GERÇEK GÜNDEM - SAMİ MENTEŞ

İstanbul 24 Ocak Pazartesi günü haftaya yoğun kar yağışı ile başladı. Kar yağışının başladığı saatlerde Ekrem İmamoğlu ile İngiliz Büyükelçi Dominick Chilcott bir balıkçıda yemek yedi.

İki ismin önceden planladıkları yemek için buluştukları görüntüler basına servis edildi. Görüntülerin MOBESE kameralarından alınmış olmasına İmamoğlu sert tepki gösterdi. İmamoğlu, "Bu durumun devletin imkanları kullanılarak, bir MOBESE kamerası görüntülerinin böylesi bir magazinsel bir sürecin parçası yapılacak şekilde servis edilmesinin sağlanmasının takipçi olacağım." dedi.

TÜRKİYE’DE HEP TARTIŞMA KONUSU

MOBESE’yle ilgili tartışma ilk defa İmamoğlu’nun çıkışıyla gündeme gelmiyor. Kuruluşundan bu yana, siyaset sahnesinde, söz konusu güvenlik sistemi hep gündemde…

Kimi zaman suçların failini bulmaktan kullanılan MOBESE kimisi zaman da siyasi rakiplere yöneltilen bir silah oldu.

KURULUŞ ÇALIŞMALARI

Megakent İstanbul’u izleyecek kamera sistemi eski Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanı Hanefi Avcı’nın da desteği ile Emniyet İstihbarat Dairesi’nin fikriydi. 1998 yılında kurulan özel bir ekip kameralar ile izleme üzerine çalıştı. Milyonlarca dolarlık bütçe bu sistemin kurulması için harcandı. İşin başında Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürü Basri Aktepe vardı.

Kurulan kamera sisteminin adına MOBESE denildi. Açılımı bugün “Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu” diye biliniyor ancak gerçeğin altında farklı bir adlandırma var.

MOBESE: Murat, Osman, Basri, Erin, Süleyman, Erdoğan isimlerinin baş harflerinden oluşuyor. Yani sistemi kuran polis ve mühendislerin baş harfleri. MOBESE’nin B’si Basri Aktepe’yi simgeliyor.

Basri Aktepe polis akademisinden 1987 yılında mezun olduğunda böyle bir sistemi hayal bile edemezdi. 1990’a kadar bilgisayar kullanmayı bilmiyordu. Hayatı 1990’da dil eğitimi için gittiği Amerika’da değişti. 1996 yılında, ABD’de polis yetiştiren akademi olan FBI National Academy’den mezun oldu. Türkiye’ye döndüğünde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi’nde Bilgi İşlem Müdürlüğü yapmaya başladı.

LİSTEDEKİ 15. İSİM

Basri Aktepe, meslek hayatında devletin en kılcal damarlarına girmeyi başarabilen bir polis oldu. Bu başarısının sebebi büyük yeteneği mi yoksa içinde bulunduğu yapı mı bilinmez…

1999 yılında Emniyet tarafından hazırlanan “Fettullahçı polisler” raporu, Fethullahçıların Emniyet’teki örgütlenmelerini gözler önüne seren ilk çalışmalardan biri olarak kabul görüyor. Söz konusu çalışma sonucu hazırlanan listede, Aktepe’nin ismi 15. sırada yer alıyordu.

ENGELLENEN OPERASYON

2002 yılında, dönemin İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)’ne başvurarak, büyük bir operasyon planlamıştı. Sonradan İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olan zamanın İstanbul DGM Başsavcısı Aykut Engin Cengiz, operasyona izin verdi.

İş dünyasında, Emniyet’te, asker ve bürokrasi içinde “Fethullah Gülen’in oluşturduğu iddia edilen örgütü ortaya çıkarmaya” çalışan operasyon, yine Fethullahçıların etkili olduğu Emniyet içindeki istihbaratçılar tarafından engellendi. Saçan, bu durumu İstanbul DGM Başsavcılığı’na yazdığı bir yazı ile resmiyete de döktü. Saçan’ın iddiasına göre; büyük bir Fethullah Gülen operasyonu yine "Fethullahçı polisler" tarafından engellendi.

Saçan’ın operasyon yapılmasını istediği isimlerden birisi de Basri Aktepe’ydi. Saçan, DGM savcısı Nuh Mete Yüksel’e resmi yazı yazarak, Basri Aktepe’nin dinlenmesini talep etti.

Adil Serdar Saçan’ın daha sonra arabasına saldırı girişiminde bulunuldu, bu saldırıdan kurtulan Saçan, Ergenekon Davası’nda tutuklanmaktan ise kurtulamadı.

