı pul eden, milletin satın alma gücünü eriten Erdoğan, hiç sıkılmadan, “Satın Alma Gücü Partisiyle milli gelir hesaplarına” girmiş, milletten nasıl koptuğunu göstermiş.

Bu 200 liralık banknot ilk tedavüle çıktığı 2009’da 132 dolar alıyordu. Bugün sadece 11 dolar alabiliyor. 200 liranın satın aldığı 121 dolar nereye gitti? Kimlerin cebine koydunuz? “Paranın itibarı, milletin itibarıdır” diyordunuz. O zaman paramızın itibarını neden sıfırladınız? Ülkemiz el için 1 milyoncu pazarına döndü. Her şey ele ucuz, millete pahalı. Ama bu rezaletin müsebbibi Erdoğan, bir yandan paramızı pul ederken, bir yandan da millete masal anlatıyor.

''ÇİFTÇİ TARLASINA GİREMİYOR''

Tüketici enflasyonu 1998 Temmuz ayından bu yana, en yüksek seviyesine çıktı. Üretici enflasyonu yüzde 151,5 ile Cumhuriyet tarihi rekorunu kırdı. İstanbul Ticaret Odası’na göre İstanbul’daki enflasyon yüzde 107. ENAG’a göre ise Türkiye’deki enflasyon yüzde 186. Hem enflasyon, hem de TÜİK’in enflasyonuyla diğerleri arasındaki farklar, daha önce hiç görülmemiş seviyelere çıktı.

Erdoğan 2002 sonunda hükümete geldiğinde, tüketici enflasyonu yüzde 29,7. Üretici enflasyonu yüzde 30,8 idi. 20 yıl sonra hükümetten giderken, tüketici enflasyonunu üçe, üretici enflasyonunu beşe katladı. Bunlar da TÜİK’in ağır makyajlarına rağmen… Nereden nereye? İşin kötüsü turpun büyüğü hala heybede... Üretici ile tüketici enflasyonu arasındaki makas 68 puanla, yine Cumhuriyet tarihi rekorunu kırdı. Çekirdek enflasyon göstergeleri de rekor kırıyor. Tarımsal girdi fiyatları almış başını gidiyor. Son bir yılda; ÜRE gübresinin fiyatı yüzde 208, DAP gübresinin fiyatı yüzde 175, traktöre konacak mazotun fiyatı yüzde 216 arttı. Besi yemi fiyatındaki artış yüzde 113, Süt yemi fiyatındaki artış yüzde 116 oldu. Çiftçi tarlasına giremiyor. Besici, süt hayvanlarını kesime gönderiyor. Mutfaklardaki bu yangın nasıl sönecek? Bugün Türkiye, Makyajlı TÜİK rakamlarıyla bile, Tüketici enflasyonunun en yüksek olduğu beş ülkeden biri… Üretici enflasyonunda ise dünya şampiyonu… Sarayın kibirlisi ve şürekâsı, sebebi oldukları bu yıkımı hiç görmüyor. Bu beceriksizliğin müellifleri çıkıp, “Epistemolojik kopuş”, “Nero ekonomi”, “Heterodoks politika” diye zırvalayarak, yarattıkları yıkıma kulp takmaya kalkıyorlar.

''SARAYIN ENFLASYONU DÜŞÜRMEK İÇİN YAPABİLECEĞİ BİR ŞEY YOK''

Milletin halini görmeyen, sesini duymayan metal yorgunu Saray’ın Enflasyonu düşürmek için yapabileceği bir şey yok. Bunu yapacak kadroları da yok, vizyonları yok, enflasyonu düşürmek için tek umutları var: TÜİK’in makyajları ve Aralık ayından itibaren ortaya çıkacak baz etkisi… Ama vatandaşlarımız için bir şey değişmeyecek. Fiyatların artış hızı baz etkisiyle bir müddet düşse bile, yüksek fiyat etiketleri yerli yerinde duracak. Hayat pahalılığı baki kalacak. Lafı uzatmaya, TÜİK verisi gibi eğip bükmeye gerek yok. Bu Hükümetin Milletin derdine derman olacak hali kalmamıştır. Bunlar gitmeden enflasyonun da, hayat pahalılığının da düşmesi mümkün değildir.

SPK AÇIKLAMASI

Sayın Genel Başkanımız kaç kez uyardı. “Gözüm üstünüzde” dedi. Buna karşın Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul, iki aydır borsadaki manipülasyona seyirci kaldı. Ama ne zaman ki skandal patladı, kamu kaynaklarıyla zararın üstünü kapatabilmek için, devreye girmek zorunda kaldılar.

Nihayet SPK dün, manipülasyonun sorumluları hakkında, hem suç duyurusunda bulundu, hem de cezai işlemleri başlattı. Ama “Bad-el harab-ül Basra…” Basra yıkıldıktan sonra geçmiş olsun. Üç beş yandaş cebini doldururken, binlerce küçük yatırımcının canı yandı. Buradan SPK yetkililerine sormak lazım. Madem manipülasyon yaptığını düşündüğünüz kişiler hakkında, suç duyurusunda bulunabiliyor, para cezası ve borsada işlem yapma yasağı getirebiliyordunuz; iki ay neden beklediniz? Elinizi kim tuttu? Nebati Bakan küçük yatırımcıya “gel gel” yapıp, borsada silkelenmelerine vesile olacak tweetler atarken, nerelerdeydiniz? Borsada, küçük yatırımcıları korumakla görevli bir kurum olarak, bakanın “gel gel” tweetlerini beğenmekten başka ne yaptınız? Yaptığınız işin adı, görevi ihmal değil mi? Bu suç değil mi? Ne yazık ki saray yönetimi elinde, Ülkemizde artık tuz koktu. Kuzu kurda emanet edildi.

