İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Konuşmasında iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Akşener, çöüzmün parlamenter demokrasiye dönmek olduğunu söyledi.

Akşener, son günlerde futboldayaşanan siyasi tartışmalara da değinerek Cumhurbaşakanı Erdoğan'ı "Damadını tribünlerin yakasından düşür" diye uyardı.

Akşener'in konuşmasından satır başları şöyle:

Aramızda bir şehit annesi var, kendisinin ellerinden öperim. Bu ülke size minnettardır. Sokak hayvanlarını koruma deneği aramızda hoş geldiniz.

Hayvan hakları savunucularına bir söz verdim. Yasalardaki gerekli değişiklikleri yapmak için elimden geleni yapacağıma dair söz verdim. Hayvanlara işkence edenlerin kabahatlar kanuna göre değil Türk Ceza Kanununa göre yargılanması için elimden geleni yapacağım.

"Devlet aklı devlet yönettiğinin farkında olanlarda bulunur"

Devlet aklı devlet yönettiğinin farkında olanlarda bulunur. Türkiye’yi “şahsım” ülkesi olarak görenlerde bu aklı bulamazsınız. Her adımları ciddiyetsiz, her işleri millet menfaatlerinden uzaktır. Bu iktidarın mensupları devlet yönettiklerini unuttukları gibi sürdükleri sefanın tadını çıkardıkları israf düzeninin içinde milletimizin dertlerini görmez, çile çeken insanımızın sesini duymaz hale geldiler.

Sizler ve aileniz ay sonunu getirmek için mücadele ederken, bakın iktidarın sarayında neler oluyor. Cumhurbaşkanlığı Saraylarının bakım ve onarımı için 610 milyon lira daha harcanacak. Bu nasıl para biliyor musunuz? Hani 50 milyon dolar bulamadıkları için Katarlılara peşkeş çektikleri Tank ve Palet fabrikamız var ya işte onun için gerekenin tam iki katı. Bu para 265 bin 217 asgari ücrete eşit. Şaka değil. Sarayın onarımına bakımına ve yeni binalara harcanacak. Üstelik bununla da bitmiyor. Geçtiğimiz yıl sarayın bahçesindeki binalara harcanan para ne kadar biliyor musunuz? 2 milyar 845 milyon lira. Bu parayla maliyeti 100 bin liradan 28 bin aile ufak tefek de olsa başını sokacak bir ev sahibi olurdu. 28 bin ailemizi ev sahibi yapacak parayı götürüp sarayın bahçesindeki inşaatlara harcadılar. 

"YAZIKLAR OLSUN SİZE"

Bir babanın Hatay’da kendini yattığı bir babanın Meclis’te intihara kalkıştığı, daha dün borçlarımı ödeyemiyorum diyerek kendini kamyonuna asan bir babanın yaşadığı ülkede oluyor bunlar. Elazığ depremi ardından yardımları ücretsiz taşırım diyen koca yürekli bir kamyoncu kardeşimiz ekmek teknesine kendini asarak son verdi. Babaların evlerine ekmek götüremedi için kendini asarak can verdiği Türkiye’de saraylarına yaklaşık 3 milyar lira harcayabilen vicdansızlara soruyorum; Adalet bunun neresinde? Vicdan bunun neresinde? Bu hüzünlü hikayeler gece rüyanıza girmez mi? Kalbinizde bir sızı yaratmaz mı? Yüreğiniz sızlar mı? Yazıklar olsun size.
"VATANDAŞIMIZIN HAYATI SARAY ZENGİNLERİ GİBİ DEĞİL"

Geçen hafta Bursa’daydım. Saraylarına oluk oluk para akıtan bu ülkede vatandaşımızın hayatı hiç de saray zenginleri gibi değil. Karşılaştığım her üç kişiden biri “iş” dedi, “aş” dedi. Dinlediğim her esnaf elektrik dedi, doğalgaz dedi. Bir kardeşim elektrik faturasını uzattı “geçen yıl 380 lira bu yıl 550 lira” dedi. Kuruyemişçi bir kardeşimin faturası 800 lira, tütüncü bir kardeşimin faturası 700 lira, pastaneye girince tezgaha konan elektrik faturası aylık 4000 bin lira. Maliyetler bu kadar yükselirken çalışanına nasıl maaş ödeyecek kirasını, suyunu, doğalgazını da eklediğimizde binlerce vatandaşa ekmek veren bu işletmeler nasıl ayakta kalacak?

