İnce: Bardağı taşıran son damla oldu

Muharrem İnce, Türkiye ekonomisinin yaşadığı 'krizi' değerlendirdi ve 'iktidarın bu durumu en kısa zamanda toparlaması gerektiğini' kaydetti.

İnce: Bardağı taşıran son damla oldu

Muharrem İnce, "Kötü yönetimin memleketi tam bir felakete sürüklemesini engellemek için, ülkede yaşayan herkesin, kendi varoluşlarını ve geleceklerini tehdit eden bu gidişe karşı çıkma olgunluğunu göstermeleri gerekmektedir." dedi.

İŞTE İNCE'NİN EKONOMİYE DAİR YAPTIĞI O AÇIKLAMA:

Ülkemiz, maalesef, tarihinin en zorlu dönemeçlerinin birinden geçmektedir. Böyle bir dönemde, Cumhurbaşkanlığı seçiminde vatandaşlarımızdan en çok oyu alan ikinci aday olarak, düşüncelerimi kamuoyu ile paylaşmayı ve yapılması gerekenler konusunda açıklamalarda bulunmayı kaçınılmaz bir sorumluluk olarak görüyorum.

Seçimde rakibim olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, o tarih itibarıyla son 16 yıldır iktidarda bulunmaktaydı. Buna rağmen, ülkemizde, ekonomik anlamda birçok sıkıntının yaşanmakta olduğunu ve 24 Haziran’da kendisine tekrar görev verilmesi halinde, seçimin hemen sonrasında bu sorunların üstesinden geleceklerini vaat ederek vatandaşlarımızdan oy istemişti.

Vatandaşlarımızın % 52’si bu vaatlere inanarak kendisine oy vermiş ve kendisini Cumhurbaşkanlığı makamına, hem de bu kez, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gibi, Dünya siyasi ve demokrasi tarihinde örneğine rastlanmayacak şekilde tek adam yetkileri ile donatarak oturtmuştur.

Seçimin üzerinden yaklaşık 40 gün geçmesine rağmen, maalesef temel ekonomik göstergelerde vaat edilen hiçbir hususta başarıya ulaşılamadığı gibi, her alanda seçimden önceki göstergelerin de gerisine düşülerek, milletimiz katlanılamaz bir ekonomik sıkıntının içine sokulmuştur.

Yakın gelecekte bu kötü durumdan çıkılabileceği konusunda herhangi bir ümit de bırakılmamıştır.

Bizim seçim sürecinde, hayati önceliklerimiz olarak sürekli biçimde vurguladığımız gibi, ekonomide ve yaşamın her alanında, vatandaşımıza refah içinde ve huzurlu bir hayat sunulabilmesi için; öncelikle içte ve dışta barışın tesis edilmesi, hukukun egemen kılınarak ekonomimizin büyütülmesi ve büyümeden kaynaklanan zenginliğin hakça bölüşülmesi gerekmektedir.
Milletimizin tercihlerine her zaman saygı duyan bir geleneğin temsilcisi olarak, bildiğimiz doğruları yılmadan anlatmaya devam edecek ve ülkemizin hak ettiği mutluluğa ulaşması için demokrasi mücadelemizi güçlü bir biçimde sürdüreceğiz.

Bununla beraber, içerisinden geçmekte olduğumuz mevcut ekonomik ve siyasi gelişmeler ve bu durumu yaratan “kötü yönetimin” eleştirisini yapıcı bir tarzda gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Milletimize, donanımlı ve enerjik bir ekibin her an yönetime hazır halde beklediğini ve hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini anlatmayı sürdüreceğiz.

Hatırlanacağı gibi, 23 Mayıs 2018’de Erzincan ve Sivas mitinglerimizde, ekonominin gittiği olumsuz yönle ilgili olarak Cumhurbaşkanı’na tarihi bir çağrıda bulunmuştuk.

