Sözcü Gazetesi yazarı Emin Çölaşan, ekonomik kriz ve koronavirüs salgınnıa rağmen ekonominin iyi olduğuna yönelik yayınlar yapan ve yazılar yayınlayan yandaş medyaya tepki gösterdi.

Emin Çölaşan, "Ne güzel bir ortam, kimse şikayetçi değil! Olsa bile sesini çıkaramaz. Hele bir gazeteciye derdini hiç anlatamaz, onu bu hallere düşürenlere saydıramaz. Başına iş gelmesinden korkar." ifadelerini kullandı. 

Emin Çölaşan'ın "Havyar yemenin de âdabı var!" yazısının ilgili bölümü şöyle oldu:

Sevgili okurlarım, başta Recep Tayyip olmak üzere iktidar yetkilileri ve yandaş medya tarafından her gün bağıra çağıra kafamıza pompalanmak istenen masallara, hayal dünyalarına bakmayın siz…

Neresinden baksanız ekonomi dökülüyor.

İşsiz nüfusun sayısı 10 milyonu geçti.

Geçen gün o yandaşlardan bir patron haykırıyordu!

“Ne işsizliği kardeşim, memlekette işten çok ne var! Biz çalışacak adam arıyoruz ama bulamıyoruz. Bu işsizlerin çoğu beleşten, oturduğu yerden para kazanma peşinde. Asgari ücret veriyoruz ama beğenen yok. Rahat iş istiyor, sonra da feryat edip ‘açız' diye bağırıyorlar. Kimse onların bu oyununa düşmesin!”

★★★

Ekonominin durumunu bize anlatan en somut belirtilerden biri de her yerleşim biriminde karşımıza çıkan satılık-kiralık ilanları…

İki hafta önce bir pazar günü yasak saatleri kapsamında Kızılay'a yürüyerek gittim. Sokaklar ve caddeler boş.

Kızılay'ın bir anlamda merkezi olan Selanik Caddesi, Yüksel Caddesi, Karanfil Sokak, Konur Sokak ve Sakarya Caddesi'nde tur attım.

Rahatça, kalabalık olmadan gezmek meğer ne güzel oluyormuş!

★★★

Ankara'da yaşamayanlar bilmez, bu yörenin özelliğini kısaca anlatayım.

Kafeler, restoranlar, kebapçılar, büfeler, meyhaneler, türkü evleri, kitap evleri oralarda…

Hepsi kapalı ama çoğunun kapısında kocaman ilanlar var:

Satılık, devren kiralık…

Konutlar ve apartman daireleri de öyle.

Yani başkentin göbeğinde eskiden cıvıl cıvıl olan bölgede ekonomi bitmiş, çökmüş durumda.

Diğer illerimizde de durum farklı değil.

Çöküş her yerde.

★★★

Yavuz Donat benim bu mesleğe girmeden önce ilk tanımış olduğum gazeteci. Gerçi yollarımız siyaseten ayrıldıktan sonra fazla görmüyorum ama o yine de benim arkadaşım, dostum.

Yavuz şimdi Sabah gazetesinde yazıyor, nasıl pembe tablolar çiziyor, aklım duruyor!

Yazdıklarını her gün okuyorum.

Geçmişte böyle değildi, nasıl döndüğünü ibretle ve hayretler içerisinde izliyorum.

Ekonomi iyi değil diyenlerin Yavuz'u hep izleyip ders almasını öneriyorum!

★★★

Yazısında Ankara'nın Beypazarı İlçesi'ni anlatıyordu. Aynen veriyorum:

“Saat 13, çarşıdayız.

-‘Baklavacı, işler nasıl?

-Allah bu günü aratmasın. Çok şükür.'

Şikayetçi olan yok, şükreden çok.

Millet işinde gücünde, geçim derdinde…”

Ne güzel bir ortam, kimse şikayetçi değil!

Olsa bile sesini çıkaramaz. Hele bir gazeteciye derdini hiç anlatamaz, onu bu hallere düşürenlere saydıramaz.

Başına iş gelmesinden korkar.