İstanbul Sözleşmesinden Türkiye'nin çekilmesi için AKP'ye baskı yapan ve AKP'nin durumu için "Görünen o ki, bu durumda, ne geri adım atabiliyorlar, ne de ileri gidebiliyorlar." diyen Akit yazrı Abdurrahman Dilipak, bugünkü yazısında da yine davalık olduğu AKP'ye 'öfke büyüyor' uyarısı.

Uzun süredir İstanbul Sözleşmesinden çıkılması için yürütülen kampanyanın gönüllü sözcülüğünü yapan Abdurrahmen Dilipak, sonunda işi sözleşmeyi savunan AKP'li kadın vekillere 'fahişe' demeye vardırında hakkında dava açılmıştı.

Ancak, Dilipak sözleşmeyi hedef alan ve bu konuda AKP'yi adım atmaya zorlayan yazılarına devam ediyor.

İstanbul Sözleşmesinde cinsel kimlik konusunda bireyleri koruyan maddeleri sıralayan ve bunları 'tehlike' olarak tanımlauyan Dilipak, AKP'ye de şu satırlarla seslndi:

"İstanbul Sözleşmesi ile ilgili sorunlar bundan ibaret değil. Onlarca sorun var. Ben sık sık GENDER ve BİREY’den söz ediyorum. Bunlar bu sözleşmede detay konular, ama hepsi de birbirinden önemli. Tehlikeli bir kavramsallaşma var ve müthiş bir imajinasyon yapılmış. Sözleşme de tercümesi de iyi çalışılmış. Metin tuzaklarla dolu.

Bu konu, hep bir bahane bulunuyor ve erteleniyor.

Konu bir komisyona havale edilmişti, komisyondan bir haber yok. Ankaradakilerde ciddi bir kafa karışıklığı var.. Bir de bu işin bu noktaya gelmesinde sorumluluğu olanlar paniklemiş durumda. Çünkü, bu işi bu noktaya getirenler suçluluk psikolojisi ile ne yapacaklarını bilmiyorlar. Ama şunun farkında yeni yeni varmaya başladılar: Bundan geri dönüş yok. Süre uzadıkça kriz derinleşiyor, öfke büyüyor ve bunun siyasi maliyetinin büyük olacağının da farkındalar. Peki bu durumda ne yapacaklar. Siyasi dengeler hassas. Ekonomik dengeler de öyle. Bu durumda batı ile yeni bir inatlaşma hariciyecilerin de işine gelmiyor.

Görünen o ki, bu durumda, ne geri adım atabiliyorlar, ne de ileri gidebiliyorlar.

1987’de “Kadının adını” konuşuyorduk da bugün “Kadın” mı kaldı ki, adını konuşacağız. Bu “Bireyler”in artık cinsiyeti de tartışmalı. “Gender” olarak tanımlanıyorlar. Hatta bunlar insan bile değil “Siborg”laştırılan biyonik robota dönüşecekler zaman içinde. “Trans humanizm” döneminde bildik insan da kalmıyor. Kadın da kalmayacak Erkek de bu gidişle. İnsanlığa karşı kurulan bir tuzakla karşı karşıyayız. Ankaradakiler ise, bu işin siyasi maliyeti ve kişisel hesaplar peşindeler.

Birileri bizi Covid ile oyalarken, “Yeni Normal” dönem için “Global Great Reset” hareketi için Şeytani bir plan adım adım hayata geçiriliyor.

Görelim Mevlam neyler? İnşallah milletçe Allah’ın ipine tutunur ve kurtuluruz, yoksa halimiz yaman! “Aman efendim aman, galiba ahir zaman!”