'Covid19 prosedürüne göre defnedilenlerle açıklanan sayılar örtüşmüyor!'

CHP İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, İstanbul'da koronavirüsten hayatını kaybeden sayısı hakkında bakanlıktan yapılan açıklama ile koronavirüs prosedürüne uygun şekilde defnedilenler arasındaki sayıda uyumsuzluk olduğunu açıkladı.

'Covid19 prosedürüne göre defnedilenlerle açıklanan sayılar örtüşmüyor!'

CHP PM Üyesi ve İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, CHP Sarıyer Gençlik Kollarının organize ettiği canlı yayında gençlerle buluştu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

İstanbul'da Covid19 prosedürlerine uygun şekilde defin yapılan 3 mezarlık olduğunu hatırlatan Zeybek, "Devletin açıkladığı rakamların doğru olduğuna inanmak istiyorum ancak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cenaze ve Defin Hizmetleri'nden aldığım bilgiye göre; Bu 3 merkezde, hastaneden gelen raporlara göre Covid19 prosedürlerine uygun olarak defnedilen yurttaşlarımızın sayısı ile devletin açıkladığı sayı birbiriyle örtüşmüyor." dedi.

'Covid19 prosedürüne göre defnedilenlerle açıklanan sayılar örtüşmüyor!' - Resim : 2

Gökan Zeybek'in açıklamaları şöyle:

Öncelikle belirtmeliyim ki; ne yazık ki yurdumuzu etkisi altına alan Covid19 pandemisi nedeniyle yakınlarımızı, arkadaşlarımızı, dostlarımızı, vatandaşlarımızı kaybettik. Tüm hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelere, sevenlerine sabırlar diliyorum. Bununla birlikte bu amansız virüse karşı savaşı kazananlara da geçmiş olsun diyorum. Milyonlarca insan için virüs ile savaşı kazanan her birey birer umut aşısıdır. Bu sayının hızla artması en büyük temennimdir.

İSTANBUL’DA TEMASI EN AZA İNDİRECEK KARARLAR ACİLEN ALINMALI
İstanbul’da Esenler, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Bağcılar gibi AKP Belediyelerinin yönetiminde olan, kilometrekareye 20.000 - 40.000 insanın düştüğü, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu, kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu, sosyal mesafenin sağlanamadığı fiziki koşulları barındıran ilçelerde çok daha yaygın pozitif vaka bulunmakta. Bu gibi ilçelerdeki fiziki şartlar sebebiyle mevcut önlemlerle sosyal izolasyonu sağlamak pek mümkün görünmüyor. Şunu belirtmeliyim ki öneride bulunduğumuz bu olağanüstü hal durumu; tam anlamıyla bütün yurttaşların sokağa çıkmadığı değil, belli bazı zorunlu hizmetler dışında tüm üretim ilişkilerinin durdurulduğu ve temasın en aza indirildiği bir kısıtlamadır. Sayın Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun bu çerçevedeki önerisinin çok yakın zamanda iktidar tarafından hayata geçirileceğini düşünüyorum.
Burada tabii başka sıkıntılar var.

KARA GÜN AKÇESİNİ TEFECİYE AKTARIRSAN HALKINA YARDIM YERİNE IBAN VERİRSİN!
Sokağa çıkamayan her yurttaşın bütün kayıplarının devlet tarafından karşılanması ile alakalı yasal yükümlülük var. Bunları karşılamaktan yoksun olan iktidar, kaynak yaratamadığı için karar alamıyor. Merkez Bankası’ndaki kara gün akçesi olarak bilinen İhtiyat akçesini bütçe açıklarını kapamak ve bir avuç tefeciye faiz olarak ödemek için kullanmanın bedelini televizyonda açıklanan IBAN’ı görünce anlıyoruz. Bizim bütünüyle karşı çıktığımız değerleri benimsemiş bir liderin yönettiği ABD’nin milli geliri 20 Trilyon Dolar. Salgın ortaya çıktığında “milli gelirimizin %10’u kadarını yurttaşlarımıza dağıtacağız” dediler ve dağıttılar. Japonya, milli gelirinin %15’ini, Almanya da keza bu şekilde yardımları gerçekleştirdi. Biz ise Türkiye olarak televizyonda bağışa çıktık. Kıyas yapılması için söylüyorum; Toplanan miktar 1 Milyar TL, Bitlis Ahlat’ta inşa edilen “tek adam”ın sarayının maliyeti 2 Milyar TL.
Bu iktidar geçmişteki yönetim biçimiyle, göz göre göre yaptığı usülsüzlüklerle, yandaşa aktardığı milyarlarla ve devamında bu salgın ortaya çıktığında salgının büyüklüğünü anlamak, salgına karşı alınacak tedbirler ve hayata geçirilmesi konusunda hayati ve geri dönülemez hatalar yapmıştır.
Bu salgın bittiğinde ne yazık ki milyonlarca insanımızın geri dönülemez bir biçimde yoksullukla, yoksunlukla baş başa bırakılacağını görmekteyim.

BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ İYİ Kİ KAMUCU, TOPLUMCU, HALKÇI CUMHURİYET HALK PARTİSİ YÖNETİMLERİNİN ELİNDE
Emekçilerin, yoksulların, yoksunların yardımına koşacak, onların sesi olacak yerel yönetimlerimiz var. Bizim belediyelerimiz ısrarla kamucu, toplumcu, halkçı hizmetleri gerçekleştirmeye devam ediyorlar. Vatandaşlarımız bir yerel yönetimin nasıl olması gerektiğini CHP belediyelerimizin uygulamaları ile gördükçe de bundan korkan ceberrut, baskıcı tek adam rejimi tarafından belediyelerimiz engelleniyor. Çünkü “tek adam” zihniyeti iyiye, doğruya, güzele, topluma, halka karşıdır.
Ama umutlarımızı taze tutalım. Nasıl 31 Mart’ta 23 Haziran’da İstanbul, Ankara, İzmir’de ve başka şehirlerde “tek adam” rejimini yerle bir ettiysek, en yakın zamanda da tüm Türkiye’den “tek adam” anlayışını defedeceğiz.
Belediye Başkanlarımızı, belediye çalışanlarımızı, STK’larımızı, CHP gençlik örgütlenmelerimizi, kadın kollarımızı ve gönüllülerimizi bu zor zamanda büyük bir özveri ile halkın yanında oldukları için ayakta alkışlıyorum, teşekkür ediyorum.

“TEKALİFİ MİLLİYE” ÜZERİNDEN 2020 TÜRKİYE’SİNİ 1920’NİN BÜTÜN CEPHELERDE İŞGAL EDİLMİŞ TÜRKİYE’SİNE BENZETMEK TAM BİR TARİH YOKSUNLUĞUDUR.
Mustafa Kemal Atatürk TBMM’de bu yasayı çıkardığında İstanbul’da padişah vardı. Osmanlı Devleti vardı. Osmanlı Devleti tüm vergileri topluyordu. Yabancı ülkelerle işbirliği yaparak ihtiyaçlarını gideren Padişah’tı. Bu nedenle o gün Kurtuluş Savaşı esnasında Gazi’nin Milletinden başka güveneceği kimse yoktu. Sn. Cumhurbaşkanı’nın benzetmesi de, değerlendirmesi de yanlış. 2020 Türkiye’sinin 1920’nin bütün cephelerde işgal edilmiş Türkiye’sine benzetmek tarih yoksunluğudur.
Ne Kurtuluş Savaşı’nı tanıyorlar, ne de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü.

COVİD19 SONRASI HERKES YENİ DÜNYA DÜZENİNE HAZIR OLMALI
Devletler mutlaka sorgulanacak. Devletin asli görevleri olan sağlık, eğitim, ulaştırma, yaşam hakkı, çevre hakları konusunda bunların kesinlikle özelleştirilemeyeceği, bunların birer kamu hizmeti olduğu ve devletin de bu hizmetleri kamu adına yürütmesi ile ilgili yapısal dönüşümlere gitmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Amerika için de, Avrupa için de, Türkiye için de bu geçerli. Devletimizi yukarıda belirttiğim kamu hizmetlerinden el çektirmeye çalışan AKP zihniyetinin nasıl açmaza sürüklendiği net bir biçimde görülmektedir.
Bu günden itibaren bizlerin; demokratik bir devlet yönetimi anlayışı oluştururken daha kamucu, daha toplumcu, daha insana dönük olan yeni modeller geliştirmemiz gerekmektedir.

COVİD19 PROSEDÜRLERİNE GÖRE DEFNEDİLEN YURTTAŞLARIMIZIN SAYISI İLE DEVLETİN AÇIKLADIĞI SAYI BİRBİRİYLE ÖRTÜŞMÜYOR.
İstanbul’da Çekmeköy, Alibeyköy ve Hadımköy’de 3 merkezde sadece Covid19 şüphesi ile yaşamını yitirmiş yurttaşların cenaze işlemleri, camiye götürülmeden tabutlanıp doğrudan mezarlığa götürülerek özel bir prosedür ile gerçekleştiriliyor.
Devletin açıkladığı rakamların doğru olduğuna inanmak istiyorum ancak; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Cenaze ve Defin Hizmetleri'nden aldığım bilgiye göre;
Bu 3 merkezde, hastaneden gelen raporlara göre Covid19 prosedürlerine uygun olarak defnedilen yurttaşlarımızın sayısı ile devletin açıkladığı sayı birbiriyle örtüşmüyor.

AKP; SADECE SARAYDAN GELEN TALİMATLARI TBMM’DE ONAYLAYAN KISITLI BİR OLUŞUM HALİNE GELDİ
Şu an TBMM’de infaz yasası görüşülüyor. Kamuoyunun hassasiyetlerini dikkate alıyoruz. Haksız, hukuksuz yargılanmaların önüne geçecek düzenlemeler için TBMM’de var gücümüzle çalışmaktayız. Düşünce özgürlüğü, basın özgürlüğü başta olmak üzere, özgürlüklerin kısıtlanmasının ortadan kaldırılması doğrultusunda umuyorum ki umut verici gelişmelere açık bir süreç var önümüzde.

Etiketler
Koronavirüs Türkiye Bakanlık Milletvekili