Prof.Dr. Beyan ayrıca, tam kan yerine çoklu bileşen tedavisinin uygulanması gerektiğine işaret ederek, tam kan kullanım oranlarının ülkemizde yüzde 30’larda iken gelişmiş ülkelerde yüzde 3 ila 5 oranında olduğunun altını çizdi.

PROF.DR. BEYAN: AKRABADAN KAN NAKLİ ENGELLENMELİ

Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirilen “Kan Transfüzyonu ve Reaksiyonları” konulu konferansta Prof.Dr. Cengiz Beyan, akrabadan kan nakli yapılmasının ölümcül sakıncalarına dikkati çekti.

Prof.Dr. Beyan ayrıca, tam kan yerine çoklu bileşen tedavisinin uygulanması gerektiğine işaret ederek, tam kan kullanım oranlarının ülkemizde yüzde 30’larda iken gelişmiş ülkelerde yüzde 3 ila 5 oranında olduğunun altını çizdi.

Prof.Dr. Cengiz Beyan’ın konuşmacı olduğu “Kan Transfüzyonu ve Reaksiyonları” konulu konferans Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirildi.

“Tarihte kan bir güç kaynağı olarak görülmüş”

Kan transfüzyonunun tam kan veya bileşenlerinin iv yolla vericiden alıcıya emniyetle transferi işlemi olduğunu belirten Prof.Dr. Beyan, kan transfüzyonunun tarihçesine bakıldığında eski Mısır ve Romalılarda kanın bir güç kaynağı olarak görüldüğünü hatırlattı.

Beyan, şunları kaydetti: “Kanla banyo yapılması, kanın içilmesi gibi uygulamaların yanı sıra epilepsi tedavisinde kan kullanımı denenmiş. 1492 yılında Papa VIII. İnnocentius'a gelişen hastalığı nedeniyle üç sağlıklı erkek çocuktan transfüzyon yapıldığı yönünde bilgiler var. Ancak kaynaklarda, kanın ne şekilde verildiği noktasında bir fikir birliği yok. Transfüzyon sonrasında papa ve üç erkek çocuğu kaybedilmiş.

Bu olay sonrasında Hristiyan dünyasında yasaklar 1628 yılında Harvey’in kan dolaşımını tanımlamasına kadar sürmüş. Harvey, kan dolaşımını tanımladıktan sonra bu çabalar hayvandan insana transfüzyonlar şeklinde başlamış ve o dönemde son derece başarılı transfüzyonlar mevcut. Landsteiner, 1901 yılında ABO kan gruplarını tanımlayana kadar bu konuda gerçek bilgilendirme olmamış ve 1930 yılında ise Landsteiner Nobel Tıp Ödülü’nü almıştır.”

Neden Tam Kan Yerine Bileşen Kullanılmalı?

Tam kanın nakli için gereken durumlar hakkında bilgi veren Prof.Dr. Beyan, kan bileşenlerinin bulunduğu durumlarda tam kan yerine çoklu bileşen tedavisinin uygulanması gerektiğini vurguladı. Ülkemizde tam kan kullanım oranlarının gelişmiş ülkelere göre çok daha yüksek olduğunu belirten Beyan, bu rakamın ülkemizde yüzde 30’larda iken gelişmiş ülkelerde yüzde 3 ila 5 oranında olduğunun altını çizdi.

Tam kan yerine bileşen kullanılmasının önemine işaret eden Prof.Dr. Beyan, gerekçelerini şöyle sıraladı:

“Özel bir kan bileşenine gereksinimi olan hastalarda optimal tedaviyi sağlar.
Gereksinim olmayan bileşenlerin oluşturabileceği yan etkiler önlenir.
Kan kaynağının boşa harcanmasını önler.
Kan bileşenlerinin raf ömrü daha uzundur.”

Eritrosit Süspansiyonları hazırlama yöntemleri konusunda bilgiler aktaran Beyan, afet durumlarında kullanılmak üzere “Dondurulmuş ES” yöntemine ilişkin şöyle konuştu: “Hint Okyanusu’nda ABD’nin Pakistan ve Afganistan’da görev yapan birlikleri için her asker adına 2 ünite olacak şekilde bir kan bankası gemisi bulunmaktadır. Bir operasyon söz konusu olduğunda, askerlere kendi kanları verilir. Bu durum deprem gibi büyük felaketler için Kızılay’ında gerçekleştirmeyi düşündüğü bir projedir.”

Kan transfüzyonu reaksiyonları neler?

Günümüzde suni kan üzerinde ciddi çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Beyan, kan vermenin son derece komplike bir olay olduğunu ifade etti.

Beyan, transfüzyon esnasında yaşanabilecek reaksiyonları ise şöyle sıraladı:

Ateş
Titereme
Göğüs, karın, bel ve infüzyon bölgesinde ağrı
Kan basıncında değişiklik
Solunum sıkıntısı
Cilt bulguları
Bulantı/kusma
Akut sepsis tablosu
Anafilaksi


“Akrabadan Kan Nakli Engellenmeli”

Akrabadan kan nakli yapılmasının ölümcül sakıncalarına dikkati çeken Prof.Dr. Beyan, “Akrabadan kan verilmesinin engellenmesi lazım” diye konuştu. Enfeksiyon riskine yönelik tedbirlere dair değerlendirmelerde bulunan Beyan, gönüllü bağışçılarda kan bankacılığının önemsediği koşulları anlattı.

Prof.Dr. Cengiz Beyan kan transfüzyonunun bir nakil olduğunun altını çizerek, iyi düşünmeden, gerekmeden, gereğinden fazla ve en güvenlisi hiç yapılmaması gerektiğini kaydetti.