MERSİN'DEKİ POLİSEVİ'NE YÖNELİK SALDIRI

Cumhuriyet Halk Partisi ile Terör kelimesini yan yana getirecek kadar zıvanadan çıktılar. Mersin’de hain terör örgütünün alçak saldırısını Cumhuriyet Halk Partisi’yle ilişkilendirmeye kalktılar. Trolleri yaygara kopardı, gazeteleri manşetler attı. Hain darbe girişimini eniştesinden öğrenenler, bu defa da ellerinde DNA raporu olduğu halde “Teröristin kimliğini taksiciden öğrendik” deyip, partimize kumpas kurmaya kalktılar. Yetmedi, algı yönetimiyle Mersin Büyükşehir Belediyesini de, belediye çalışanlarını da, Hain terör saldırısıyla ilişkilendirmeye kalktılar. Utanmadılar, şehit çocuğunu PKK’lı diye teşhir ettiler. Arsızca, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, “Milli güvenlik sorunu” diye yüklendiler.

Bir kendinize gelin! Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Bizim vatan sevgimizin zekâtı bile, densiz müfterilere fazla gelir. Cumhuriyet Halk Partisi, bu aziz milletin beyninden kalbine giden yoldur. Hayatta tek bildikleri, Milletin cebinden kendi midesine yol, kendi kasasına boru döşemek olanlar, ne kimsesizlerin kimsesi olan Cumhuriyeti, ne de Cumhuriyet Halk Partisi’ni anlayabilirler. Saray da, yanaşmaları da, kurtuluşun ve kuruluşun partisi, bu şerefli mirasın sahibi, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adını ağzına alırken, haddini hududunu bilecek. İki kere düşünecek. Yoksa pişman ederiz.

SOYLU'YA YÜKLENDİ

Bir de, Napolyon’un “Kusursuz dönek” diye tanımladığı, döneminin Fransa İçişleri Bakanı Fouche’nin 21. yüzyıldaki saray versiyonu, atama İçişleri Bakanı var. Bu Fouche bozuntusu, on parmağında on kara, Genel Başkanımıza, kirini, pisini bulaştırmaya kalkıştı. Kendisinin orduyla, istihbarat örgütüyle kavgasını Partimiz ve Genel Başkanımız üzerinden yapmaya kalktı. Ne demiş Atalarımız, “Bildiğini konuş, ibret alsınlar, Bilmediğini sus, adam sansınlar.”

Bu fotoroman bakan; Genel Başkanımızı Fotoroman çevirmeye alıştığı suçlularla karıştırmasın. Tekrar söylüyorum, pişman ederiz. Fotoroman Bakan suçüstü yakalanmıştır. Derhal istifa etmelidir. Aksi takdirde, bu ülkenin en zübük, en densiz, en hadsiz, en müfteri saray memuru olarak tarihe geçecektir.

1 KASIM SÜRECİ

Seçimlere az bir zaman kaldı. Biliyoruz ki Saray ve şürekâsı iktidarda kalmak için her şeyi yapabilir. İçinde yüzdükleri bataklığın dibi, sonu, ucu, bucağı yoktur. Bunu daha önce de defalarca gördük. Bu kifayetsiz mızıkçıların, Haziran 2015 seçimlerini nasıl iptal ettirdiğini Suruç ve Ceylanpınar saldırılarıyla başlayan süreçte hain terörü nasıl fırsata çevirdiklerini, 2015 Kasım’ındaki seçimlere, bu ülkenin nasıl götürüldüğünü hep birlikte tecrübe ettik.

2019 Mahalli İdare Seçimlerinde de Millet iradesini gasbetmeye çalıştılar. Ama milletimizin attığı sillenin sesi Fizan’dan duyuldu. Bu da kulaklarına küpe olsun. Biliyoruz… Bunlar için iktidar hizmet için bir araç değil, Amaç… Bunlar iktidar için teröristle Oslo’da pazarlık masası da kurar. Terörist başının mektubundan himmet de umar. Terörist başının kardeşini devlet televizyonuna da çıkarır. Gerekirse papaz elbisesi bile giyer. Sonra da çıkar kendilerinden başka herkesi, “Milli güvenlik sorunu” ilan eder. Dedik ya, bunlardaki utanmazlık en katmerlisinden…

Bu arada, hain terör örgütü hiç boş durmuyor. DNA testi ortaya çıkınca, “Söylenen terörist bizdedir, görevinin başındadır” diye açıklamalar yapıyor. Videolar çekiyor. Buradan açık seçik söylüyoruz. O gün Adalet Bakanlığı’nın kayıtlarında “Gazeteci” olarak geçen o teröristin sefer görev emri, 4. yargı paketinde getirdiği afla Tayyip Erdoğan tarafından verilmiştir. Ama artık milletimize gına geldi. Pis kokular artık dayanılmaz noktaya ulaştı. Şurası artık açıktır. Milletimiz Cumhuriyetin İkinci Yüzyılında, bu metal yorgunlarıyla, bu liyakatsizlerle yol yürüyemez.

Bu çerçevede, dün Altılı Masayı oluşturan partilerin Sayın Genel Başkanlarının ortak açıklaması, Türk siyasetinde yepyeni bir merhalenin başlangıcıdır. Siyasi yelpazenin çok farklı yerlerinden gelen altı parti bu ucube rejimin ülkeye verdiği zararı görmüştür. Ayrılıkları bir kenara bırakarak, vatan, millet ve demokrasi aşkıyla bir araya gelmiştir. Milletin Masası dün, yepyeni ve Güçlendirilmiş Bir Parlamenter Sistemi bu ülkeye getirmek için yapılacakların yol haritasını çıkarmıştır. En kısa sürede kamuoyuna açıklama kararını da almıştır.''