"ÜLKEM ADINA HİÇ BU KADAR ENDİŞENLEMEMİŞTİM"

Çiftçilik ve hayvancılık yapan vatandaşlarımızla dertleştik. Önümüze konan tablo her şeyi anlatıyor. 50 dönüm arazide armut bahçem var, gübreydi, ilaçtı, suydu, mazottu, işçiydi derken 2019 yılını ana paradan yüzde 40 zararla kapattım diyor. Bir de yüzde 40 zararda. Bu çark nasıl dönecek bilen var mı? Bu feryadı duyan var mı? Elbette yok. Kestel ve Gürsu’da nüfusun yüzde 60’ı çiftçilik ve hayvancılıkla geçiniyor. İlaç ve gübre fiyatları ortada diyorlar ki “2019’dan bu yana para kazanamıyoruz”. Süt inekçiliği yerini besiciliğe bırakmış. Yem fiyatları yüksek o nedenle hayvanın bakım maliyetini yüklenmek yerine etinden para kazanmaya çalışıyorlar. Bunu ülke genelinde düşündüğümüzde hayvancılığımızın halini görün. Nilüfer’de gençlerimizin gittiği kafelere uğradım. Bir çoğu öğrenci, 15 yıl önce Yıldız Teknik Üniversitesi’nde, daha sonra Kocaeli Üniversitesi’nde inkılap tarihi dersi anlatmış bir hoca olarak ilk defa bu gençlerin böyle bir ruh hali içinde olduğunu gördüm ve hiç bu kadar ülkem adına endişelenmemiştim. Müthiş bir endişe içimi kapladı ve asıl beka sorununun bu olduğunu umarım ağalar görür.

"DAMADINI ARTIK TRİBÜNÜN YAKASINDAN DÜŞÜR"

Fenerbahçe tribünlerinden yükselen sesleri duyuyorsunuz. ben başkanların kendi aralarındaki rekabetle ilgili değilim. Siyasetçilerin bu tartışmalara dahil olmaması gerektiğini düşünüyorum. Siyasetin spora karıştığı ülkelerde sporun ileri gidemediğini biliyorum. Ancak damat bey bakanlıktaki başarısızlığıyla gündeme gelmekten yorulmuş olacak ki bu aralar anlamadığı başka bir alanı, futbolu karıştırmakla meşgul.

Yahu arkadaş bırakın insanlarımız istedikleri kulübe gönül versin, cahilce ettiğiniz her söz insanlarımızı rahatsız ediyor. Gereksiz tartışmalara sebep oluyorsunuz.

Trabzonspor da bizim Fenerbahçe de bizim. Sayın Erdoğan damat bey üzerine vazife olmayan her işe karışıp ortalığı karıştırıyor. Gel Bursa’da konuştuğun Fenerbahçeli kardeşlerimin sesine kulak ver. Damadını artık taraftarın yakasından düşür. Yoksa o tribünler sana öyle bir ders verir ki şaşar kalırsın.

DAMADIN NE İDÜĞÜ BELİRSİZ POLİTİKALARI

Akşener, hükümetin ekonomi politikalarını eleştirerek, "Dolambaçlı yollara girdiler Katar'dan para aldılar. Ne için? Merkez Bankası'nın rezervlerini fazla göstermek için. Sonuç ne oldu? Uzun dönemli itibarımız tehlikeye attılar. Varlık Fonu diye bir fon kurdular. Bu fonu John Ahmet'in devir daim makinesi gibi tanıttılar. Milletin kendisine ait olan şirketleri bu fona geçirip, Sayın Erdoğan ve damadına bağladılar. Ne için? Eşe dosta para aktarmak için. Sonuç ne oldu? Maliyeyi çift başlı hale getirip hazinemizin itibarını kısa dönemdeki harcamalarına feda ettiler. Swap kısıtlamaları getirdiler. Ne için, birkaç haftalık fayda için. Damat beyin ne idüğü belirsiz politikalarını uygulamak için sermayesi millete ait olan kamu bankalarına sadece geçen hafta 5 milyar dolara yakın döviz sattırdılar. Ne için? Hem kuru hem de faizleri aynı anda baskılamak için. Sonuç ne oldu? Yabancı bankaların hepsi çıkış planları yapmaya başladılar" dedi.

