Ankaralıların hayata gözünü açtığı 94 yıllık Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi,halk adıyla “Büyük Doğumevi”, kamu özel ortaklığı ile devletin kendi arazisinde kiracı olduğu Bilkent Şehir Hastanesi uğruna kapatılıyor.

Cumhuriyet gazetesinden Şeyma Paşayiğit'in haberine göre Zekai Tahir Burak’ın aday göstermesiyle 28 yıl hastane başhekimliğini yapan Ziya Durmuşoğlu’nun oğlu, hastanede 1982-1986 yıllarında uzmanlık eğitimi alan Profesör Doktor Fatih Durmuşoğlu, son durumu Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Durmuşoğlu, Türkiye’de doğumevi kavramının kurucusu olan doktor Zekai Tahir Burak’ın “Doğumun bir hastalık olmadığını, kadınlara ayrı bir bakımevinde yardımcı olunması gerektiğini” söylediğini aktararak “Bu çok doğru bir fikir çünkü doğum bir hastalık değil. Orada başka hastaların yattığı yerde bu hizmeti vermek bugün bile çok akıllıca değil. Zekai Tahir Burak’ın bu fikriyle, Türkiye’de doğumevleri başlıyor. Hizmete geçtiği günden beri binlerce kadın doğum uzmanı yetiştiriyor. Şu anda bile kadın doğum uzmanı birimi olarak en tepede. 1980’li yıllarda Türkiye’de her beş kadın doğum uzmanından biri bu doğumevinden çıkışlıydı” dedi.

‘Hocalar kan ağlıyor’

Hastanenin birçok konuya öncülük yaptığını ve her ünitesinin ayrı birim halinde çalıştığını belirten Durmuşoğlu, “Tıp alanında Türkiye’nin ilerlemesi için, çağı yakalaması için önemli kurumlarından birisiydi. O zamandan beri Türkiye’ye kadın doğumcu yetiştiriyor. O dönemlerde, oranın suyunu içmiş, eğitimini almış kişiler, şu anda hakikaten tecrübeli ve kendi konusunda uzmanlaşmış birçok hoca var, herkes kan ağlıyor” diye konuştu. Şehir hastaneleri uğruna köklü hastanelerin feda edilmesine ilişkin “Cumhuriyet hafızalarını yok etme amaçlı” yorumu yapan Durmuşoğlu, “Bunlar, Cumhuriyet döneminin renklerini, kişiliğini, duruşunu taşıyan kurumlar. O hafıza siliniyor. ‘Daha iyi hizmet verilecek’ denilmesine inanmıyorum. Doğumevinin verdiği hizmeti hiçbir yer veremez. Doğumevi kavramının kurucu olan, Zekai Tahir Burak adını nereye vereceksiniz? Doğumevini, şehir hastanesi içine gömdüler. Birçok alanda ismi duyulmuş profesörlerimiz var, dozerle hepsi birden gidiyor. Geçmişi bu şekilde yıkarak bir yere varılmaz” ifadelerini kullandı.

İLKLERİN HASTANESİ

Türkiye’deki ilk tüp bebek tedavisini bu hastanede yapan emekli Klinik Şefi Operatör Doktor Utku Özcan, “Böyle tarihi yerlerin muhafaza edilmesi lazım. Tüp bebek, mikro cerrahi ve ultrason gibi eğitim dalında verdiğimiz ilkleri yaptık. Bizim hastane, Sağlık Bakanlığı’na referans olan ve Sağlık Bakanlığı politikasını yönlendiren bir hastaneydi. Bunun muhafaza edilmesini istemek herhalde bizim hakkımız. Menopoz diye ayrı klinik kurduk. Perinatoloji ile anne karnındaki bebekleri çok yakın takip edip onlara müdahale eden yine biziz. Toplumda, kısırlık yüzde 11. Bunun ayrı klinik olmasını sağlayan ilk hastane yine biziz” diye bilgi verdi.