Ailesiyle yemek yediği restoranda kimlik kontrolü yapan polise, işlemin yasal dayanağını sorduğu için gözaltına alınan Hatay Barosu Başkanı Ekrem Dönmez sosyal medya hesabından açıklama yaptı. 

Ekrem Dönmez'in açıklaması şöyle oldu:

Kimlik sorma ile ilgili son yaşananlar üzerine,  anlamak isteyenlere ithafen;  

Polis her nerede olursa olsun PVSK kapsamında kimlik sormadan önce sebep bildirmeli. Polis makul sebep olmadan durduk yere veya salt polisim diye kimlik soramaz. Makul sebep/yazılı emir varsa önce kendi kimliğini göstermek ve bu sebebi/emri açıklamak, görevinin özel bir gereğini yerine getirmek üzere kimlik sorabilir. Kimlik sorduğu kimse isterse bu işlem için tutanak tutularak ilgiliye verilir.  
Kimlik taşıma değil kimliği ispatlama yükümü vardır. Bu usule uyulmadan yapılan herhangi bir kimlik sorma işlemine her yurttaş itiraz edebilir. Usulsüz işleme itiraz eden yurttaşa kimlik sebebiyle gözaltı işlemi dahi yapılamaz. Kimlik sorma işlemi sırasında polisin hukuka aykırı davranışı, bu süreçten sonraki işlemleri hukuka aykırı hale getirir.

Usule uyularak kimlik sorulan hallerde ise kimliğine ilişkin bilgi vermeyen ve bu nedenle kimliği belirlenemeyen kişi hakkındaki gözaltı işlemi CMK hükümlerine göre yerine getirilir.

Gözaltı adli bir işlemdir. Yani ancak cumhuriyet savcısı ve ancak yazılı emirle gözaltı işlemine karar verebilir, acele hallerde bu emir, daha sonra yazıya geçirilmek üzere sözlü olarak alınabilir. Yani cumhuriyet savcısının emri olmaksızın polis gözaltı işlemi yapamaz.  

Özetle kimseden Baro Başkanı/Avukat sıfatı ile ayrıcalık göstermesini istemedim.

Baro başkanıyım/avukatım diye kendimi tanıtarak polise kimlik göstermem demedim. Kimseye beni tanıması zorunluluğu yüklemedim, tanımasını beklemedim. O ilde baro başkanı olmam, beni kimsenin tanımasını gerektirmiyor. Halen de ayrıcalık istemiyorum. Sade vatandaşım.

önüme gelen hukuksuz her işleme aynı itirazı yaptım. Hemen hepsi polisin aynı tavrından dolayı sorunluydu, ancak sonuçta ikna oluyorlardı. Bundan önceki iki Hatay Valimize de yansıttıklarım ve düzeltilmesini istediklerim oldu. Yıllardır itiraz ediyorum. Yine edeceğim

Polisi görünce kafasını kaldırmaya cesareti olmayanlar, kanun bilmeyenler, kanunu işine geldiği gibi çarpıtanlar şunu bilsin; polis devlet değildir. Sokakları süpüren/tapuda/nüfusta/adliyede iş gören/sıfatı devlet memuru olan kimseden farklı bir kutsiyeti yoktur.

Herkes işini yapıyor. Ama bir şey olsa hemen polise şöyle şöyle koşarsın diyenler, bilin ki hangi yere işiniz düşerse düşsün, her memur işinizi yapmak durumunda. Bana lütfedilecek bir hizmet yoktur.

Sevmeyen yapmasın. Videoda cevaben” ben sizden daha fazla devletim” dedim.

bunu söylerken var olan avukat kimliğimi/baro başkanlığı sıfatımı da kastetmedim. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise, her bir yurttaş egemendir. Polis kıyafetini çıkarınca, aynı görevliler de o egemenliğe dahildir. Egemen, polis değil, egemenliğin kaynağı olan millettir.

Usule aykırı kimlik sorulursa cumhuriyet savcısı dahil kimse gözaltı kararı veremez. Usulsüz kimlik sorulan durumda savcı da verse, gözaltı kararı usulsüz/kanunsuz olur. Kaldı ki savcı emri olmadan hakkımda gözaltı işlemi uygulandı. Polis adli görevini yerine getirmedi.

Polis görevini kötüye kullandı/hürriyeti tahdit suçu işledi/darp cebir izi oluşturacak şekilde yaralama suçu işledi/tehdit etti. Bunun bir diğer adı işkencedir. Açın suç tanımını okuyun.  

Kanunsuz olarak işlem yapan ve fiile katılanlar kadar, bu kanunsuz fiil sırasında orada bulunan, kanunsuz işleme itiraz etmeyen, gözaltı işlemine yardımcı olan, sürükleyen, gözeten, araca bindiren, hastaneye kadar götüren ve hastanede muayeneye kadar eşlik eden her polis memuru da yapılan kanunsuz işlemlerden sorumludur. Kanunu bilmemek mazeret değildir.

