AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Libya Konferansı için gittiği Almanya'nın Berlin kentinden dönüşünde basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Erdoğan, gündeme dair açıklamalarda bulunarak, "FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın komisyonu” önergesi verdi. AK Parti ve MHP karşı durdu. Sayın Bahçeli “Hakim değiliz, savcı değiliz. Meclis’te araştırılması doğru değil. Bunun yerine sözde ‘Yurtta Sulh Konseyi’ araştırılsın” dedi. Siz ne diyorsunuz buna?" sorusunu yanıtladı.

 

"AK PARTİ'DE MHP'DE BU TÜR ADAMLAR MI VAR? İSPATLA"

Erdoğan, "İddia sahibi kim? CHP... Sen iddia sahibi olduğuna göre bir defa bu iddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu. Parlamentonun içinde veya herhangi siyasi partide, AK Parti’de, MHP’de bu tür adamlar mı var? Hadi ispatla. Eğer ispatlayamıyorsan demek ki bunlar sende... Ya CHP içinde var, ya İP’te var, ya HDP’de var. Çıkar o zaman sen bunları, ispat et." dedi.

 

Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:

LİBYA KONFERANSI

Erdoğan, Berlin'deki Libya Konferansı'na ilişkin, "Biz bir güçlü devletsek, bir güçlü devlet olarak bizden birçok beklentiler var. Türkiye barışın anahtarıdır. Libya konusunda attığımız adımlar sürece bir denge getirdi. Hem sahada hem de masada siyasi sürece destek olmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Libya'da Türkiye'nin mevcudiyetinin barış umutlarını artırdığını belirten Erdoğan, "Terörle mücadele kisvesi altında ne tür oyunların oynandığını da görüyoruz" dedi.

Erdoğan, Libya Konferansı'nda Halife Hafter'in metinlere imza atmaması manidar olduğunu söyleyerek, "Olay, sözlü olarak katılımcıların şahitliği ile kalmış oldu. İnşallah neticesi hayırlı olur" diye konuştu.

 

 

"PUTİN İLE ÇAĞRISINI YAPTIĞIMIZ ATEŞKESE UYULMASI HALİNDE SİYASİ SÜRECİN ÖNÜ AÇILACAK"

Erdoğan, Libya'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile birlikte çağrısını yaptıkları ateşkese uyulması halinde siyasi sürecin de önünün açılacağını vurguladı.

Erdoğan, AB'nin Libya sürecinde koordinatör sıfatı ile yer alması teklifine "BM varken doğru olmaz" diyerek karşı durduklarını söyledi.

 

TÜRKİYE VE SURİYE ARASINDAKİ GÖRÜŞME

İstihbarat noktasında Hakan Bey'in gerek Rusya tarafıyla gerek Suriye tarafıyla gerek İran tarafıyla, oralardaki muhatapları ile ilişkileri de şu ana kadar başarılı bir şekilde devam etmiştir. Şimdi İran’da yeni bir istihbaratçı göreve geldi. Onunla da henüz daha görüşmeye başladığını zannetmiyorum Hakan Bey’in ama bugünlerde onunla da ilişkilerini geliştirecektir. Böylece bizim etrafımızdaki ülkelerle olan bu tür bağlarda Hakan Bey bu süreci zaten başarılı şekilde devam ettirmektedir. Gerekse uzak ülkelerle, Amerika’sına varıncaya kadar, bütün bunlarla olan bağlar da sürmektedir. Ki malum bir ülkenin istihbaratı zaten onun en önemli köşe taşıdır. Bunu da ne kadar başarılı sürdürürse o kadar ülke güçlü olarak yoluna devam eder.

