Korkusuz gazetesi yazarı Ümit Zileli bugünkü köşesinde Sedat Peker'in Veyis Ateş ile ilgili iddialarından söz ederek "Veyis Ateş hala konuşmadı, acaba Sedat Peker'in elinde başka neler var?" sorusunu yöneltti.

Zileli'nin bugünkü yazısı şöyle oldu:

Gazeteciliğe ilk adımımı attığımda sevinçten havalara uçmuştum…

Henüz 17 yaşındaydım ve sorulduğunda büyük bir gururla “gazeteciyim” diyordum… İlk imzalı haberim çıktığında mahallede parasız dağıtmıştım! Haber takip etmek, daktilo başına oturmak mutlulukların en büyüğüydü benim için…

Ya bugün? Ne desem, nasıl tarif etsem diye uzun boylu düşündüm; düşünürken gazeteci kılıklı düşkünlerin, her biri içimi parçalayan marifetlerine bir kez daha göz gezdirdim; “Yeni Türkiye’nin” anlı şanlı “gazetecilerini” gözümün önüne getirdim. Maalesef aynı sıfatı taşıdığımız için “hicap” duydum!..

Evet, Eski Türkiye’de de gazeteciliğin onurunu lekeleyen, iktidarın kalemşorluğunu yapan, iş takipçiliği yapan, koca koca kodamanların masalarında siftinmeyi marifet sanan, gücün kapısına bağlanarak güçten pay kaptığını düşleyen tipler vardı! Ancak azınlıktaydılar; bataklık henüz gazetelerin manşetlerine, toptan satılmışlığa epey uzaktı…

İşte, bunları düşünürken buldum başlığı! Günümüzün sayın yanaşma medyası ise bataklığın tam ortasında çırpınan, çırpındıkça iyice pisliğe gömülen bir organizma haline dönüştü! Böylelikle başlık da kendiliğinden çıktı ortaya:

–Lağıma boğazına kadar batmış gazeteci müsveddeleri!..

Mercedesli koruma polisli gazeteci!

İşte bu tür gazeteci kılıklı biri sahnede son günlerde…

 İktidarın, yakalanıp yakalanmadığını bile doğru dürüst açıklayamadığı suç örgütü lideri Sedat Peker attı bu tipi ilk kez ortaya, hem de sahnenin tam ortasına! Sezgin Baran Korkmaz ile akçeli ilişkilerini, Bodrum’daki otelinde geceliği 100 bin liralık odalarda beş kuruş ödemeden kral hayatı yaşadıklarını, başka isimleri de açıklayarak bir bir anlattı…

Bahsettiği “gazeteci” Habertürk Ana Haber sunucusu Veyis Ateş’ti! Bu ağır ithamlara karşı bu adamdan “tık” bile çıkmadı; ancak başka çok daha ilginç bilgiler ortalığa saçılıverdi! Mesela, yat aldığına dair iddialar sosyal medyada hem de fotoğrafıyla birlikte yayımlandı! “Ya, hangi parayla lüks yat alabilir bir gazeteci” soruları sorulurken, bu kez “yakalandı” denilen Sedat Peker, bir kez daha aldı sazı eline ve şu mesajı paylaştı:

–Kıymetli dostlarım, bu süslü Sülüman var ya, rüşvet işlerini organize ettirdiği Veysi Ateş’e devlete ait olan mercedes araç ve aynı bana verdiği gibi polis koruma da vermiş!

Peker’in “Veysi” diye seslendiği Veyis Ateş’ten yine ses çıkmadı! Peker, “Bana Mercedes verilmemişti. Sen ne önemli adammışsın” diye alay ediyordu ama karşı taraftan bir tek “tık” bile gelmiyor, gelemiyordu… O zaman da insanın aklına “Peker’in elinde daha neler var ki, konuşamıyor” düşüncesi takılıyordu, doğal olarak…

–Çok acıklı, değil mi!..

10 milyon Euro’nun aracısı “gazeteci!”

Ancak “turpun büyüğü henüz heybedeymiş” yeni öğrendik!..

Daha büyüğü var mıdır bilemiyoruz, şimdilik! Önce Fatih Altaylı, Sezgin Baran Korkmaz’ın kendisini arayarak Veyis Ateş’in 10 milyon Euro istediğini aktardı. Türk lirasıyla yaklaşık yüz milyoncuk yani! Ardından yine Habertürk gazetesinden Sevilay Yılman, “Şoka girdim, inanamadım” diyerek Sezgin Baran Korkmaz’ın kayıt altına aldığı konuşmasını yayınladı. Açıkçası okuduğumda benim de tüylerim ürperdi! Buyrun siz de dinleyin!..

Veyis Ateş diyor ki özetle; “Biliyorum canın çok acıyor. Her tarafı yakıp yıkmak istiyorsun. Çıkıp her yere konuşmak istiyorsun. Yaşadıklarını anlıyorum. Hak da veriyorum sana. Sen de eşine, ailene çoluğuna, çocuğuna kavuşmak istiyorsun… Hiçbir şey olmamış gibi ülkene dönmek istiyorsun… Ankara’dayım… Az önce senin görüşmeni yaptım. Şunu anladım ki seninle uğraşan bir klik ve lobi var ama bu arkadaşlarla işi tersine çevirmek mümkün…” Bunun üzerine SBK diyor ki; ”Abi ben hukuken zaten haklıyım ama yine de sen söyle nasıl olacak?” Veyis Ateş şöyle cevap veriyor; “Önce senin samimiyetini göstermeni bekliyorlar…” SBK ise; “Nasıl göstereceğim abi?” Veyis; “Talep ettikleri meblağı yollayacaksın“ diyor. SBK da; “Abi diyelim yolladım 10 milyon Euro… Peki ya sonra bu insanlara ulaşamazsak… Ne olacak o zaman?” diye soruyor… (İşte en vahim, en iğrenç yanıt geliyor tam bu noktada) Veyis de diyor ki o zaman: “Hiç merak etme… Ben her iki tarafın da hakemi ve kefiliyim. Para, iş bitene kadar bende duracak!”

Gazeteciye bakar mısınız?! Sevilay Yılman, aynı yazısında malvarlığını da açıklamış, iyi de yapmış; aileden gelen ve kendi çabasıyla edindiği varlıkları sıralamış ve devletin kayıtlarında hepsinin yer aldığını da eklemiş. İstendiği zaman ikna edici belgelerle çıkarıp göstermesi kaydıyla bence doğru ve alkışlanması gereken bir tavır…

Zaten Barış Yarkadaş da bir çağrı yapıp, gazetecileri malvarlıklarını açıklamaya çağırdı… Ben hemen yapayım:

-Evim yok, arabam yok, Kirada oturuyorum. Emekli maaşım ve gazetemden aldığım aylık ücretim var. Bunun dışında hiçbirşeyim de yok… Tüm malvarlığım bu kadardır…

Birkaç ay önce sosyal medyada dans ettiği videosunu paylaştığı için kovulan spor spikeri Hande Sarıoğlu’nun bu pislikler ortaya saçıldıktan sonra paylaştığı mesajla bitireyim:

-Hande Sarıoğlu oryantal yaptı diye “ahlaksız” ama Veyis Ateş “ahlaklı!”

Yerinde bir soru ama eksik… Veyis’in yanına yazılması gereken çok sayıda “müsvedde” var, asla unutulmasın!..