Korkusuz Gazetesi Can Ataklı, ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Beyaz Saray'da gerçekleştirdikleri basın toplantısında yandaş Sabah Gazetesi'nin 'Pelikancı' yazarı Hilal Kaplan'ın yaşadığı soğuk duşu köşesinden değerlendirdi.

Can Ataklı'nın "Savulun devlet gazetecileri Kemal Kılıçdaroğlu geliyor!" başlıklı köşe yazısı şöyle:

"Yandaş yalaka tetikçi medyada yeni bir “savunma yöntemi” çıktı ortaya.

“Arkadaş ben devletime laf söyletmem” diyor bir tanesi örneğin.

Bir başkası karşısındakine sıkılı yumruğunu göstererek “Cumhurbaşkanımız için bu ifadeleri kullanamazsın” diye haykırıyordu.

En çok kullanılan klişelerden biri de şu; “Devletime sahip çıkmam neden sizi rahatsız ediyor?”

Tabii bu grubun “devletten” anladığı aslında hükümet.

Erdoğan’ı ve ekibini devlet olarak görüyorlar.

Geçim kaynakları ve varlık sebepleri de burası olunca haliyle her daim iktidarı savunmak zorunda hissediyorlar.

Bizler “yandaş” dedikçe de küplere biniyorlar.

Fazla da akıllı olmadıklarından mı nedir artık “Peki sen kimin yandaşısın?” türü akla ziyan sorularla güya bizi sıkıştırdıklarını düşünüyorlar.

Oysa kim bilir kaç kere anlattım. “Yandaş dediğimiz bir görüşü tutan, bir siyasetçiye destek verenler değil, iktidarın olanaklarından yararlanarak iktidar lehine operasyonlar yapmak, kumpasların içine girmek” diyoruz da anlamıyorlar veya anlamak işlerine pek gelmiyor.

Bu türün son örneklerinden birinin Amerika’da nasıl yerle bir edildiğini ibretle izledik aslında.

Bu türün kadın gazetecilerinden biri saraydan verildiği çok belli bir soruyu Trump’a sordu.

Bu tavrına yönelik Trump’ın sözleri çok ibretlikti.

Ne yazık ki bu kişilerin nezdinde tüm Türk medyası da dünya önünde rezil rüsva oluyor orası da ayrı kötü bir durum tabii.

Ama kendileri gibi Türkiye’yi de rezil ettiklerinin farkına bile varmayan bu yandaşlar ısrarla “Devletin (aslında hükümetin, iktidarın) yanında olduklarını, milli meselelerde asla ülkesi aleyhine davranamayacaklarını, bunun aksini düşünenlerin hain, terörist olduklarını” çekinmeden söyleyebiliyorlar.

Tabii söz konusu olan vatan olunca bu kibirli ve popülist tavır toplumun bir bölümünde prim de yapıyor.

Kendilerinin yandaş yalaka olmadığını, “Devletin yanında, vatanları ve milletleri için mücadele ettiklerini” söyleyenlere basit bir şey sormak isterim.

Diyelim ki seçimler yapıldı.

Bu seçimleri de Erdoğan değil de onu bugüne kadar kıyasıya eleştiren bir parti ve lideri kazandı.

Haydi adını da koyalım, Cumhurbaşkanlığı seçimini tüm muhalefetin verdiği destekle Kemal Kılıçdaroğlu kazanmış olsun.

Bu sonuçta milli iradenin bir sonucudur öyle değil mi?

Kemal Kılıçdaroğlu ve kurmayları Suriye politikasını baştan aşağı değişirsin, Esad’la el sıkışsın, Rusya’nın da katılımıyla iç savası sona erdirip Türkiye’deki Suriyelileri de törenler düzenleyerek, hediyeler vererek yurtlarına uğurlasın. Buna Amerika’nın tepkisi büyük olsun, Türkiye’yi tehdit edip “Esad’la anlaşmayı bitirmemesi halinde yaptırım uygularız, tüm ekonomik ilişkileri keseriz, Türkiye’yi tahmin edemeyeceği biçimde mahvederiz” desin.

Siz ey bugünün “Devletten yana gazetecileri” aynı Erdoğan’a düzdüğünüz methiyelerin aynısını Kılıçdaroğlu’na da yapacak mısınız?

Yapmayacaksınız.

Gözlerimizin içine baka baka “Evet bu kez de Kılıçdaroğlu’nun yanında oluruz” diyebilir misiniz?

Hatta daha da ileri gideyim.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın politikalarını hiç değiştirmeden, bugün yapılanları yapmaya aynen devam etse, gerçekten “devletin, milletin yanında” olduğunuzu yine söyleyecek misiniz?

Yalancının???"