Aile baskısıyla tarikat yurtlarında kalan kadınlar anlattı: 'Ailem bana çöp poşeti gibi davrandı'

Tarikat yurtlarında kalan ya da ailesi tarikatlarla ilişkili olan genç kadınlar, yurtta gördükleri baskıları, aile içindeki sorunları ve çıkış arayışlarını anlattı.

Aile baskısıyla tarikat yurtlarında kalan kadınlar anlattı: 'Ailem bana çöp poşeti gibi davrandı'

Elazığ’da Tıp Öğrencisi Enes Kara’yı intihara sürükleyen koşullarla birlikte cemaat yurtları yeniden gündeme geldi. Kara’nın ölümüne tepkiler devam ederken pek çok genç de Kara gibi geleceksizlik ve cemaat-tarikat baskısı altında yaşadıklarına dikkat çekiyor.

Aileleri tarikatçı olan genç kadınlar, yaşadıkları baskıları ve sorunları Evrensel'den Hilal Tok'a anlattı. Genç kadınlar güvenlik kaygıları nedeniyle isimlerinin değiştirilmesini istediler.

Ailesi Süleymancı olan Nur 20 yaşında. Üniversite için ailesinden ayrılmış, KYK yurdunda kalıyor. Çocukluğunun Süleymancılara ait yurtta geçtiğini söyleyen Nur, 13 yaşında zorla kapatılmış. Artık başörtüsü kullanmayan genç kadın, ailesinin bundan haberdar olmadığını söylüyor. Ailesinden ekonomik baskı görebileceği gerekçesiyle onların yanında kapandığını söyleyen Nur, “Bir gün bile kapalı olmak beni o kadar çok boğuyor ki.” diyerek rahatsızlığını anlatıyor. Bütün akrabalarının çocuklarını Süleymancıların yurtlarına gönderdiğini söyleyen Nur, “Bütün kuzenlerim o yurtlarda. Bir kuzenim benimle aynı şehirde. Sadece iki haftada bir akrabasıyla dışarı çıkabilme izni var. Onu görmeye gittiğimde kapanıyorum mecburen. Bahçeye çıkması, pencereden bakması yasak. Telefonlara el konuluyor. Namaz zorunlu. Başörtüsünü çıkarmak odalarda bile yasak. Süleymancı tarikatında kız çocukların liseden sonra okuması yasak aslında. Ben okumak için direttim. Ailem Süleymancı yurduna göndermek istedi, ben biraz isyankardım…” diyerek kendisine dayatılmak istenenlere karşı koyduğunu anlatıyor.

"BENİM GİBİ DÜŞÜNENLERİ GÖRÜNCE HAYATIM DEĞİŞTİ"

Enes’in anlatımlarıyla kendi yaşadıkları arasında benzerlik kurduğunu söyleyen Nur, “Yaşama sevinci olan insanı bile depresyona sokacak bir ortam var bu yurtlarda. Çünkü çok fazla baskı var. Birkaç ay öncesine kadar bugün yaşadığım hayatı yaşayabileceğimi düşünmüyordum. Hiçbir şekilde umutsuzluğa hapsolmayın. Aile engelini aşamayacağımı düşünüyordum, başörtüsünden, bu yaşamdan kurtulamayacağımı düşünüyordum ama benim gibi düşünenleri görünce değişti…” diyerek aynı sorunları yaşayanlara çözüm yolunu işaret ediyor. Daha önce başörtüsünü çıkarma isteğini ailesine söyleyen Nur, bu sebeple okula gönderilmediğini söylüyor ve “Seni hafız okuluna göndermedik o yüzden böyle oldun, keşke seni Kur’an okuluna gönderseydik” tepkileri aldığını ekliyor.

"BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARINCA AİLEMDEN ŞİDDET GÖRDÜM"

Meryem’in ailesi ise Türkiye merkezli olmayan bir tarikata mensup. 28 yaşındaki Meryem, üniversite son sınıf öğrencisi. Lisedeyken “Dini değerlerin ağır olduğu” bir okula gittiğini anlatan Meryem, ‘karma eğitim’ gibi görünmesine rağmen okulda kız ve erkek öğrencilerin ayrı katlarda eğitim gördüğünü, birbirleri ile konuşmasının yasak olduğunu aktarıyor. Eskiden başörtüsü kullanan Meryem, “Farklı düşünmeye başlayınca, başörtüsünü çıkarınca ailemden psikolojik, ekonomik baskı ve şiddet gördüm” diyor. Ailesinin radikal İslamcı bir gruba mensup olduğunu vurgulayan Meryem, üniversitede kadının dindeki yerini sorgulamaya başladığını ve hayata bakışındaki dönüşümün böyle başladığını ifade ediyor: “O dönem ailem bana çöp poşeti gibi davrandı ama daha sonra kabullendiler. Bu süreçte majör depresyona girdiğim için okulum uzadı. 11 yaşında kapanmıştım…”

