'Mutlak Butlan' Sonrası İlk Grup Toplantısı: 'Kurultay Yapılırsa Bu Defter Kapanır'

CHP'deki 'mutlak butlan' kararının ardından kimin konuşacağı tartışma konusu olan grup toplantısında Özgür Özel kürsüye çıktı. Partisinde yaşanan sürece ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, "Bizi asıl yaralayan düşmanın attığı taş değil, zamanında dost bildiklerimizin yaptıkları olmuştur. Bugüne kadar açıp ağzımı bir şey söylemedim. Bu haksızlıklara karşı geri adımlar atılır en kısa zaman kurultay yapılırsa bu defter kapanır, önümüze bakılır, iktidara yürünür" dedi.

'Mutlak Butlan' Sonrası İlk Grup Toplantısı: 'Kurultay Yapılırsa Bu Defter Kapanır'
A+ Yazı Boyutunu Büyüt A- Yazı Boyutunu Küçült

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) mutlak butlan kararı sonrası başlayan tartışma sürüyor. Partide haftalık grup toplantısının yapılıp yapılmayacağı merak konusu olmuştu. Mahkeme kararıyla partideki görevine dönen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, geçen hafta TBMM'de grup toplantısı gerçekleştirmeyeceklerini açıklamıştı. Grup Başkanı Özgür Özel ise Meclis grubunu, grup başkanı olarak toplayacağını söylemişti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş dün yaptığı açıklamada, "Usul belli. Vekiller talep ederse toplantı yapılır." demişti.

Tüm bu gelişmelerin ardından Özgür Özel, CHP Grup Başkanı sıfatıyla grup toplantısını gerçekleştirdi. İşte Özel'in konuşmalarından öne çıkan satır başları:

"Meclis başkan vekillerimiz, grup başkan vekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız ve Türkiye'nin dört bir yanından dayanışma için partisine sahip çıkmak, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız... Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız. Meclis çok grup toplantıları gördü. Çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü.

Ama bugün buradaki tablo turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum. Bu bir grup toplantısı, bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma ve partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir.

'OLMAMIZ GEREKEN YERDE, KÜRSÜDEYİZ'

Üç haftalık aranın ardından milletin Meclisi'nde olmamız gereken yerde, milletin görevlendirdiği, milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz.

Bizi soracak olursanız biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu düşmanı birbirinden ayırmakta.

Değerli arkadaşlar, bugün burada her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz. Bu partinin damarlarından, damarının içindeki al yuvardan, ak yuvardan geliyorsunuz. Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bizim görevimiz bugün öfke seslerini bu yüce çatının altına, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Bizim görevimiz büyük bir kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.

Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs Bayramı'mızı, hem mübarek Kurban Bayramı'mızı, hem de bayramlarımızı zehir eden birtakım gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclis'teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Bizi buraya millet getirdi. Bu görevleri millet verdi. 'Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi sözü ne zamana kadar sürecek' lafı işte bu ülkenin risk primidir. Hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları, kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları, sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun H'sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı. Türkiye artık öyle bir ülke değil. Türkiye'de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı. Türkiye'nin önü açık. Türkiye'de artık millet kazandı denmeden bu kriz bitmeyecektir.

'İLK KEZ TÜRKİYE'DE BİR SİYASİ PARTİNİN GENEL BAŞKANI İKİLİ YARIŞLA DEĞİŞTİ'

İktidara yarışla gelip iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken, seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa'nındı.

Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye'de bir siyasi partinin genel başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde genel başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.

İhanet, yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden lütfen bu salonda, bu yüce çatı altında bu öfke cümleleri yerine geleceğe yönelik kuracağımız cümleleri bekleyelim. Geleceğe yönelik umut sloganları atalım.

Her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek, günü geldiğinde kazanma umuduyla iktidara yürümek varken diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve haksız, hukuksuz bir mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var.

