İç politikaya malzeme olan Filistin: Erdoğan, İsrail'i ve Netanyahu'yu savaş suçlusu ilan ettirebilir mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin gündemine ilişkin yaptığı açıklamalarda, İsrail'i ve Netanyahu'yu savaş suçlusu ilan edeceklerini açıklamasına rağemn, bunun nasıl olacağı merak konusu oluyordu. Gazeteci Barış Terkoğlu bu sorunun yanıtını aradı.

İç politikaya malzeme olan Filistin: Erdoğan, İsrail'i ve Netanyahu'yu savaş suçlusu ilan ettirebilir mi?

Gazze’de 7 Ekim’den bu yana süren İsrail saldırıları şiddetle sürerken, birçoğu bebek ve çocuk olan binlerce sivil yaşamını yitirdi.

Filistin topraklarında süren insanlık krizi, Türkiye’de de iç politika için propaganda malzemesine dönüştürüldü. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenen Büyük Filistin Mitingi’nde İsrail’i ve Başbakanı Netanyahu'yu savaş suçlusu ilan edeceklerini duyurdu.

Gazeteci Barış Terkoğlu, İsrail’in savaş suçlusu ilan edilip edilemeyeceğinin yanıtını aradığı Cumhuriyet'teki yazısında, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı emekli askeri hâkim Ahmet Zeki Üçok’un görüşlerine yer verdi.

Terkoğlu, yazısında Üçok’un görüşlerini şöyle aktardı:

“Savaş suçları mahsus suç olmadığı için bu suçları herkes işleyebilir” diyen Üçok, savaş hukuku kurallarının ve ihlaline karşı yaptırımların Cenevre Sözleşmelerinde yer aldığını hatırlattı:

“Somut olaylar üzerinden giderek açıklamaya çalışalım. İsrail, 17 Ekim günü el Ehli Baptist Hastanesi’ne düzenlenen saldırıda yaklaşık 500 kişinin ölmesine neden oldu. Sözleşmenin 18. maddesi ‘yaralıları, hastaları, malulleri ve loğusa kadınları tedavi için teşkil edilen sivil hastaneler, hiçbir veçhile taarruza uğrayamazlar’ diyerek hastane bombalanmasını açık olarak savaş suçu saymıştır. Aynı sözleşmenin 23. maddesi ‘Düşman dahi olsa, münhasıran sivil halka mahsus her türlü ilaç ve sıhhi malzeme sevkıyatının ve keza dini levazımın serbestçe geçmesine müsaade edecektir’ demesine karşın İsrail, ilk günden itibaren Gazze’yi dünyaya kapatmış, insani yardımların geçişine dahi izin vermeyerek savaş suçu işlemektedir.”

Üçok’a göre İsrail, sözleşmenin 49. maddesini Gazze’nin kuzeyini boşaltarak, 54. maddesini elektrik ve su tesislerini bombalayarak ihlal etmişti.

NETANYAHU DA HAMAS DA YARGILANABİLİR

Peki kim bunun cezasını verecek?

Üçok’a göre, İsrail, devlet olarak Birleşmiş Milletler Adalet Divanı’nda; karar verici olan Başbakan Netanyahu, kabine üyeleri, genelkurmay başkanı vs. gibi sorumlu kişiler ise Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanabilir. Ancak Üçok ekliyor:

“İsrail Devleti, BM Adalet Divanı’nın yargılama yetkisini kabul etmediği için burada yargılanması mümkün değildir.”

Üçok’a göre, UCM ise Netanyahu dahil savaş suçu işleyen tüm sorumluları yargılayabilir:

“Başta İsrail Başbakanı Netanyahu olmak üzere tüm hükümet kabinesi üyelerinin, genelkurmay başkanının, kara, hava, deniz kuvvetleri komutanlarının, bombardımana katılan pilotların, topçuların, tankçıların, askerlerin, diğer yandan 1400’den fazla İsrailli sivil vatandaşı öldüren Hamas’ın lideri İsmail Haniye ve üst düzey yöneticileri ile öldürme ve esir alma eylemlerini gerçekleştiren Hamas üyeleri UCM’de yargılanarak cezalandırılabilir.”

