Memur-Sen Kadınlar Komisyonu, "İstanbul Sözleşmesi" hakkında bir rapor hazırladı. Rapora ilişkin görüşlerini aktaran Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, "Toplumsal cinsiyet ideolojisinin kabul edilemez bir paradigma olduğunu, cinsiyetler arası çatışmayı körüklediğini, sapkın eğilimleri akredite ettiğini" savundu.

Memur-Sen'den yapılan açıklamaya göre, raporda İstanbul Sözleşmesi'nin olumlu ve olumsuz yönleri ile çözüm önerileri yer aldı.

Rapora ilişkin görüşlerini aktaran Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın, son 20 yılda kadına yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırmaya yönelik atılan adımları önemli bulduğunu belirterek, hükümetin reformlarla kadınların dezavantajlı konumlarını büyük ölçüde değiştirdiğini savundu.

Aydın, sözleşmeye ilişkin, "Lehte tavır takınanların sözleşme olmadan, kadınların korunamayacağını iddia etmeleri ne kadar uç bir düşünce ise sözleşmeden çekilmekle aile ve toplumsal yapımızın tehdit ve sorunlardan tümüyle arınacağını düşünmek de o kadar uçtur." değerlendirmesinde bulundu.

Sözleşmenin sağlıklı bir biçimde tartışılmasının önündeki en büyük engelin sözleşmenin tartışılmasından rahatsız olan kesimler olduğuna işaret eden Aydın, şu görüşlerini paylaştı:

"En büyük engel sözleşmeyi dogmalaştıran, tabulaştıran, sloganlaştıran kesimlerdir. Sözleşmeyi koşulsuz savunan ve bunu politik bir kimlik olarak öne çıkaranlar, sözleşme aleyhinde görüş bildirenleri şiddeti makul görmekle, itham etmektedir. Biz, tüm bu zaaflara rağmen, uluslararası bir sözleşmenin ülke gündeminde içerik itibarı ile tartışılmaya başlanmasını olumlu ve gerekli görüyoruz."

Sözleşmenin uygulanmasını izleyen Avrupa Konseyi bünyesindeki GREVIO’ya da görüşlerini ilettiklerini belirten Aydın, "Toplumsal cinsiyet ideolojisinin kabul edilemez bir paradigma olduğunu, cinsiyetler arası çatışmayı körüklediğini, sapkın eğilimleri akredite ettiğini belirttik." ifadelerini kullandı.

-"Kadına karşı şiddet ciddi bir toplumsal sorun"

Kadına karşı şiddetin inkar edilemez bir vaka ve ciddi bir toplumsal sorun olduğunu vurgulayan Aydın, bütün önerilerin, eleştirilerin ve tespitlerin bu gerçeklik göz önünde tutularak hazırlandığını söyledi.

Şiddeti önleme konusunda çok yönlü ve bütüncül bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu belirten Aydın, "Ailenin korunması ve geliştirilmesi hususunda çok yönlü ve çok katmanlı çalışmalar yapılmalı ve bu bir devlet politikası olarak kabul edilmelidir. Aileyi, şiddetle özdeşleştirecek dil ve yaklaşımdan kaçınılmalı, her türlü olumsuz etkiden koruyacak tedbirler alınmalıdır." ifadelerini kullandı.

Sözleşmenin iç hukukta nüfuz ettiği bütün mevzuatın gözden geçirilmesini talep eden Aydın, "Türkiye İstanbul Sözleşmesinden çekilse bile, politika yapıcıların ve etki gruplarının toplumsal cinsiyet ideolojisine teslim olarak üretecekleri her politika ve mevzuat, yeni sorunlar ortaya çıkaracağı hatırda tutulmalıdır.” değerlendirmesini yaptı.

- "Sözleşme tartışma imkanından mahrum bırakıldı"

Raporun içeriğine ilişkin bilgi veren Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emir Kaya da sözleşmenin, kadına yönelik şiddet konusunda farkındalığı artırdığı, şiddete yönelik hukuki çözümlerin gündeme getirdiğini ve bu yönüyle olumlu bir yanı olduğunu vurguladı.

Kaya, sözleşmenin tartışılamaz bir boyuta çekilerek Avrupa'dan gelmiş bir metnin demokratik tartışma imkanından mahrum bırakıldığı eleştirisinde bulundu.

Kabul edildiği dönemde bile toplumda tartışma zemini bulmadan kabul edildiğini anımsatan Kaya, görüşlerini şöyle paylaştı:

"İstanbul Sözleşmesi toplumsal cinsiyet denilen bir temelde şekilleniyor. Bu toplumsal cinsiyet kadının ve erkeğin cinsiyet özellikleri üzerinden atfedilen davranış kalıplarını yok sayan bir yaklaşım. Bu toplumsal cinsiyet anlayışı cinsiyete dair bütün farklılıkların kültürden doğduğunu ve biyolojik farklılıkların bile kültürden neşet ettiğini iddia ediyor."