GERÇEK GÜNDEM - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP grup toplantısında gündemi değerlendirdi. 

Kılıçdaroğlu Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay'a yapılan saldırı hakkında, "Didim Belediye Başkanı'na saldırıldı. Didim'de yapılan kuleler var. Didim Belediye başkanımız Didim'e ihanet edilmesini istemiyor. Yıkacağız diyor. " ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "Önce Sabah gazetesi, nasıl sabahsa, bir de Takvim, CNN Türk, bir sürü yayını var. Hepsi devletten basleniyor. Sen gazetecisin. İftira atıyorlar. Didim Belediye Başkanı tutuklandı diyorlar. Tutuklama yok. Savcıyı tahrik ediyorlar tutuklansın diye. Gazete özür diledi mi? Dilemedi. Özür dilemek için ahlak gerek. Belediye başkanımız direndi. İhale açtı. Kimse korkudan girmedi. Parasını vereceğiz ve dün akşam saldırıya uğradı.  Belediye başkanımızın sağlığı yerinde kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisine teşekkür ederiz." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarının satır başları şöyle oldu:

Adaleti sağlayacağız. Yürüyüşü düşünürken hep duygulanırım .Demek ki adalet duygusu bu kadar güçlü toplumun vicdanında. Beraber yürüdük. Kainat adına yürüdük. 

İki su getirdim. Biri Ergene Nehri'nden içilecek su, diğeri bizim kirlettiğimiz su. Kim bu hale getirdi?

Doğanın da adaleti var. Ergene'nin suyu içilecek halde diye toplantı yapıyorlar. Buyrun için. 

Dün çekilen fotoğraf. Bu halde. Eskiden bu suda balıklar vardı, insanlar çocuklar yüzerdi. Ne oldu da bu hale geldi?

Hak, hukuk, adalet dedik. Bunu sağlayacak olanlar toplumun vicdanıdır. 

İnançlıysanız neden peygamberimizin söylediği gibi "Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır." demiyorsunuz. Hz. Ali, "Devletin dini adalettir." diyor.

Ergene Havzası 53 belediyenin havzasını kapsıyor. Fotoğraflar acı. Cezalar yetersiz, ağır cezalar getirin ki nehir kirlenmesin diye öneri getiriliyor. Gelmedi. Niçin? Yürütme organı TBMM'yi dinlemiyor ki. 

Kimyasal arıtma yapılması istemiyor. Yapılmıyor. Yürütme organı kim Erdoğan. Tekirdağ'a gittiğinde ise dünyanın en büyük yalanını söylüyor: "İçilecek su."

Bu suda yüzen balıkların, sudan içen kuşların, etrafındaki çayır çimenin hakkı var. Adalet diyoruz güzel de gereğini yapmıyoruz. 

Marmara'da önce toplu balık ölümleri oldu. İki gün gazeteler yazdı, unutuldu. Arkasında kırmızıya büründü. Arkasından yeşile döndü. Gazetelerde gördük, unutuldu gitti. Deniz anası. Unuttuk gitti. Marmara Denizi'nde 124 tür balık vardı. Kalmadı. Marmara Denizi'ni çökertme havuzu gibi gördüler. Bütün kirlilikler buraya aktı. Doğayı seviyorlarsa deşarjı durdurmaları lazım. 

Gelecek nesillere güzel bir Türkiye, güzel bir dünya bırakmak zorundayız. Onların da ağacı görme hakkı var. 

Şimdi daha çok yeşil alan nasıl yaratırız diye mücadele ediyoruz, engeller çıkartılıyor. 

Didim Belediye Başkanı'na saldırıldı. Didim'de yapılan kuleler var. Didim Belediye başkanımız Didim'e ihanet edilmesini istemiyor. Yıkacağız diyor. Önce Sabah gazetesi, nasıl sabahsa, bir de Takvim, CNN Türk, bir sürü yayını var. Hepsi devletten basleniyor. Sen gazetecisin. İftira atıyorlar. Didim Belediye Başkanı tutuklandı diyorlar. Tutuklama yok. Savcıyı tahrik ediyorlar tutuklansın diye. Gazete özür diledi mi? Dilemedi. Özür dilemek için ahlak gerek.

Belediye başkanımız direndi. İhale açtı. Kimse korkudan girmedi. Parasını vereceğiz ve dün akşam saldırıya uğradı. 

Belediye başkanımızın sağlığı yerinde kendisine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Kendisine teşekkür ederiz. 

Onlar bizim üzerimize mafyalarıyla gelebilirler. Sanıyorlar ki CHP'lilere geri adım attırabiliriz. Sizin feriştahınız gelse bize geri adım attıramaz. 

Birilerinden para alıp saldırıyorsunuz. Onlar kendi vicdan ve beyinlerini paraya tercih etmiş insanlardır. Onlarda adalet duygusu da yoktur. Ruhsatı olmayan binaların katlarını yıkacağız.

Yer altı dünyasına teslim olmak ayrı, yasanın yanında vatandaş için mücadele etmek ayrıdır. 19 yıldır iktidardalar. 19 yıldır önlerine hiçbir engel çıkmadı. Parlamentoda çoğunluktalar. Adaleti, liyakati bitirdiler mi, bitirdiler.

Bunlar o kadar ileri gittiler ki, yerel seçimlerde 'Sakın CHP'ye oy vermeyin, CHP gelirse yardımlar kesilir'. 'Mansur Yavaş kazanırsa faturaları bölücü terör örgütü mensupları yazacak' dediler. Bunların ahlakı var mı, yalancıdan devlet yöneticisi olur mu? İstanbul seçimlerini iptal ettiler. Aynı zarfın içinde 4 pusula var, '1'i sahte 3'ü doğru'.

Sahtekarlığa bakın, insanın biraz yüzü kızarır. Bunların yüzünün derisinin kalınlığı ne kadar acaba? İnsan bir ar damarı olur. YSK aracılığıyla yaptılar, 1'i hariç hiçbiri hakim değil. Sarayın uşaklığını yapan hakim olamaz. Onlar da tazminat davası açmışlar ağababaları gibi. Sanıyorlar ki tazminat davası açınca Kılıçdaroğlu konuşmayacak.

İçeride aslan kesiliyor. Kükrüyor, bu can bu tende kaldığı sürece papazı alamazsın. Bir telefon geliyor, papazı teslim ediyor. Cumhuriyet tarihinde böyle bir rezalet gördünüz mü? Adalet bunun neresinde?

Biz yeniden "Yurtta barış, dünyada barış" politikasına döneceğiz. Bölgemize barışı getireceğiz, inancı kimliği ne olursa olsun herkesi baş tacı yapacağız. İki kırmızı çizgimiz var: Bayrağımız ve vatanımız. Bayrağımız ve vatanımızla sorunu olmayan herkesle kucaklaşmaya hazırız. 

Devleti yönetme makamı haksızlıkları telafi etme makamıdır. Seni ve beslemelerinizi doyuramıyoruz. Milyar dolarları veriyoruz doymuyorsunuz. Biz halkı doyurmak için, çocuklar yatağa aç girmesin diye iktidara geliyoruz.