Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Politikyol sitesinde, emekli Hakim Orhan Gazi Ertekin’e açık mektup yazdı.

Ertekin’in kendisi hakkında kaleme aldığı yazıyı okuduğunu kaydeden Demirtaş, 22 yıllık hukukçu olduğunu, davalarda sıklıkla sanık olarak yer aldığını söyledi.

“HAZIR, BENİ DİNLEMEK İSTEYEN 26 YILLIK BİR YARGIÇ BULMUŞKEN...”

Yargılamalarda tanık olduklarını anlatacağını söyleyen Demirtaş, şu ifadeleri kullandı:

“Mektubunuzun sonunda '… yargılananların sesine daha çok kulak kabartmalıyız' demişsiniz Sayın Yargıç. Sahi, size 'Sayın Yargıç' diyebilir miyim? Çünkü çok istiyorum. Beş yıldır kırktan fazla davada 'yargılandım' ve ne yazık ki tek bir hakim bile, ya da tamamına yakını, 'yargılananın sesine kulak kabartmak istiyorum' demedi ve ben de hiçbirine gönül rahatlığıyla, 'Sayın Yargıç' diyemedim. Hazır, beni dinlemek isteyen 26 yıllık bir yargıç bulmuşken lütfen müsaade edin, size 'Sayın Yargıç' diyeyim.

Benim buradaki sıfatım da sanık değil tanık olsun. Ben de 22 yıllık hukukçuyum. Bu süre boyunca hepi topu birkaç davada avukatlık yaptım, geri kalanında hep sanıklık yaptırdılar bana. Şimdi bir defacık olsun tanıklık yapayım en azından. Yargılamalarda tanık olduğum şeyleri anlatayım Sayın Yargıç. Ve doğruyu söyleyeceğime yemin ediyorum.”

“BAŞINI KALDIRIP BİR TEK KEZ BANA BAKMAYA CESARET EDEMEYEN BU HAKİMLERİN...”

Yargılandığı davalarda hakimlerin tavırlarının anlatan Demirtaş, şunları kaydetti:

“Sayın Yargıç, bildiğiniz gibi, yargılamalarda yüz yüzelik ilkesi vardır. Yani sanık, mahkemede bizzat bulunma ve hakimin yüzüne karşı savunma yapma hakkına sahiptir. Ben bu hakkımı çoğu zaman kullanamadım. Mahkemeye çıkarılmadığımdan değil tabii, çıkarılmasına çıkarıldım. Ama savunmalarımı hakimlerin yüzüne karşı yapamadım. Yüzleri olmadığından da değil, yüzlerini göremediğimden. Çünkü çoğunun başı öne eğikti. Duruşma boyunca başını kaldırıp bir tek kez bana bakmaya cesaret edemeyen bu hakimlerin yüzlerinin nasıl olduğunu halen bilmiyorum.

Neyse ki pandemi çıktı da maske takmaya başladılar. Maskeyi de gözlerine kadar çekince yüzlerini iyice saklamayı başardılar. Ben bunlara yaptıklarından utanan ama yine de yapan, “korkak utanmazlar” diyorum.”

“KORKULARININ KOKUSUNU ALABİLİYORDUM VE BANA DUYDUKLARI NEFRETİN”

“Yaptıkları şeyin bir yargılama olmadığının farkındaydılar” diyen Demirtaş, şöyle devam etti:

“Siyasi otoritenin buyruğu doğrultusunda bir siyasetçiyi linç ederek tek adam rejiminin inşasına katkı verdiklerinin de ülkenin yıkımına ortak olduklarının da farkındaydılar ama yine de yapıyorlardı. Çünkü korkuyorlardı. Meslekten atılmaktan, hapse konulmaktan, vatan haini ilan edilmekten korkuyorlardı. Korkularının kokusunu alabiliyordum ve bana duydukları nefretin. Yo, hayır. Siyasi düşüncelerimden veya kişisel bir husumetten değil. Ben de muktedirin önünde başımı eğsem onlar o kadar utanmak zorunda kalmayacaklardı. Onların utanç kaynağı bendim yani. Muktedir değil. Bu nedenle nefretleri banaydı, muktedire değil.”

“YÜZSÜZ HAKİMLERDİ BENİ YARGILAYANLAR”

Selahattin Demirtaş, hakimlerin tavrını eleştirmeye şöyle devam etti:

“Tanık olarak ben de şunu söylemek istiyorum Sayın Yargıç, adaletin ne olduğunu veya nasıl olması gerektiğini benden nefret eden, utancından başını kaldıramayan, korkudan eli titreyerek dosya kapağını açan hakim mi bilecek? Bu hakim mi adaleti hiç yoktan var edecek? Adalet sözcüğünün kökü “adl”dir. Yani denk olmak, eşit olmak. Adalet ise denk oldu, eşit oldu demektir. Peki bu hakim mi beni denk edecek, eşit edecek?

Yüzleri kızardı mı, hiç bilmiyorum. Göremedim Sayın Yargıç. Yüzsüz hakimlerdi beni yargılayanlar. Görseydim söylemez miydim, yalan atacak halim yok, yemin ettim sonuçta.”

“’KIDEMLİ UTANMAZLAR’ DESEK BUNLARA, BUNDAN BİLE UTANMAZLAR”

“Yüzsüz, iki yüzlü hakimler dışında bir de çok yüz almış hakimler gördüm” diyen Demirtaş şöyle devam etti:

“Bunlara da muktedir yüz vermiş, fazla fazla. O nedenle çok cüretkarlar. Pervasız, saygısız. Açıkça siyasi militan gibi davranmaktan çekinmiyorlar. Bir parça dikkatli bakınca cübbelerinin altından parti rozetleri seçilebiliyor. Aldıkları siyasi talimatı yerine getirmede çok aceleci davranıyorlar. Tezcanlı, heyecanlı, heveskar. Görevi bir an önce tamamlayıp sonucu muktedire arz etme telaşındalar. Bir sonraki terfi, atama dönemine yetiştirebilseler mükafatlarını hemen alacaklar. “Kıdemli utanmazlar” desek bunlara, bundan bile utanmazlar.”

Yazının tamamı için tıklayın