Merkez üssü Sivrice olan 6,8 büyüklüğündeki Elazığ depreminden sonra çadırlarda kalan vatandaşlar, devletin verdiği sözleri tutmamasından yakınarak, "Kira yardımı, konteyner diyorlar, başvurmamıza rağmen hiçbirini göremedik, Yardımlardan bir tas çorba içmişliğimiz yok" diye, yalnız bırakıldıklarından yakındılar.

Elazığ'daki depremin ardından 263 yıkık, 7 bin 698 ağır hasarlı, bin 540 orta hasarlı, 558 de acil yıkılacak bina tespit edildi.

Kızılay'ın kurduğu çadırlarda kalan Nigar Şahin, Mustafa Paşa Mahallesi’nden 5 yıl önce banka kredisi ile 65 bin TL’ye ev aldıklarını söyledi. “Yeri geldi yediklerimizden, yeri geldi giydiklerimizden kıstık, ev kredisini ödedik. 28 bin TL kalmıştı. Sonra ev bizim olacaktı. Şimdi bin bir zorlukla aldığımız ev yok, ama kredisi var” diye konuştu.

"Ben de bu ülkenin vatandaşıyım"

Gazeteduvar.com'dan Müzeyyen Yüce'nin haberine göre; depremden sonra uzun süre spor salonlarında barındıklarını, üç yaşındaki kızının bronşit olduğunu ifade eden Şahin, “Bir arkadaşım bize evini açtı. Eşim hâlâ spor salonunda kalıyor. Ben 2 çocuğum ile birlikte arkadaşımın evindeyim. Gidecek yerimiz yok.

Depremzedelere yapılan yardımlardan bir tas çorba içmişliğimiz yok. Kira yardımı, konteyner diyorlar. Başvurmamıza rağmen hiçbirini görmedik. Ben de bu ülkenin vatandaşıyım, bu kentin vatandaşıyım. Arkadaşım olmasa çocuklarımız ile sokaktaydım. 3 gündür burada kalıyorum” diyerek gözyaşı döktü. Elazığ’da mağduriyet yaşayan sadece Şahin ailesi de değil.

"Ne AFAD gördük, ne başka yetkili"

Santral Mahallesi’ndeki çadırda kalan Saliha Gül de yaşadıkları çaresizliği, “Çadırları kurdular, bir gittiler, bir daha gelmediler. Kendi imkânlarımızla burada kalıyoruz. Bakın her yer çamur altında. Ne olur bize yardım edin, zor durumdayız” sözleriyle anlatıyor.

Elazığ’a geçen yıl 5 çocuğu ile birlikte Akçakale kampından geldiğini söyleyen Suriyeli Ziyad Mugir ise, “Ne AFAD gördük, ne de başka bir yetkili. Hiç yardım görmedik” dedi. Öyle ki, kendi imkânları ile kurdukları borusu kırık soba ile ısınmaya çalışan ailenin çadırının içi de bomboştu.

"Burayı unuttular, tuvalet-banyo ihtiyacımızı bile karşılayamıyoruz"

Bir çadırda 21 kişi yaşayan Türkmen ailesi de kendi imkânları ile kurdukları odun sobası ile ısınıyor. “Bu çadırda beş aile birlikte yaşıyoruz” diyen Erhan Türkmen, “Burayı unuttular. Buradaki evlerin çoğu kerpiç. Büyük kısmı zarar gördü. Depremin merkez üssü burası, devamlı sallanıyoruz.

Her şeyi kendi imkânlarımız ile karşılıyoruz. Bu çadırda 5 aile kalıyoruz. 21 kişiyiz. Yan yana yatıyoruz. Tuvalet banyo ihtiyacımızı dahi karşılayamıyoruz. Komşuya bir gidersin ikinci de gidemezsin. Bu depremde zengin olacaklar müteahhitler. Olan bize oldu” diye anlatıyor.

Hiçbir yardımın kendilerine ulaşmadığını ifade eden ailelerden biri de 3 çocuğu ile çadırda yaşayan Nimet Yetik. Çocuklarının kişisel bakım ihtiyacını eşinin çalıştığı okuldaki spor salonunda karşıladıklarını ifade eden Yetik, “Zor durumdayız. Bize gelen bir yardım yok. 24 günde bir defa gıda yardımı yaptılar” dedi.

"Trabzonlu müteahhitler parasını kazanıp gidecek"

Deprem yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasına ilişkin sorunların yanı sıra kentte yıkılan yapıların yerine inşa edilecek binaların yapımını Trabzonlu müteahhitlerin yapacağına yönelik tartışmalar var.

Konuya ilişkin olarak Elazığ İnşaat Müteahhitler Derneği Başkanı Osman Avcıl şunları söyledi:

“Yerel müteahhitleri müdahil etmediler. Trabzonlu müteahhitlerin bu işleri yapacağı söylentisi var. Onlar yapacak, parasını kazanıp gidecek.

Bu şehirde bizler yaşayacağız. Deprem sonrası maddi manevi sıkıntılar yaşıyoruz. Bir de kentin müteahhitlik sektörü yara alırsa şehrin ekonomisi komple çöker. Bu konuda dönüş bekliyoruz." dedi.