 

'"ESED TERÖR ESTİRİYOR' DEDİM"

Mesela biz bugün sadece Libya’yı işlemedik, İdlib’ide işledik. İdlib konusunu hem Libya ile ilgili yaptığım konuşmada işledim hem de Sayın Putin ile etraflıca uzun uzadıya İdlib konuştuk. Kendisine durumu anlattık. Kendisi de “İlgili arkadaşlarımız dışişleri, savunma, istihbarat bu ilişkilerini süratle devam ettirsinler” dedi. Onlar şimdi “kendilerinin canını yaktığını söyledikleri” bizim ise “ılımlı muhalif” olarak baktığımız kişilere terörist olarak bakıyorlar. Ben kendisine şunu söyledim “Bunlara terörist diyorsunuz da Esed devlet terörü estiriyor. Bu adam yüzbinlerce insan öldürdü ve hala şu anda İdlib’de bombalar yağdırılıyor” tabii bunu kabul edemiyor.

Ben geçen gün televizyonda babaları 2 ay önce öldürülmüş olan 6 çocuğu anneleriyle beraber gördüm. 2 yaşında, 4 yaşında, 5 yaşında çocuklarla beraber anneleri yağmur çamur içerisinde duruyor ve bunlar çadırda. Biz şimdi yeni bir kampanya başlatıyoruz. Bunlar bize 30 kilometre falan yaklaştılar. Şimdi diyoruz ki bunlara briketten 20-25 metrekarelik baraka yapalım, üzerini brandalarla kapatalım. Hiç olmazsa bunların yaşam koşulları biraz daha konforlu hale gelsin. Bunları buralara yerleştirelim dedik. Şimdi Kızılay’ı, AFAD’ı bu konuda süratle seferber edeceğiz ve o bölgede bunları yapmaya başlayacağız. Elimizden geldiği kadarıyla bunları yapıp ona göre altyapısını da yapacağız ve oralara bunları inşallah yerleştirelim diyoruz. Bir kere daha söylüyorum; Türkiye barışın anahtarıdır.

 

"KADDAFİ'NİN ÖMRÜ YETMEDİ"

Biz bu işi Kaddafi döneminde bitirmiştik. Tabii Kaddafi’nin ömrü buna yetmedi. Şimdi Baykal’ı buraya getiren de tabii aslında Kıbrıs Barış Harekatı. Kaddafi ile bu konuyu görüşmüş, konuşmuştuk ve Türkiye-Libya arasında daha geniş kapsamlı deniz araştırmaları üzerinde bir anlaşmayı imzalıyorduk ama ömrü vefa etmedi. Eğer o dönemde bu imzaları atabilseydik, şimdi bu kavgaları belki de yapmayacaktık. Öyle veya böyle şu anda Sarrac ile geç de olsa bu adımı atmış olduk.

 

 

"YUNANİSTAN BİZİ TAHRİK ETMEK İÇİN ÇAĞIRDI"

Niye Miçotakis, Hafter’i Yunanistan'a çağırdı? Sadece bizi tahrik etmek için çağırdı. Bu akşam ismini vermeyeceğim bir tane lider “Miçotakis sizinle tekrar arayı düzeltmek istiyor” dedi. “Nasıl bir iş bu Hem benimle arayı düzeltmek istiyor öbür taraftan da gidiyor Hafter’i Yunanistan'a çağırıyor. Böyle saçmalık olur mu?” dedim. “Sen ona söyle, öncelikle bir defa bu yanlıştır, düzeltsin, ondan sonra bizim görüşmemiz kolaydır” dedim. Maalesef bu tür sorunları yaşıyoruz.

 