DİNLEMENİN MERKEZİ DE BAĞLANDI

2005 yılında kurulma çalışmaları başlanan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) 2006 yılında faaliyete geçti. TİB, yaşama geçecek önemli bir kurumdu…

TİB’in kuruluşuna dair yasa önergesini ise o dönem AKP’nin içinde yer alan Abdüllatif Şener şöyle anlattı:

“Bakanlar Kurulu’nda herkesin imzası alındı. Tasarının içeriğini ise herkes Meclis’te okunduğunda öğrenmişti. Şaşırmıştık.”

TİB’deki tüm görevlileri, kapıcısından en tepedeki bürokratına kadar tek tek dönemin Başbakan’ı Erdoğan belirledi. Kurumun başına Ankara’daki bürokrat suçlarını soruşturan 5 savcıdan biri olan Fethi Şimşek getirildi. TİB Teknik Dairesi’nin başına ise Emniyet İstihbaratçı Basri Aktepe getirildi ve dinlemeleri de yapacak tüm teknik ekibi oluşturdu.

Aktepe, Erdoğan’ın “dahi çocuğuydu.” Hastalanıp, hastanede yattığı dönem Erdoğan bütün programını iptal edip onu ziyarete gitti.

BAYKAL’IN RAPORU

2008 yılında dönemin CHP Genel Başkanı Deniz Baykal parti grup toplantısında ise kendisine sunulan bir rapordan bahsetti. Yasadışı dinlemeleri “cemaatçi bir grubun gerçekleştirdiğini” ileri sürdü ve elindeki rapora göre dinlemeleri TİB içerisindeki 35 kişinin yaptığını, ekibin başında da Basri Aktepe’nin olduğunu söyledi.

Hatırlayanlar olacaktır muhakkak, Baykal daha sonra gizli kamerayla çekilen görüntülerin sızdırılması sonucu görevini bırakmak durumunda kalmıştı.

ERDOĞAN’IN OFİSİNE KOYULAN BÖCEK

“Dâhi çocuk” Aktepe, TİB’den, MİT Elektronik İstihbarat Daire Başkanlığı’na atandı. Aktepe’nin istihbarat bürokrasisinde yükselişi sürerken, Erdoğan Aralık 2012’de katıldığı bir televizyon programında ofisinde böcek bulunduğunu söyledi.

Ekranları başındaki herkes şaşkınlık içerisindeydi. Ülkenin en tepe ismi, böcekle dinlenmişti.

Böceği koyanların, Erdoğan’ın koruma ekibinde görevli olan FETÖ’cü polisler olduğu ortaya çıktı. Bir böcek Başbakanlık’taki çalışma ofisinde diğer böcek de Erdoğan’ın Keçiören’deki konutunda yer alan çalışma ofisinde bulunmuştu.

Böceğin bulunmasında da tanıdık bir isim karşımıza çıktı: Basri Aktepe.

Emniyet İstihbarat’ı yıllarca yöneten FETÖ’nün en önemli polislerinden Ali Fuat Yılmazer de Erdoğan’ın ofisinde böcek bulunmasına dair farklı bir bakış açısı geliştirdi ve “Eğer böyle bir böcek bulunduysa, bulan koymuştur” dedi.

2013 Mayıs ayında gerçekleşen Reyhanlı katliamından sonra ülkedeki bütün istihbarat akışının tek bir çatı altında toplanmasına karar verildi ve Müşterek İstihbarat Koordinasyon Merkezi (MİKM) kuruldu. MİKM’de Genelkurmay’ın da temsilcisi bulunacak, Emniyet, Jandarma ve MİT'in istihbarat bilgileri bir araya getirilecek. Özetle; memlekette istihbarat çalışması yapan her kurum elde ettikleri bilgileri MİKM’e gönderecek, MİKM de gelen bilgileri “isterse” işleme koyacaktı.

MİKM’in başına da çok tanıdık bir isim getirildi: “Dahi çocuk” Basri Aktepe.

12 YIL HAPİS

Basri Aktepe, 15 Temmuz’a kadar istihbaratın en tepe isimlerinden birisiydi. Darbe girişimi sonra görevinden alındı. Tutuklandı. Aktepe, hakkında FETÖ üyeliğinde 12 yıl hapis cezası verildi. Kendisi hala tutuklu bulunuyor.

Halbuki, Aktepe’nin ne olduğu 90’larda yazılan raporlarda ortaya çıkmıştı. Dokundurtmadılar, her geçen gün büyüttüler.

Ta ki, ortaklık bitine kadar…