Bu çağrıda özetle; Merkez Bankası’nın bağımsızlığının ve kamu mali disiplinin sağlanmasının, kambiyo sisteminde gerçekçi olmayan ve piyasaya uymayan düzenlemelere asla gidilmeyeceği konusunda güvence verilmesinin ve kendisini yanlış yönlendiren danışmanlarının uzaklaştırılmasının önemini vurgulamıştık. Ancak, seçim sürecinde mevcut yönetimin gerekli olan bu adımları atacağına inanmadığımızı da sürekli ifade etmiştik.

Bugün gelinen noktada, enflasyon, faiz ve döviz kurları konusunda iktidarın hiçbir öngörüsü doğru çıkmamıştır. Sürekli tekrarladıkları temelsiz vaatlerini yerine getirememişlerdir. Daha da kötüsü, bütün ekonomi yönetiminin” Damad’a” bağlanması, piyasalar açısından bardağı taşıran son damla olmuştur.
Gidişat akıl almaz bir biçimde ve göz göre göre, milletimizi ekonomik ve sosyal bir felakete doğru götürmektedir.

İktidarıyla, muhalefetiyle, sivil toplum örgütleriyle ve üniversitesiyle her kesim felç olmuş gibi, herhangi bir refleks gösterememektedir.

Son günlerde ekonomik sıkıntıların üzerine bir de yeni ve önemli diplomatik sıkıntılar eklenmiştir. Birbirini tetikleyen sorunlarla baş etme becerisinden çok uzak olan “kötü yönetim” her alanda artarak devam etmektedir.

Bu durum karşısında, özellikle iktidar dışında kalan muhalefetin, sivil toplum örgütlerinin ve akademik kurumların kendilerini en kısa zamanda toparlamaları şarttır.

Kötü yönetimin memleketi tam bir felakete sürüklemesini engellemek için, ülkede yaşayan herkesin, kendi varoluşlarını ve geleceklerini tehdit eden bu gidişe karşı çıkma olgunluğunu göstermeleri gerekmektedir.

Bilindiği gibi, seçim sürecinde, Milletimizin bize teveccüh göstermesi durumunda, ekonomik, sosyal, siyasi, hukuki ve idari alanlarda yapacaklarımızı kamuoyu ile paylaşmıştık. Bu alanlarda ilk bir haftalık, ilk 100 günlük, ilk 500 günlük ve ilk beş yıllıkicraat planımızı” ilan etmiştik.

Yeniden iktidara oturanlar, seçimden sonra yaklaşık 40 gün geçmesine rağmen, ilk 100 günlük eylem planlarını dahi bugün açıklayacaklarını ifade etmektedirler.
16 yıllık bir yönetim tecrübesinden sonra bile, ilk 100 günlük eylem planının henüz açıklanamamış olması, yapılması gerekenler konusunda zihinsel bir hazırlığın olmadığını göstermektedir. Son bir ay, yeniden gelen yönetimin ilgili ilgisiz her kesten öneri beklemesiyle ve yardım ummasıyla geçirilmiştir.
Seçim tarihinden bir hafta önce, açıkladığımız icraat planımız kendilerine her alanda ışık tutacak bir referans belgesi niteliğindedir. Ancak, bu icraat planının yetkin bir ekiple ve iyi niyetle uygulanabilmesi gereklidir.
Milletimiz müsterih olsun.

Bu ülke gerek tarihi birikimi; gerek siyasette, özel sektörde ve kamuda sahip olduğu insan kaynakları sayesinde, en zorlu dönemlerde dahi her türlü güçlüğün üstesinden gelmiştir.

Ben ve arkadaşlarım, bütün gelişmeleri dikkatle takip etmekteyiz.
Gerektiğinde yapıcı eleştirilerimizi herkesle paylaşarak ve kötü gidişten kurtulmanın çarelerini geliştirerek, önümüzdeki seçimde milletimizin önüne daha da hazırlıklı bir şekilde çıkacağımızın bilinmesini arzu etmekteyim.

Etiketler
Muharrem İnce Türkiye Türkiye ekonomisi