Yapılan işlemlerin sorumluları görevde oldukları sürece yürütülen soruşturmaya/toplanacak delillere etki edebilecekleri için bir an önce açığa alınmaları yasal zorunluluktur. Yaşadığım hukuksuzluk, hemen herkesi böyle bir işleme maruz kalacağında çaresizliğiyle yüzleştirmiştir.

Ne olurdu kimlik gösterseydin, iki saniye sürmezdi, baro başkanı/avukat olduğunu söyleseydin de bu hale gelmeseydi, ne oldu kendi kendini rezil ettin, alamazlar dedin aldılar” diyenler; evet kimlik göstersem, görevimi söylesem belki keyfim kaçmaz yemeğe devam ederdim.

Bu beni kurtarır ama insan olmak, avukat olmak, baro başkanı olmak, hepsinden önemlisi hukukun ağır şekilde ihlaline göz yuman bir kişi olarak onurumu kaybederdim, kendimle yüzleşemezdim. Herkes sorumlu davransa her yer daha hukuk devleti olur.

Elbette polis işini yapsaydı ve keşke hiç yaşanmasaydı. Ama niye abarttın diyenler, önce polise niye işini düzgün yapmadın demeyi öğrenmeliler ki pek çok kişi buna sonunda hak verdi. Türk polis teşkilatını suç işleyenlere heba ve feda etmeyin. Rahatsızlığını, geçmiş olsun dileklerini ileten teşkilat mensupları suçu işleyen ve sahip çıkan anlayıştan çok rahatsızlar.

Polis ne yapsa doğrudur, asla hukuksuz bir iş yapmaz izlenimine kapılanlar, bilin ki polis suç işler ve lütfen suç işleyen polisi aranızda barındırmayın. Bırakın teşkilatta sadece işini dürüstçe işini yapanlar kalsın. Bu hukuksuzlukları örtmeye kalkışmak koca bir emniyet teşkilatını lekeler.  

İçişleri Bakanı kimsenin imtiyazlı olmadığını basına açıklayarak, EGM’nin yaptığı açıklamayı sosyal medya hesabında RT ederek; EGM’de, soruşturma sürecinde olan ve idari olarak belki işlem yapması ve ceza vermesi gereken bir konuda kanaatini açıklayarak sürece taraf oldu.

Böylece idari ve cezai sorumluluk oluşturacak şekilde hareket ettiler. Bir milletvekili de polisleri yalnız bırakmayacağını açıkladı. Yeminine sadık kalır umarım.

TBB yaptığı eksik açıklama ile sanki imtiyaz istermişim gibi bir baro başkanının o ilde tanınması gerektiğinden bahsederek algıyı başka bir yere yönlendirmiş ve konuyu bilmeyen insanların haksızca ithamına sebebiyet vermiştir. Böyle bir açıklama yerine keşke hiç yapmasaydı.

Avukat sıfatı olanların, konuyu bilmediği için kızan, eleştiren yurttaşlarımızdan daha gerideki ve keşke hiç o diplomaya sahip olmasalarmış dedirten yorumlarını da gördüm, o an kadar canımı yaktı. Ömrünü ceza hukukuna veren anlı şanlı ceza hukukçuları da kar etmedi bunlara.

Bir başka tehlike, iktidara oy vermiş yurttaşlar ile iktidarı temsil edenlerden kimilerinin suç ile suçluyu birbirinden ayıramayacak kadar konudan uzak veya yakın da olsa polise söz söylendiğinde iktidara söz söylenmiş anlayışı içinde, polis hata yapmaz şeklindeki yaklaşımı.

Bu durum çok daha vahim. Bu da devletin partileşmesi, partinin devletleşmesi tehlikesi yaratıyor. Partilerin memuru, memurların da partisi olmaz. Polis =iktidar değildir. Suç işleyen polisi sahiplenmeyin. Yurttaşlar bu durumdan çok rahatsız.

Ha bir de; alkol alıp almamak sadece bana ait bir tercihtir, ama yine de söyleyeyim, hastanede alkol testim sıfır promil çıktı. Sosyal medyada en hafifi ile en aşağılık küfür, hakaret ve tehditlerin hepsi için yasal haklarımı sonuna kadar kullanacağım. Tespitleri yapılmıştır.

Yasal yola henüz ben başvurmadan, özürlerini aynı yoldan yazmayanlar ve bana iletmeyenlerle hukuk önünde hesaplaşacağım.  

Son söz… Artık biliyorum, kopan fırtınadan anladım ki, bilinmez bir alana çomak soktum. Ama bu tartışmadan hukuk kazançlı çıkacak, ülkemiz kazanacak.

Bari eleştirirken saldırırken onurlu olun. Yine ayrıcalık istemedim, istemiyorum. Bir yurttaşım ve herkes bilsin ki yurttaşın hakları, herkesten her şeyden önce gelir ve en kutsalıdır. Saygılarımla…

EKREM DÖNMEZ