Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım ortak yayının yankıları sürüyor. Yılmaz Özdil'e göre AKP; “Yankı odası” yaratarak elindeki seçmenleri tutmanın hesabını yaptı.

Özdil'e göre yandaş gazeteler daha program başlamadan manşetlerini atmıştı.

Yılmaz Özdil'in bugünkü yazısı "Yankı Odası"nın tamamı şöyle; 

Ekrem İmamoğlu'yla Binali Yıldırım'ın programı üç saat değil, üç gün de sürseydi, şu an ne düşünüyorsanız, gene onu düşünecektiniz.

“Yankı odası” etkisidir bu.

Mesela, son saniyede bir sorun çıksaydı, program iptal edilseydi…
Yandaş gazeteler ertesi sabah gene “Binali Yıldırım çok başarılıydı, Ekrem İmamoğlu fena ezildi” manşetleriyle çıkardı!
Çünkü ertesi sabah okuduğunuz yandaş gazetelerin manşetleri programdan çok önce, program başlamadan önce atıldı bile.

Tıpkı Chp yanlısı yazarların hepsinin ertesi sabahki yazılarında Ekrem İmamoğlu'nu beğenmiş olacakları gibi.

Kutuplaşma, ötekileştirme üzerine inşa edilen yeni medya çağının bulaşıcı hastalığıdır “yankı odası.”

 
İnsanlar artık, kendisi gibi düşünen gazeteleri okuyor, kendisi gibi düşünen televizyonları seyrediyor, sosyal medyada kendisi gibi düşünen insanları takip ediyor, sonra da, kendisi gibi düşünen insanların düşüncelerini kendi sosyal medyasından yayıyor…

Böylece farklı düşüncenin giremediği, aynı düşünceden ibaret, habire aynı düşüncenin yankılandığı, yalıtılmış bir odaya hapsoluyor.
Kendi sosyal medyasında, kendisi gibi düşünmeyenlere karşı, kendi kendine sansür uygulamış oluyor.

Devamlı kendi düşüncesinin yankısını duydukça, kendi düşüncesinin doğru olduğuna daha çok inanıyor, kendi düşüncesini kendi kendine daha çok beğenmeye başlıyor, kendi düşüncesini kendi kendine alkışlıyor.

Akp'nin son hamle olarak bu programı istemesinin sebebi buydu.

Seçimi kaybedeceğini biliyor.
Hatta bundan emin.
“Yankı odası” yaratarak, hiç olmazsa elimde kalan seçmenleri koruyayım diye hesapladı.
Bence başarılı oldu.
Dikkat ettiyseniz, Binali Yıldırım sadece kendi seçmenine seslendi, karşı tarafa hitap edeyim diye çabalamadı, “çaldılar” dedi, “yalancı” dedi, “acemi” dedi, sadece kendi seçmenine yönelik yankılar verdi.
Şimdi bir hafta boyunca bunları tekrar edecekler.
Seçime kadar, Binali Yıldırım'ın programda çok başarılı olduğunu, Ekrem İmamoğlu'nun ezildiğini tekrar edip, kendi seçmenleri arasında bu suni gerçekliğin yankısını oluşturacaklar.
Hiç olmazsa, kaçışı, kanamayı durdurmuş olacaklar.

Ekrem İmamoğlu'nun da kendi yankı odasına hitap etmesi gerekirdi.

Seçime daha bir sene iki sene olsaydı, elbette uzun vadede rakip seçmene yatırım yapmak doğrudur ama, seçime sadece bir hafta var.
Kendi seçmeninin alıp yayacağı akılda kalıcı, vurucu, sloganvari yankılar üretmeliydi.
Halbuki, rakip yankı odasına seslenmeye çalıştı, rakip yankı odasını ikna etmeye çalıştı.
Bu mümkün değil.
Asla.
Ekrem İmamoğlu'nu sevmenize rağmen, kesinlikle ona oy verecek olmanıza rağmen, programı sıkıcı bulmanızın, heyecansız bulmanızın, keyifli bir ziyafet beklerken, ağzınızda kekremsi bir tat kalmasının sebebi bu.

Netice itibarıyla…
Her iki tarafın oy oranını koruduğu bir program oldu.
Yüzde kaçla başladılarsa, aynı yüzdeyle son buldu.

Ve, yankı odalarındaki suni gerçekler ne kadar yankılanırsa yankılansın, Akp açısından bu seçimin taa en başından beri değişmeyen tek çıplak gerçeği var…
Binali Yıldırım yanlış adaydı.

Yokuşa sarmış çift dingilli kamyon gibi zorlanan, adeta gidecek mecali olmayan birinin, gıcır gıcır spor otomobil gibi birini geçebilmesi imkansız.