Pek çok arkadaşının tarikat yurtlarında kaldığını söyleyen Meryem, bu yurtlarda kalan ve Enes’le benzer sorun yaşayan gençlere sesleniyor: “Ailelerin çocuklarını cemaat yurtlarına yollamasının nedeni başka bir hayatın olmadığını göstermek. Oysa başka bir hayat mümkün. Şu an içinde bulunduğunuz kuyu gerçekten çok derin gibi görünebilir ama günün birinde kendinizi kuyunun dışında bulabilirsiniz.”

"ATEİST ARKADAŞLARIM AİLE BASKISIYLA NAMAZ KILIYOR"

Henüz 18 yaşında olan Büşra ise Hizbullahçıların yoğun bulunduğu bir kentte yaşıyor ve babası da Hizbullahçı. Annesi şiddet gördüğü için boşanıyor. Boşanma sırasında kendisi 7 yaşında. Ayrı evde yaşamalarına rağmen ömrü boyunca babasının dini baskılarına ve fiziksel şiddetine maruz kalıyor. 12 yaşında kapanmak zorunda kaldığını söyleyen Büşra maruz kaldığı şiddeti ve baskıyı “Sabah namazlarına uyanmıyor diye anneme şiddet uygulardı. O korkuyla ne derse yapmak zorunda kaldım ben de. Maruz kaldığım şiddet, hakaret ve tehdit nedeniyle kendisini şikayet ettim. Şikayet sonrası biraz yumuşadı ama ne kadar sürer bilmiyorum” sözleriyle anlatıyor.

Kendisi başörtüsü takmaya başladığında ailenin geri kalanının babasına tepki gösterdiğini söyleyen Büşra, yine de babasına karşı gelemediklerini ve kendisinin 12 yaşında örtünmek zorunda kaldığını söylüyor. Bir süre sonra ‘geleneksel değerler’ nedeniyle dayılarının yaşadığı evde barınamadığını ve bu nedenle babasının yanına taşındığını anlatan Büşra, “Şimdi yumuşamasını fırsat bilip açılacağım. Ama tedirginim. En geç 1 aya kadar açılmış olurum” diyerek umudunu anlatıyor. Tanıdığı çok sayıda ateist ya da deist arkadaşının aile baskısı nedeniyle kapalı olduğunu söyleyen Büşra bu arkadaşlarının yine baskılar nedeniyle namaz kılmak zorunda kaldığını da ifade ediyor.

Genç kadınlar, yaşadıkları zorlu psikolojik süreçlerde karşılarına pek çok başka engelin de çıktığını söylüyor. Kimi psikolog tarafından “İki sayfa Kur’an oku geçer” tavsiyesi almış, kimi mutsuz olduğu için ailesinin “Sen imanını kaybetmişsin” tepkisiyle karşılaşmış. Hatta ‘çözüm olarak’ kendi yüzüne sure okunduğunu ifade edenler de var.

AÇILMAK İSTEYEN KADINLAR TARİKAT YURTLARINA VERİLİYOR

Kültürel ve ailevi baskı altında yaşayan genç kadınların deneyimlerini paylaşarak birbirine yol göstermesine aracılık eden Yalnız Yürümeyeceksin Platformundan Burcu, Enes’in ölümü sonrası pek çok genç kadının kendilerine, benzer sorunlar yaşadıklarını ilettiğini ifade ediyor. Enes’in intiharında tarikat bağlamının yadsınamayacağını vurgulayan Burcu, bununla birlikte geleceksizlik kaygısının da etkili olduğunu ifade ediyor: Genç kadınlar ‘Ben üniversiteyi bitireceğim de ne olacak, zaten asgari ücretle çalışacağım’ diyor. Normal yurtta ya da evde kalan ve açılmak isteyen kadınların “Düzelsinler” denilerek tarikat yurtlarına verildiğini de söyleyen Burcu, bu nedenle çoğunlukla genç kadınların açılma talebini ailesinden uzun zaman gizlediğini aktarıyor.

Platformun internet sitesine buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Etiketler
Poşet Tarikat