CHP'YE TEPKİ: DERT BAŞKA

CHP’nin tarihinde ülkesinin değerleri hususunda tek ses olma anlayışı var mıdır? Hiçbir zaman olmamıştır, çok istisnadır. Yani Kıbrıs Barış Harekatı’nda o zaman öyle bir tek ses olma gibi bir duruma gelindi ki koalisyon meselesi gündemdeydi. Ama bunun dışında bu kadar güzel şeyler, hoş şeyler oluyor, bakıyorsunuz CHP “hayır” diyor. Bunu son zamanlardaki Kanal İstanbul, Marmaray, Avrasya tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü meselelerinde gördük. Çok enteresan; mesela seçim kampanyasında bizim çadırların yanında CHP’nin çadırı vardı. Ben “bir de CHP çadırına gideyim” dedim. CHP çadırına gittim, onlar da orada çay ikram ettiler. Bulunduğumuz yer de tam bizim Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü görüyor; İstinye bayırının orası. Bir tane bayan dedi ki “Başkanım her şey iyi güzel de şu Yavuz Sultan Selim Köprüsü niye?” Öyle deyince “Bu yakışmaz mı? Yavuz Sultan Selim'in ülkemize, bu topraklara neler kazandırdığını herhalde tarihi okumuşsundur, bilirsin. Böyle bir isme burası yakışır” dedim. “Siz oraya başka isim verebilirdiniz ama bu ismi inadına verdiniz” dedi. Böyle deyince “ben şimdi anladım” dedim. Dert başka... Sanki biz ismi oraya inadına verdik. Bir tarafta Boğaziçi Köprüsü, o zaman tabi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü değil, bir tarafta Fatih Sultan Mehmet Köprüsü.Oraya da Yavuz Sultan Selim ismini verdik. Buraya takılacak kadar ne yazık ki bakış farklı.

 

Şimdi bakıyorsun sayıyor; “Doğu Akdeniz’de şu ülke var, şu ülke var, şu ülke var. Türkiye niye yok? Bir ülke yok, o da Türkiye” diyor. Bizim orada hala olup olmadığımızın farkında değil. Gemilerimiz orada; sondaj, sismik araştırma… Hepsi orada ama görmüyor. Sıkıntı burada. Bu kadar yollar yapıyoruz. Cumhuriyet tarihinde 79 senede yapılmış bölünmüş yol 6 bin 100 kilometre. Biz bunun üzerine 22-23 bin kilometre daha yol ilave ettik iktidarımız döneminde. Buralardan geliyorlar gidiyorlar ama bunları görmüyorlar ne yazık ki. Mesela buraya gelmeden önce Marmaray’dan ne kadar yol yolcu geçti rakam aldım. Allah'a hamd ediyorum; 500 milyon yolcu bu süre içerisinde buradan geçti.

 

"HADİ İSPATLA"

(CHP'nin FETÖ'nün siyasi ayağı önergesi) Sayın Bahçeli’nin bu yaklaşımı işin bir boyutu. İşin bir başka boyutu da bana göre şudur: İddia sahibi kim? CHP... Sen iddia sahibi olduğuna göre bir defa bu iddianı ispatlamakla mükellefsin. İspatla bunu. Parlamentonun içinde veya herhangi siyasi partide, AK Parti’de, MHP’de bu tür adamlar mı var? Hadi ispatla. Eğer ispatlayamıyorsan demek ki bunlar sende... Ya CHP içinde var, ya İP’te var, ya HDP’de var. Çıkar o zaman sen bunları, ispat et. Bunu ispatlayamayan bu parti parlamentonun tamamını zan altına almak için böyle bir yola başvurdu. Daha geçenlerde Urla Belediye Başkanı’nın FETÖ’cü olduğu ortaya çıktı. Şu anda ne oldu? Tutuklu içeride. Mahkemesi devam ediyor.

Seçimden önce de babası uyarmış. Seçimden önce babası Kılıçdaroğlu’na gidiyor diyor ki “Benim oğlumu aday yapmayın, FETÖ’cüdür, sizin başınıza iş açar” diyor...

Daha bunların neleri neleri çıkacak. Var. Bu süreç bu şekilde devam eder. Zira bu terazi bu kadar sıkleti çekmez. Şimdi bu pisliklerden kurtulmak için parlamentonun üzerine bunu yıkmak istiyor. Bunun bedelini bir defa ödeyecekler. Önce sen iddia sahibisin, bu iddianı ispatla. Meclis’i buna karıştıramazsın.