Enerji uzmanı Necdet Pamir: AB ve Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor

Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı harekat, enerji fiyatlarını nasıl etkileyecek? Enerji Uzmanı Necdet Pamir, Gerçek Gündem'in sorularını yanıtladı.

Enerji uzmanı Necdet Pamir: AB ve Türkiye’yi zorlu bir süreç bekliyor

Tüm dünya sabah saatlerinde Rusya'nın Ukrayna'ya başlattığı harekata kilitlendi. Ukrayna'nın birçok kentine füze saldırısı düzenleyen Rusya, diğer ülkelerden gelen tepkileri de yok saydı.

Türkiye ve Avrupa ülkeleri, doğal gaz ihtiyacının çoğunu Rusya’dan karşılıyor. Dolayısıyla Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın doğal gaz fiyatlarına nasıl bir etkisi olacağı merak ediliyor. Rusya'yla olası enerji krizinde Avrupa'nın B planı var mı? Türkiye, enerji krizinin neresinde duruyor? Enerji uzmanı Necdet Pamir'e sorduk.

Pamir, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş, gaz fiyatlarını nasıl etkileyecek? Bununla ilgili olası senaryolar nelerdir?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"Fiziki anlamda bir savaş çıkıp çıkmayacağını henüz bilmiyoruz. Ancak ABD’nin provoke ettiği, Putin’in ise belli bir noktaya kadar akıllıca yürüttüğü, ancak son hamleleriyle krizden kaosa dönüşen (Em. Tümamiral Mustafa Özbey’in tanımıyla) süreç, sıcak çatışmaya da dönüşebilir. Doğal gaz fiyatları, özellikle spot piyasada, bir önceki yıla göre çok yüksek oranlarda arttı. Mevcut kaos ortamında hem petrol fiyatlarının hem de spot piyasadaki fiyatların daha da artması kaçınılmaz görünüyor. 2020’de özellikle Covid 19 etkisiyle, bin metreküpü en çok 100 (yüz) dolar civarında olan spot piyasa gaz fiyatları, 2021’de 1300 (binüçyüz) dolarları gördü. Uzun vadeli anlaşmalarla belirlenen boru hattı ve LNG alım satımlarına, fiyat artışları, genelde 3 ay sonra yansır. Ancak ithalatçı ülkeler için spot alım fiyatları, zaten çok pahalı olan ortamdan, daha da büyük bir yük oluşturur. Kış mevsiminin daha da soğuk günleri için gerek Avrupa’da ve gerekse bizde gaz kesintileri de söz konusu olabilir. Ancak ekonomik olarak yükün hem Avrupa hem de bizim için daha da ağırlaşacağı açıktır. Gerek bizde ve gerekse (bizim kadar olmasa da) Avrupa’da da depolar, sınırlı bir süre arz-talep dengesizliğinin yönetilebilmesini sağlasa da gerek enerji ve gerekse ekonomik güvenlik açısından ithalatçı ülkeler sıkıntıya girerler. Rus gazına, ABD “shale” gazının alternatif oluşturması, kuramsal olarak mümkün görünse de ne miktar olarak ne de maliyet olarak, rekabet etmesi söz konusu olamaz. Rusya’nın Avrupa’daki varlıklarına el konulması, ister istemez “teknik” ya da başka gerekçelerle, gaz kesintilerine neden de olabilir. Zor, çok zor bir sürece girildi. Bu arada unutulmaması gereken bir “ayrıntı” da, olası sıkıntıların sadece "doğal gaz” ile sınırlı olmayacağı dikkate alınılarak; örneğin Ukrayna üzerinden Avrupa’yı besleyen Rus petrolünü taşıyan boru hatlarının güvenliğinin ve etkilerinin de düşünülmesi gerekir."

"Ukrayna, Avrupa'nın enerji ihtiyacı açısından ne ifade ediyor?" sorusuna, "Ukrayna, özellikle Rus gazı ve petrolü için, çok önemli bir geçiş (transit) ülkesi. Dolayısıyla, ister teknik isterse siyasi nedenlerle bu transit akışta oluşan bir kesinti, Avrupa arz güvenliği için büyük risk oluşturuyor. Ukrayna, ABD’nin Rusya’yı çevreleme 'stratejisi'nin bir piyonu olmaktan vazgeçmedikçe, bu risk artacak. Ancak, mevcut durumda, bu adım için çok geç kalınmış gibi…" değerlendirmesini yapan Pamir, "Rusya'yla olası enerji krizinde Avrupa'nın B planı var mı? Enerji krizi, Avrupa'yı nasıl etkiler?" sorusuna şöyle yanıt verdi:

