Yeniçağ gazetesi Ankara Temsilcisi ve yazarı Ahmet Takan kurumla yollarının ayrıldığını duyurdu.

Ayrılığı 'kurumun bekası' olarak açıklayan Takan bugün yazdığı yazısını ise "Kıymetli okurlarım Yenicag"daki son yazım...Semadirek Yunan adası mı?.." diyerek duyurdu. Yazıda ayrılığa dair tek bir söz olmaması ayrılık kararı bu yazıdan sonra mı alındı şüphesini uyandırdı. 

İşte Takan'ın bugün Yeniçağ'da yayınlanan son yazısı;

 

Kurtuluş Savaşı döneminde Yunan işgalini ve Yunan ordusunun Anadolu'daki zulmünü bütün dünyaya duyuran  Anadolu Ajansı, İzmir, Aydın ve Muğla'daki adalarımızın Yunanistan tarafından işgal edilmesi ile ilgili haberlere 2004'ten beri sansür uyguluyor. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'na  bağlanan Anadolu Ajansı, geçtiğimiz günlerde büyük bir skandala imza attı. Semadirek Adası'nda mahsur kalan turistler hakkında 14 Ağustos'da haber yayınlayan ajans, Semadirek Adası'nın Yunan adası olduğunu iddia etti. Anadolu Ajansı'nı kaynak gösteren CNN Türk, Haber Türk, a haber ve NTV gibi yandaş televizyon kanalları da aynı gün verdikleri haberlerde Semadirek Adası'nın Yunanistan'a ait olduğunu gündeme taşıdılar.

Yılardır, gazeteniz YENİÇAĞ'ın sütunlarından avaz avaz haykırıyoruz, bir kez daha tekrarlayalım;

SEMADİREK YUNAN ADASI DE-ĞİL-DİR!..

Görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, konunun uzmanı Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım bir kez daha anlatsın;

"13-14 Şubat 1914 tarihli Altı Büyük Devlet Kararı ile Yunanistan'a Kuzey Ege Adalarının sadece kullanma hakkı verilmiş, egemenliği devredilmemiştir. Altı Büyük Devlet Kararı da, 1923 Lozan Antlaşması'nın 12. maddesi ile teyit edilmiştir. 1923 Lozan Antlaşması'nın 12 ve 13. maddelerine göre; Taşoz, Semadirek, Limni, Bozbaba, Midilli, İpsara, Sakız, Sisam ve Ahikerya adalarının mülkiyeti ve egemenliği ile adaların karasuları, bitişik bölge, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölgeleri ve hava sahası Türkiye Cumhuriyeti'ne aittir.

Ali Kurumahmut'un 1998 basımlı, Ege'de Temel Sorun adlı kitabında, Prof.Dr. Hüseyin Pazarcı'nın 1986 basımlı, Doğu Ege Adaları'nın Askerden Arındırılmış Statüsü adlı kitabında, Prof. Dr. Sevin Toluner'in 2004 basımlı, Türkiye'nin Bazı Dış Politika Sorunları kitabında ve Deniz Bölükbaşı'nın 2004 basımlı, Turkey and Greece kitabında Yunanistan'a, Kuzey Ege adalarının egemenliği değil, sadece kullanma hakkının yani zilyetlik (possession) hakkının verildiği açıkça yazılmıştır

Kıta Sahanlığı kavramı, 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi ile uluslararası hukuka girmiştir. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi ile bu kavram yeniden teyit edilmiştir. 1958 Sözleşmesi Md.2 ve 1982 Sözleşmesi Md. 77'ye göre kıta sahanlığı üzerinde araştırma yapma ve buranın doğal kaynaklarını işletme hakkı sahildar devlete yani egemen devlete aittir.

Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, CHP-MSP koalisyon hükümeti tarafından 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi'nden kaynaklanan haklarımız kullanılarak Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na 2 Temmuz 1974'te Ege Denizi Türk Kıta Sahanlığında petrol arama ruhsatı verildi. Arama Ruhsat Sahalarını gösteren krokide, Semadirek Adası dahil olmak üzere Kuzey Ege Adalarının egemenliği ile adaların karasuları ve kıta sahanlığının Türkiye Cumhuriyeti'ne ait olduğu açıkça gösterilmiştir

1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'nden kaynaklanan haklarımızı kullanan TCG Çeşme Gemisi 13-17 Mart 2017 tarihleri arasında, TÜBİTAK Marmara Gemisi ise 13 Şubat-10 Mart 2019 tarihleri arasında Taşoz, Semadirek ve Limni adalarının kıta sahanlığı'nda araştırma yaptı.

Semadirek Adası dahil olmak üzere Kuzey Ege'de bulunan toplam 9 adanın Türk egemenliğinde olduğu, Yunanistan'a anılan adaların sadece kullanma hakkı verildiği görsel ve yazılı basında 2 yıldır sürekli olarak gündeme getirilmiş ve başta Anadolu Ajansı olmak üzere bütün haber ajansları ile basın yayın organları bu konuda bilgilendirilmiştir.

Sürekli olarak yapılan bilgilendirmeye rağmen Anadolu Ajansı'nın Türkiye'ye ait Semadirek Adası'nı Yunan adası olarak haber yapması kabul edilemez. İşgal haberlerine sürekli olarak sansür uygulayan ve anılan haberden sorumlu olan Anadolu Ajansı Genel Müdürü Şenol Kazancı ile Ajansın denetiminden sorumlu olan Fahrettin Altun açık bir şekilde Yunan yandaşlığı yapıyor. Şenol Kazancı ve Fahrettin Altun görevlerinden derhal istifa etmelidir.

CHP, Bülent Ecevit'in, SP ise Necmettin Erbakan'ın 2 Temmuz 1974'te attığı imzalara ve Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik haklarına sahip çıkmalıdır."