Partili başkan rejiminin tartışılırken, “Amerika’da var, bizde neden olmasın” gibi bir havaya girildiğini söyleyen Dilipak, “Aslında bana göre Partili olabilir. Ama “Partici” olmamalı, daha doğrusu ‘Partizanca’ davranmamalı” görüşünü savundu.

Herhangi temsili görevde bulunan bir kişinin “…cı” olmaktan kaçınması gerektiği görüşünü dile getiren Dilipak, “Ben bu anlamda ‘Müslümancı’ bile değilim. Ben sadece ‘Müslümanım’ elhamdülillah!” dedi.

“Dilipak yazısının devamında şunları kaydetti: ‘Akıllı’ olmak güzel, ama ‘akılcı’ olmak sorun. “Kadın” ya da ‘erkek’ olmak sorun değil, ‘Kadıncı’ ya da ‘erkekçi’ olmak sorun. ‘Türk’ ya da ‘Kürt’ olmak sorunda değil, ‘Türkçü’ ya da ‘Kürtçü’ olmak sorun! Bu farklılıkları yok etmeye kalkmak da bir cinayettir. Farklı olabiliriz. Bunda bir sorun yok. Farklılıklarımıza rağmen barış içinde bir arada yaşamamız da mümkün.”

“Öfke baldan tatlıdır’ derler. Öfke öfkeyi çağırır, öfke siyasetin dili olmamalı. Hem topluma kötü örnek olur, hem maslahata aykırıdır. Uzlaşma zeminini yok eder” diyen Dilipak, “Şu devlet - millet kaynaşması gibi anlamsız fantezilerden de vazgeçmek gerek. Yönetim=Devlet değil. Yönetim, millete vekaleten devleti yönetir. Ama o devlet değildir. Devlet, Halk, ülke ve bir birlikte yaşama iradesini ifade eden, onun inanç, tarih, gelenek, onu o yapan, onu başkalarından ayıran, alamet-i farikası olan bir hukuk düzeninden oluşur” ifadelerini kullandı.