"İlk soruda buna kısmen yanıt verdim sanırım. Ancak 'B Planı', depo kapasitesinin yeterli (ve dolu) olması ve alternatif arz kaynaklarının varlığı/yoluğu ile yeterli/yetersiz oluşu ile bağlantılıdır. Benzer hususlar, Avrupa’ya ihraç edilen Rus petrolü için de söz konusudur. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA: International Energy Agency), mevcut kaosu, yakından izliyor ve raporlar yayınlıyor. IEA’ya göre, Rus petrolünü Avrupa’ya taşıyan en önemli boru hattı olan Druzhba (Dostluk) hattının güney kolu, Ukrayna üzerinden geçerek, günde 250 bin varil petrolü Macaristan, Slovakya ve Çek Cumhuriyeti’ne taşıyor. Şimdilik bu ülkelerde belli bir süre yetecek petrol stoğu olduğu rapor ediliyor. IEA kurallarına göre, üye ülkelerin, bir önceki yıl ithal ettikleri petrolün 90 günlük miktarı kadar stok bulundurmaları zorunlu. Commerzbank’ın raporuna göre, Avrupa gaz stokları, %47 doluluk oranında. Oysa genelde bu mevsimde, önceki yıllarda depo doluluk oranlarının tam depo kapasitesinin % 60’ı civarında olduğu (hatta Ocak aylarında bu oranın % 85’lerde olduğu) belirtiliyor. Avrupa gaz ithalatının yaklaşık %38’ini Rusya karşılıyor. Alman hükümetinin (ve AB yetkililerinin) açıklamalarına itibar edilecek olursa, Rusya gazı tamamen kesse bile, depolarında yeterli gaz var. Almanya’nın depo kapasitesinin yaklaşık 38 milyar metreküp olduğu belirtiliyor. Ancak bu kapasitenin ne kadarının dolu olduğu ve kış koşullarının nasıl gelişeceği, önemli faktörler. ABD “shale” gazının ya da diğer seçeneklerin, “Rus gazı kesilirse”, gerek maliyet ve gerekse miktar olarak, özellikle de kısa erimde, Avrupa’nın derdine deva olması pek mümkün görünmüyor. Norveç ve Hollanda gibi arz kaynakları açısından da durum çok farklı değil.

Kuzey Akım 2 hattının inşası ve testleri tamamlandı. Almanya regülasyon otoritesinin öne sürdüğü birtakım önkoşullar çözümlenebilseydi, yılda (kademeli olarak artarak) 55 milyar metreküp Rus gazı Avrupa’yı besleyecek ve mevcut anormal fiyat artışlarına neden olan arz-talep dengesizliğine çare olacaktı. ABD’nin baskısıyla bu hat devreye sokulmadı. Kuzey Akım 2, hem Avrupa için hem de spot piyasa fiyatlarını düşüreceği için Türkiye açısından da önemli bir soluk alma potansiyeli taşıyor.

Peki Türkiye, enerji krizinin neresinde duruyor? Pamir'in bu sorumuza yanıtı şu şekilde oldu:

"Türkiye, zaten (bildiğiniz gibi) bu kaos yaşanmaya başlamadan önce de enerji krizinin göbeğindeydi. Zira ülkede yaşananlar, bir “enerji yönetimi krizi” aslında. Günlük gaz talebi yaklaşık 260 milyon metreküpü aşınca, yönetim kesintiye gidiyor. Doğal gaz tüketimimizin % 99’dan fazlası ithalatla karşılanıyor. Mevcut sistem, uzun vadeli anlaşmalarla, boru hatları ve/veya LNG tankerleriyle ithal edilen, ayrıca spot piyasadan alınan gaza muhtaç durumda. 2 adet de yeraltı doğal gaz deposu var. Depo kapasitemiz son derece yetersiz: Toplam 4,2 milyar metreküp. Bunlardan özellikle yaklaşık 1 milyar metreküplük Tuz Gölü deposu zaten kışa yetersiz stokla sokuldu ve şu anda da büyük oranda boşaltıldı. Resmi verilere göre 2 depoda toplam 1 milyar metreküpten biraz fazla gaz kaldı. Bu arada “Şeffaflık” Platformu’ndaki depo verileri de eleştiriler sonrasında, karartıldı! İran’dan gelen günlük 28 milyon metreküp gaz (teknik ya da başka nedenle) kesildi. Uzun vadeli anlaşmalar arasında yer alan Azerbaycan gazını taşıyan 2 hattan biri olan Bakü Tiflis Erzurum hattına yönelik anlaşma, geçen yıl süresini tamamladı ama yenilenmedi. Kısa süreli ve daha az miktarlı spot anlaşma imzalandı. Günde 19 milyon metreküp yerine 7 milyon metreküp alınabiliyor. Rusya’dan gaz taşıyan 2 hattan biri olan Türk Akım’dan günde 46 milyon metreküp yerine, 32 milyon metreküp alabiliyoruz. Zira BOTAŞ’ın kontrat devrettiği 6 şirketten üçü Gazprom’a paralarını ödemedikleri için 15 milyon metreküp eksik alabiliyoruz! Bunları geri almak yerine, başka şirketlere devirle uğraşıyor “yönetim”!! Dolayısıyla, bir İran gazı eksikliği kadar da Rusya ve Azerbaycan’dan eksik alıyoruz. Bu ortamda, fiyatları 10 kattan fazla yükselmiş spot gaz alımına yüklenilince, paçal maliyetler artıyor ve son tahlilde bedelini da konuttaki tüketici ve sanayi ödüyor. Bu kaos ortamında, spot piyasa fiyatları arttıkça, bedel de katlanıyor. Ama yetkililer sürekli masal anlatmayı sürdürüyorlar."

Etiketler
Rusya Türkiye Ukrayna