İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, esnaf ziyaretlerine bugün Artvin merkezde devam etti. Artvin esnafı, dükkanlara girerek hal hatır soran Akşener'e yaşadıkları sıkıntıları anlattı.

"İNŞAAT MALİYETLERİ YÜKSEK"

Akşener, bakkal işleten bir esnafa, çocuklarını nasıl okutabildiğini sordu. Akşener, iki çocuğunun farklı şehirlerde okuduğunu ve herhangi bir ek geliri olmadığını söyleyen esnafa, “Bu tezgâh okutur mu iki çocuğu” sorusunu yöneltti. Esnaf ise “Okutamıyor” karşılığını verdi.

İnşaat sektöründe olduğunu söyleyen başka bir esnaf ise “Bu, çarkın dişlerine benziyor. Çarkta bir diş eksik olduğu zaman her tarafa yansıyor. İnşaatta son 7-8 aydır fiyatların çok yüksek olması… Mesela 7-8 ay önce 33 liraya aldığımız bir metrekare birim fiyatını bugün 90’lara, 100 liraya alıyoruz. Dolayısıyla maliyetler yüksek. Bu ister istemez daire fiyatlarına yansıyor.

Daire fiyatlarına yansıdığı zaman vatandaşın alım gücü aynı. Yani bugün 300 liraya mal ettiğimiz daireyi 400 liraya mal ettiğimiz zaman vatandaşın aldığı asgari ücret yine 3 bin lira, yine 4 bin lira, yine 5 bin lira; evine giren rakam aynı” dedi. Aynı zamanda kuyumculuk ile ilgilenen esnaf, artan takı fiyatları nedeniyle satışların etkilendiğini de belirtti.

“HER ŞEY ESNAFTAN BEKLENİLDİ”

Bir pideciye giren Akşener’in “İşler nasıl? Düzelmeye başladı mı” sorusuna pide ustası, “O açılan yara beş yıla sarılmaz” yanıtını verdi. Pide ustası, “Her şey esnaftan beklenildi. Kimse hiç keyfine kayıp vermedi, her şeyi esnaftan beklediler. Benim bu lafımın aksini söyleyen insan kesinlikle yalan söylüyordur” dedi.

Bir başka pide ustası ise pandemi döneminde büyük sıkıntılar yaşadıklarını belirterek, “Hiçbir vergimizde bir af olmadı. Bize bir güzellik tanınmadı. Şimdi şükür, dediğiniz gibi bazı yasaklar kalktı. Azdan çoktan işimizi takip ediyoruz” sözleriyle pandemide yaşadıkları sıkıntıları aktardı.

“BİZ KAVGA ETTİKÇE BAZILARI ÇOK KOLAY OY ALDI”

Daha sonra halka seslenen Akşener, şunları söyledi: “Niçin komşu komşunun düşmanı haline, en azından küs olduğu bir durum haline geliyor? Halbuki biz, ‘komşunun komşunun tuzuna ihtiyacı vardır’ ile büyüdük mü? Ne oldu da değişti? Ne oldu, biliyor musunuz? Şucular, bucular üzerinden biz kavga ettikçe bazıları çok kolay oy aldı. Öncelikli olarak bu esnaf dükkanlarının içine benden sonra ağaların da gelmesini sağlamak için geziyorum.

Daha iyi hizmet vererek daha fazla müşteri elde etmeye çalışıyorsunuz. Bugünkü siyasi dil ile seçmeni dövüyor, seçmeni. Manevi manada dövüyor. Sen şucusun, sen bucusun; sana ne kardeşim? Şuculuğumdan, buculuğumdan sana ne? Seni ne ilgilendiriyor? Senin görevin hizmet etmek. İşsiz gençlerin olduğu bir Türkiye, umutsuz gençlerin olduğu bir Türkiye… Gençlerimizin büyük çoğunluğunun, yüzde 75’e yakınının ‘Fırsat bulursam Kanada’da, Avustralya’da, Yeni Zelanda’da garsonluk yapmaya razıyım’ dediği bir Türkiye, ama buna karşılık beş maaş alan danışmanlar, on bir maaş alan bürokratlar, 250 bin lira geliri olan belediye başkanları; elbette haram zıkkım olsun ama biz bunu değiştirmek zorundayız.”