Hürriyet- Definecilerin köstebek yuvasına çevirdiği antik kent, özel mülk olduğu için korunamıyor. Arsa sahipleri Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın devreye girip ya kamulaştırma yapmasını ya da takas yöntemi ile arsayı almasını istiyor.

Bargylia antik kenti bilinen 2 bin 500 yıllık geçmişe sahip. Bilinen diyoruz çünkü tarihi şehirde bugüne kadar bilimsel arkeolojik kazı hiç yapılmadı. Sadece antik kaynaklarda ismi geçiyor. Ünlü antikçağ tarihçisi Strabon kentin muhteşem bir Artemis tapınağı olduğundan söz ediyor. Definecilerin köstebek yuvasına çevirdiği antik kentte her adım başı kaçak kazı çukuruna denk geliyoruz. Tarumar edilen antik kentte bir mozaik defineciler tarafından parçalanarak çalınmış. Peki neden bilimsel kazı yok da definecilerin uğrak yeri? Çünkü Bargylia 1927 yılından beri özel mülk. 330 dönümlük arsa birinci derece arkeolojik sit alanı. Arsa sahipleri antik kenti 35 milyon liraya satışa çıkardılar.

BODRUM’A 30 KM

 

Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde, Güllük Körfezi’nin güneyinde önceleri Iasos Körfezi’ne açılan fakat bugün dolmuş olan dar ve derin bir koyun oluşturduğu küçük bir yarımadadaki tepecik üzerinde Bargylia antik kenti bulunuyor. Prof. Bilge Umar’a göre Bargylia MÖ 2000’de Luwi veya MÖ 1000’de Karia dilinden gelmiş ‘yüksekteki yer’ anlamına geliyor. Mitolojiye göre Bellerophon’un kanatlı atı (Pegasus) attığı bir çifte ile yakın arkadaşı Barglos’u öldürmüş ve çok üzülen Bellarophon da arkadaşının anısına bu kenti kurmuş. Bu nedenle de Bargylia sikkeleri üzerinde Pegasus tasvirleri yer alıyor. Kentin ismine bilinen MÖ 5’inci yüzyılda Attika-Delos Deniz Birliği’ne ödenen vergi listelerinde rastlanıyor. Buradan hareketle kentin 2 bin 500 yıldır varlığı biliniyor. Hıristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olarak kullanılan şehir daha sonra terk ediliyor. Bodrum’a 30 km, Milas’a 20 km mesafede ve havaalanı yolu üzerinde yer alan antik şehirde bugüne kadar bilimsel arkeolojik kazı çalışması hiç yapılmadı.

35 MİLYON LİRA

Geçtiğimiz günlerde antik kentin satılığa çıktığı duyuldu. 330 dönümlük arazinin hissedarlarından 87 yaşındaki Hüseyin Üçpınar, 35 milyon liraya içinde antik kent olan arsasını satılığa çıkardığını açıkladı. İçinde 500 zeytin ağacı bulunan 1. derece arkeolojik sit alanı ilan edilen arsayı yıllardır satmak için uğraştıklarını belirten Üçpınar, diğer hissedarların kendisine kızdığını ve konuşmama kararı aldığını söyledi. Artık kenti koruyamadıklarını, devletin ya takas ya da istimlak ederek burayı koruma altına alması gerektiğini kaydeden Üçpınar, 35 milyon lira verene de araziyi satacaklarını belirtiyor.

Boğaziçi Mahallesi Tuzla Sulak Alanı yanında bulunan arazinin etrafı açık. Pek çok tarihi eser yol kenarından da görülüyor. Kentin mimari yapılarına yakından bakmak için girdiğimizde karşılaştığımız manzara korkunç. Her adım başında defineci çukuruna rastlıyoruz. Kaçak kazı çukurları o kadar yeni ki üstünde ot dahi yeşermemiş. Definecilerin mütemadiyen uğrak yeri olmuş. Köstebek yuvası gibi her taşın altı, her duvar dibi tarumar edilmiş. Taze kazıldığı belli bir defineci çukuruna yaklaştığımızda gördüğümüz manzara içler acısıydı. Defineciler, Roma dönemi olduğunu tahmin ettiğimiz bir taban mozaiğini hunharca kesip kaçırmışlar. Kentte bugüne kadar kaçak kazılarla ne kadar kültür varlığının tahrip edildiğini defineci çukurlarından anlamak mümkün. Denizden ve karadan defineci tehdidine açık antik kentin bir an önce koruma altına alınması gerekiyor.

BARGLOS'UN ÇİFTLİĞİ

Tiyatro, akropol, odeon, kilise, nekropol, sur duvarları gibi kentin en önemli mimari yapıları duruyor. Pek çoğu harabe ve toprak altında. Kentin Tuzla gölüne baktığı yamaçta oval apsisli mimari yapının manastır ya da kilise olduğunu tahmin ettiğimiz kalıntıları hayvan barınağı olmuş. Yapının kapısı ayakta kalmayı başarmış ama şimdilerde kapı saksı olarak kullanılıyor. Bir çobanın hayvanlarını bağladığı mimari kalıntılar etrafa saçılmış durumda. Çoban, “Definecilerin geceleri seslerini duyuyoruz ama korkudan bir şey yapamıyoruz” diyor.