2019 yılında Hürriyet gazetesinde işten çıkarılan ve hala tazminatı verilmeyen 45 gazeteciden biri olan Mesude Erşan, KRT TV’de Semra Topçu’nun sunduğu ‘Haftanın Panoraması’ adlı programa konuk oldu.

Ayrılık sürecinde yaşananlara ve bugüne yansıyan etkilerine değinen Erşan, “Demirören anayasal suç işledi” ifadelerini kullandı.

“SENDİKALI OLMAK ANAYASAL BİR GÜVENCE”

Yaşadıkları sürecin sendikalı olmalarından kaynaklandığını dile getiren Mesude Erşan, sözlerine şöyle devam etti: 

“O gün ‘işletimsel neden’ denmişti. Ama biz çok iyi biliyorduk ki hepimiz sendikalıydık. Sendika yetki almak üzereyken işverenler [durumdan] haberdar olmuş ve bu nedenle 45 kişiyi hiçbir haklarını vermeden işten çıkardılar. Dolayısıyla ciddi bir hak gaspı var. Anayasal bir suç da işlendi. Çünkü sendikalı olmak anayasal bir güvence. Dolayısıyla bunu engelleyecek herhangi bir şey yok. Kaldı ki meşru bir hareket.”

“MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR”

 Sözlerinin devamında “Burada kötü olan bir medya patronunun gazetecilere yönelik baskı kullanmasıydı” diyen Erşan, şöyle devam etti: “Bu aynı zamanda bir gözdağıydı. Dolayısıyla daha sonra yapabileceklerinin de bir işaretiydi. Yani bu konuya ve hukuka nasıl yaklaştığı...  Normal koşullarda işe iade davaları bile 6 ayda biterken, grubun yarısı işe iade davası açtı 2 yıldır o bile sonuçlanmadı. Sürekli uzuyor. Karşı taraf kullanabildiği tüm yasal argümanları kullanıyor uzatabilmek için. Mücadelemiz devam ediyor.”

“ELLE TUTULUR BİR TARAFI YOK”

Bu kadar insanın ‘en basit alacaklarının bile ödenmediğini hatırlatan’ Mesude Erşan, konuşmasına şu şekilde devam etti: “ Aramızda kanser hastaları var maalesef. Tedavileri aksadı. [Demirören] bir taraftan vergi cennetlerine para kaçırırken burada kamu bankasına borçlarını ödemezken, çalışanlarının tüm haklarını gasp ederken diğer yandan bir bakıyorsunuz ‘Gazetecilik Okulu’ açıyorlar. Gazetecilik öğretecekler... Elle tutulur bir tarafı yok. Kendi içinde dünya kadar çelişkisi var. Dolayısıyla üzücü... Bu kadar hukuksuzluğun 2 yıldır sürdürülebilmesi ayrıca vahim.”

“HİÇBİR KURUM HAREKETE GEÇMİYOR”

Pandora Belgeleri’ne de değinen Erşan, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Peş peşe dünya kadar belge çıkıyor, dünya kadar açıklama yapılıyor. Yalanlama gelmiyor... Ama hiçbir kurum da harekete geçmiyor. İnsanın hukuka olan inancı da çok sarsılıyor. Bizim hakkımızın gasp edilmesi değil sadece olay. Baktığınızda kendi özel uçağının tamirat onarımı için bile bankadan para talep eden iş insanından söz ediyoruz. Öbür tarafta Ziraat Bankası, çiftçinin bankası... Belki 20 bin TL için icraların gittiği banka... Kılı, kırk yararak kredi veren banka. Ama öbür tarafta 750 milyon dolarlık borcun tek kuruşu ödenmeden yeniden yapılandırma talep ediliyor. Bu çok kötü...”

NE OLMUŞTU?

Demirören Medya Grubu'na bağlı olarak yayın yapan Hürriyet gazetesi 25 Ekim 2019’da 45 muhabir, editör ve yazarı gerekçe göstermeden evlerine gönderdiği tebligatla işten çıkarmış, tazminatlarını da ödememişti. Çalışanlar, bugün hâlâ tazminatlarını almak için mücadele veriyor.

O gün yaşanan gelişme sonrası basım açıklaması yapan gazeteciler, “Hürriyet’te toplam 481 yıl emeği olan 45 gazeteciye ‘Ne halleri varsa görsünler’ denildi. Kanser tedavisi görenler, hastanede bebek bekleyenler vardı. Bizimle çalışmak istememenizi çok iyi anlıyoruz. Duygularımız karşılıklı” ifadelerini kullanmıştı.