TEK BİR YOLU VAR AMA...

Erdoğan, Netanyahu’ya “Seni dünyaya savaş suçlusu olarak ilan edeceğiz, bunun hazırlığı içindeyiz” demişti. Bunu nasıl yapacak?

“Erdoğan’ın yaptığı iç politikaya yönelik hukuki altyapısı olmayan amiyane tabiriyle tam olarak gaz verici miting söylemidir” diyen Üçok, UCM Statüsü’nün 12. maddesini okuduktan sonra Netanyahu’yu yargılama yolunu şöyle gösteriyor:

“31 Aralık 2014 tarihinde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Roma Statüsü’nü imzaladı. 1 Ocak 2015’te Filistin, UCM’ye ‘13 Haziran 2014’ten itibaren Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal edilmiş Filistin topraklarında işlenen suçlara ilişkin mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiğini’ bildirdi. Statünün 126/2. maddesi gereğince Filistin bakımından Roma Statüsü 1 Nisan 2015 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu nedenle, İsrailliler tarafından Filistin topraklarında işlenen savaş suçlarının yargılanması için, Filistin Devlet Başkanı UCM’ye başvuruda bulunabilir.”

Kısacası Netanyahu’nun yargılanması ancak UCM’de ve Mahmud Abbas’ın başvurusuyla gündeme gelir. Bu hayal edilse bile mümkün mü derseniz, pek de değil. Zira Mahmud Abbas’ın başvurusuyla daha önce UCM başsavcısı soruşturma başlatmış, 8 Nisan 2021’de İsrail hükümeti, soruşturmada “işbirliği yapmama” kararı aldığını açıklayarak mahkemenin yetkisini kabul etmemişti. Öte yandan ABD Başkanı Trump, ABD askerlerinin Afganistan’daki savaş suçları hakkında soruşturma başlatan UCM Başsavcısı Fatou Bensouda’ya mali yaptırımlar ve vize yasağı getirmişti. Üçok’a göre cüppesi olsa da gücü olmayan UCM’nin, 77. madde uyarınca yargılansa belki de her sivil ölüm için birer müebbet alacak Netanyahu’yu yargılaması mümkün değil.

ERDOĞAN’IN SÖYLEMİNİN ALTI BOŞ

BM Genel Kurulu’nun Gazze’de insani ateşkes isteyen karar tasarısı için İsrail Dışişleri Bakanı Cohen’in “BM Genel Kurulu’nun alçakça ateşkes çağrısını açıkça reddediyoruz” ifadesini kullandığını, Filistin-İsrail sorununa yönelik Konsey’in 1948-2022 yılları arasında aldığı 62 kararın 24’ünü İsrail’in uygulamadığını, İsrail’i destekleyen ABD’nin 1972’den bu yana İsrail’i eleştiren 31 kararı veto ettiğini hatırlatan Üçok, Erdoğan’a şöyle yol gösterdi:

“Sayın Erdoğan boş vaatler ve hukuki dayanaktan yoksun miting söylemleri yerine hiç vakit kaybetmeden Rusya-Ukrayna savaşı ile İsrail-Filistin savaşının vahametini hatırlatarak daimi temsilcilerin veto yetkilerini nihayete erdirecek ya da sınırlandıracak yapısal bir değişikliğe dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye başlamalıdır. Diğer yandan da Gazze’de ‘Acil, kalıcı ve sürekli bir insani ateşkes’ istenen kararı onaylayan 120 ülkenin İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini asgari seviyeye düşürmelerine yönelik girişimlerde bulunmalıdır.”

Etiketler
Recep Tayyip Erdoğan Barış Terkoğlu İsrail Filistin AKP