"FAİZLER KONUSUNDA ERDOĞAN'L AYNI FİKİRDEYİM AMA..."

Faizler konusunda sayın Erdoğan’la aynı fikirdeyim faizler insin istiyorum. Ama baskı ile faizler inmez. Merkez Bankası’na faizler insin baskısı yapıldı. Kendisi akıllı Merkez Bankası cahildi. 2015 yılında faizleri indirin dediğinde 7.5’ti faizler. Merkez Bankası başkanı gitti açıklama yaptı, ‘faizleri baskılarsak yukarı çıkar’ dedi. Yıllar süren bu faiz baskısının sonucu dolar fırladı, faiz fırladı, ekonomimiz küçüldü. Faiz etrafındaki cahillerin verdikleri akıllarla düşmez. Eğer faizlerin inmesini istiyorsan, eğer ekonominin düzelmesini istiyorsan, yargıdan elini çekeceksin, Merkez Bankası'ndan elini çekeceksin. Demokrasiyi güçlendirip parlamenter demokrasiye geri döneceksin. Bak o zaman faiz düşüyor mu,  düşmüyor mu? 

ERDOĞAN'A FAİZ REÇETESİ

Demek ki neymiş? Faiz sebep, enflasyon sonuç değilmiş. Demek ki neymiş? Sayın Erdoğan sebep, Damat Bey vesile, ekonomik kriz sonuçmuş… Türkiye’nin geldiği noktada, krizin sebebi aynen yerinde duruyor. Hatasından ders çıkarmamış olacak ki; aynı şeyleri söylemeye, aynı şeyleri yapmaya devam ediyor.

Einstein der ki: “Delilik, aynı şeyleri yapıp, farklı sonuç beklemektir.”

Sayın Erdoğan; Bu iş, tek bilinmeyenli bir denklem değil… O denklemde, senin görmezden geldiğin demokrasi de var. O denklemde, senin damadın beceriksizliği de var. O denklemde, aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar bekleyen, sen de varsın.Bak, bu kısmı iyi dinle, reçeteyi yazıyorum…

Çok zor değil: Yargıdan elini çekeceksin. Medyadan elini çekeceksin. Merkez Bankası’ndan elini çekeceksin. Damadını da bakanlıktan çekeceksin, işin başına yetkin isimleri getireceksin. Yani, önce bütün bu işlere sebep olan, bu ucube sistemden vazgeçeceksin. Yani, sözümü dinleyip, Türkiye’nin karakterine ve çağa uyan, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’e geçeceksin. Bak işte o zaman, nasıl düşüyor faizler. Bak işte o zaman, nasıl düşüyor döviz kurları. Bak işte o zaman, nasıl geri geliyor yurt dışına kaçan paralar.

Demokrasi ve kuvvetler ayrılığı olmadan, Türkiye kalkınamaz. Demokrasi olmadan atacağın her adım, krizi daha da derinleştirir. Cumhuriyet tarihimize bakarsan, bu gerçeği görürsün… Ekonominin şaha kalktığı yıllar, aynı zamanda Türkiye’nin, demokratikleşme yolunda adım attığı yıllardır.

İster, Atatürk’ün hayatını incele. İster, Menderes’in hayatını incele. İster, Özal’ın hayatını incele. Bu gerçeği görürsün. Biz bu gerçeği görüyoruz, insanımız bu gerçeği görüyor, Ve milletimizin teveccühü her geçen gün artıyor. Biz, Sayın Erdoğan ve küçük ortağın çok sevdiği, Türkiye’yi yoran, gereksiz tartışmalardan uzak duracağız. Çünkü biz, önce millet, sadece millet diyenleriz. Çünkü biz, siyasette aklı öne koyanlarız. Çünkü biz, mutlu, zengin ve güçlü bir Türkiye’nin hayalini kuranlarız.

"KİM HANGİ DÜĞMEYE BASARSA BASSIN..."

"Türkiyeyi il il, ilçe ilçe, köy köy gezeceğim. Hangi enter tuşuna basarsanız basın, sizden büyük Allah var, millet var. Kaldı ki ben 1997'yi yaşamış bir insanım dolayısıyla kim hangi düğmeye basıyorsa bassın önce Allah'a sonra millete sığınırsak bastığınız parmakların sonuçları ne olursa olsun biz yolumuza devam edeceğiz. "