'GENEL MERKEZDEKİ BASIN DANIŞMANI BU PARTİNİN BİR EVLADI DEĞİL'

Burada onları tanımıyorsunuz. Örneğin bugün genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil. Bu partinin bir evladı değil. Her türlü haksızlıkla, edepsizlikle arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş.

'AİDATLARLA ALINMIŞ ARABALARA 'HARAM MAL' DİYECEK KADAR YERİN DİBİNE GEÇMİŞLER'

Sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara “haram mal” diyecek kadar yerin dibine geçmişler. Oturuyor orada.

Bugün her gün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar.

Bizim haklı başvurumuzu haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada. İftiracı, iftiracı, iftiracı, rüşvetçi. “Şu kişiye iftira atar, bana da şu kadar para verirsen savcı yolladı beni buraya.” diyen, benim suçüstü yaptığım, Türkiye'den kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hapsini kaldırmışlar. Partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp “Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı.” diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor.

'HAYIR LOKMASI DAĞITIR GİBİ ÇİKOLATA DAĞITANLAR VARDI'

Bitmedi. Bu bahsi burada kapatmam. Karşımda belediye başkanım gözümün içine bakıyor. İl başkanım bu partide ilk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtanlar vardı.

Ferdi'nin, canımız Ferdi'nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün Yeni Akit gazetesine “çarpıldı” diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde.

Evladımız Gülşah'a, kadın il başkanımın gözüne bakarak söylüyorum. Evladımız Gülşah ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda. Ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyorlar.

Ama milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel merkezden polisle atıldığımızda Meclis'e yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Meclis'in önünde Milli Egemenlik Parkı'ndaki dolu altında yürüyen o 10 binlerin sahip çıkışı bir milattır.

Biz o yürüyüşle eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle iş birliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık sizinle birlikte.

ÖNEMLİ BİR MİLAT

Meclis önündeki, Manisa'daki on binler, İzmir'deki ve Kızılay'daki yüz binler, yüz binlerle Hatay'a yürüyüşümüz, Anıtkabir'in bir kararla dolup taşması ve artık bu yürüyüşün bambaşka bir aşamaya başlaması son derece önemlidir. Son derece milattır. Çok önemli bir milattır.

Değerli arkadaşlar, kurultayımızı iptal etmek için iki buçuk yıldır her şeyi yaptılar. Önce delegelere bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı dediler. Bir tane bile ispat edemediler. İddianameye bile yazamadılar. Utanmadan KİPTAŞ'tan ev verildi dediler. Hangi ev verildi, bir kelime bile edemediler. İddia dahi edemediler.

Dava yürüyor. Hakim soruyor. “Para verildi.” demişsin. “Nerede gördün?” “Görmedim.” “Nerede duydun?” “Başkasından duydum.” “Kimden duydun?” “Kimden duyduğumu da unuttum.” Bu iftiracılarla yürüyen bir süreçteyiz.

Şimdi dün bütün kurultaylar iptal edilip 38. Kurultay'ın delegeleri ayaktayken, Anayasa Mahkemesi de “Delegenin yarıdan bir fazlası diyorsa önünde kurultayın hiçbir engel olamaz.” derken biz 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik.

Ve dün sabah harekete geçmemizle birlikte “15 günde 552 olur mu?” sorusuna cevap aranırken, ben onlara inanan genel başkanlar olarak “Üç günde bile toplanabilir o sayı.” derken saat 12'yi çeyrekgeçe delege sayısı 600'e ulaştı.

DEVLET AKLI DİYORLAR

Çıkmışlar tüm bu yapılanlara devlet aklı diyorlar. 3-5 kişinin menfaatine uydurmak devlet aklı olamaz. Devlet dediğin binadan, araçtan, gereçten ibarettir. Bu millet devletine saygı duyar. çağrısı askere gider, ay yıldızlı al bayrakta şehit gelir 'vatan sağolsun' der. Ama devleti, milleti karşısına dikersen and olsun ki bu millet kazanır.

Kaynak: Haber Merkezi

Etiketler
Özgür Özel CHP