AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü'ne AKP'li Melih Bulu'nun ataması ile birlikte Boğaziçi Üniversitesi direnişi başlamış, birçok kentte eylemler yapılırken; Bulu'nun görevden alınıp yerine Naci İnci'nin atanması eylemleri bitirememişti. 

Boğaziçi Üniversitesi tam 628. gündür direnişini sürdürüyor. 

''KAYYIM YÖNETİMİNİN ÖĞRENCİLERİMİZİ OLUMSUZ ETKİLEDİĞİNİ GÖRMEK HEYECANIMIZI GÖLGELİYOR''

Direnişin 628. günde 84 sayılı bülten yayınlandı. 

''Bugün 23 Eylül Cuma. Nöbetimizin 424., direnişimizin 628. günündeyiz. Sizlere basının hâlen alınmadığı, çevresinde polisin ağır silahlarla devriye gezdiği, her köşesinin kameralarla, özel güvenlik güçleri ve sivil polislerce denetlenmeye çalışıldığı, girişlerine yüksek demir parmaklıkların yerleştirildiği kampüsümüzden sesleniyoruz'' denilen bültende, ''Yeni bir öğretim yılına başlamanın ve öğrencilerimizle buluşacak olmanın heyecanı içindeyiz. Ancak kayyım yönetiminin tepeden inme ve keyfi kararlarının, öğrencilerin öğrenim hayatlarını da olumsuz yönde etkilediğine şahit olmak bu heyecanımızı gölgeliyor'' ifadelerine yer verildi. 

BARINMA KRİZİNE DİKKAT ÇEKTİLER

Bültende öğrencilerin yaşadığı sorunlara yer verilirken; yurt ve barınma krizine dikkat çekildi.

Bültende şu ifadeler kullanıldı:

''Endişeliyiz. Dün, önümüzdeki hafta başlayacak olan derslere kaydolmak isteyen öğrenciler, almayı arzuladıkları birçok dersin açılmadığını, açılan derslerinse bu dersler için belirlenmiş kotaların ve tahsis edilmiş derslik kapasitelerinin çok üzerinde bir doluluğa ulaştıkları gerçeği ile karşılaştılar. Ders kayıtlarının ilk gününde yüzlerce öğrencinin mağdur olmasına yol açan bu kaotik durumun tek sorumlusu, emekli ve yarı-zamanlı çalışan hocalarımızın derslerini mesnetsiz gerekçelerle iptal eden ve bu kararların beraberinde getireceği sonuçları umursamayan kayyım yönetimidir.       

Endişeli olduğumuz bir diğer konu da yeni öğrencilerimizi ve ailelerini büyük bir belirsizliğe sürükleyen yurt ve barınma krizi. Üniversitemizde haftalardır devam etmekte olan yurt krizinin hala bir çözüme ulaşmadığını üzülerek gözlemliyoruz. Yönetim şehir dışından gelecek hazırlık öğrencilerinin tamamına yurt sağlayabilmiş değil. Öğrencilere verilen bilgiler tutarsız ve şeffaflıktan uzak. Yönetim, öğrencilerin yurtlara yerleştirilme kararını kayıtlara 24 saatten az bir süre önce açıkladı. Tepeden inme kararlarla üniversiteyi yönetmeye çalışan kayyım rektörlüğün kurumsal kapasiteyi yok ederek yarattığı bu kriz, öğrencilerin hayati önceliklerini göz ardı ederek yeni mağduriyetlere yol açıyor.''

''LİYAKAT ESASLI OLMAYAN GÖREVLENDİRİLMELERİN YAYGINLAŞTIĞINI GÖZLEMLİYORUZ''

Üniversitede liyakat esaslı olmayan görevlendirildiğinin belirtildiği bültende ayrıca ''Atandığı ilk günden beri kayyım idaresinin temel hedefinin akademik ve idari kadrolaşma olduğunu biliyoruz. İdari personele yönelik tasarruflarında giderek hasmane bir tutum alan yönetim, eski idari kadroları tasfiye etmekte ve onlarca yeni personeli işe almaktadır. Bu çerçevede personel alımlarında ve terfilerde kayırmacılığın ve keyfiliğin arttığını, liyakat esaslı olmayan görevlendirmelerin yaygınlaştığını gözlemliyoruz. Bu uygulamaların sonucu tecrübeli ve işinin ehli birçok personel alternatif iş olanakları ararken, bir yandan da endişe ve misliyle artan iş yükü altında görevlerini yapmaya çalışmakta. Şeffaflık ve liyakat ilkelerini hiçe sayan, siyasi saiklerle yürütülen ve kurumumuzu yıkıma sürükleyen bu kadrolaşma çabalarını kamuoyunun dikkatine sunuyoruz'' denildi.

Talepler ise şöyle sıralandı:

''Üniversitedeki gayrimeşru uygulamalar bir an önce sona ermelidir.

Üniversitemizdeki tüm fakülte dekanları, enstitü müdürleri ve yüksek okul müdürü seçimle göreve gelmeli ve seçilmiş kurullarla denetlenebilmelidir. Şeffaf ve demokratik yollardan belirlediğimiz ve haksızca işlerine son verilen dekanlarımız ve enstitü müdürümüz bir an önce görevlerine iade edilmelidir. Atama ve yükseltme kriterleri hiçe sayılarak, bölüm, fakülte ve enstitülerin onayı alınmadan, tepeden inme kararlarla yapılan tüm atamalar gayrimeşrudur, geri alınmalıdır.

İşlevsizleştirilen Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi ve Cinsel Tacizi Önleme Koordinatörlüğü işinin ehli çalışanlarıyla birlikte bir an önce tekrar faal hâle getirilmelidir. Gayrimeşru yönetim tarafından gerekçesiz şekilde el konulan İstanbul Matematiksel Bilimler Merkezi binası eski işlevine kavuşturulmalı, yeniden araştırmacıların kullanımına sunulmalıdır.

Naci İnci ve yönetimi ile bugüne kadar hukuksuzca kadrolaşmış tüm isimlerin istifasını talep ediyoruz. Fakülte ve bölüm kararları yok sayılarak işine son verilen ve dersleri iptal edilen meslektaşlarımızın haksızca uzaklaştırıldıkları işlerine iade edilmelerini, ayrıca öğrencilerimiz, akademik ve idari personelimiz hakkında mesnetsiz gerekçelerle açılmış tüm disiplin soruşturmalarının geri alınmasını bir kez daha talep ediyoruz. Üniversitemizi yılmadan ve kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.''

''KABUL ETMİYORUZ, VAZGEÇMİYORUZ''

Bülten şu ifadelerle sona erdi:

''Bizler her iş günü her öğlen bu meydanda toplanıyor, rektörlüğe sırtımızı dönüyor, gayrimeşru yönetimin demokratik olmayan uygulamaların hiçbirini kabul etmediğimizi, ilkelerimizden vazgeçmeyeceğimizi söylüyoruz. Kamuoyuna ilkelerimizin arkasında olduğumuzu, insan haklarına, bilimsel düşünceye saygılı, demokratik bir üniversite ortamı kurulana kadar bu direnişten vazgeçmeyeceğimizi yeniden ve ilk günkü kararlılığımızla duyurur, bu mücadeleyi öğrencilerimize, mezunlarımıza, ülkemize olan borcumuz olarak gördüğümüzü ifade etmek isteriz.

Türkiye’de özgür, özerk, demokratik ve katılımcı ilkelere dayalı bir üniversite ideali gerçekleşene kadar,

Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz.''