Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal'ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kararı ile MB Başkanlığı görevinden alınarak yerine Naci Ağbal'ın atanmasıyla, MB rekor ölçüde faiz artırdı ve ekonomistler, "Madem bu ölçüde faiz artırılacaktı, MB'nin dolar kaynakları neden boş yere harcandı" sorusunu sormaya devam ediyor.

Ekonomist İbrahim Kahveci, Karar Gazetesi'nde kaleme aldığı 20 Kasım tarihli yazısında, Erdoğan'ın onayı olmadığı için MB'nin faizi artıramayıp arka kapı yöntemine gitmeye zorlandığını hatırlattı. 

"Murat Uysal 22 Ekim sonrası her açıklamasında cümle arasında faiz artırma gerekliliğini söyledi: Yumurta fiyatları bile kur artırışından etkileniyor demişti. Daha ne desin ki... Anlayana bütün sözleri söyledi. Ama onun da koltuğu gitti. Bir anda gece yarısı görevine son verildi" ifadelerini kullanan Kahveci, Ağbal'ın faiz artıracağına inanmadığını ancak bu konuda yanıldığını belirtti.

Yanılmasınında söz konusu mahallede dün ak kara denilene bugün beyaz denilmesinin etkili olduğuna dikkat çeken Kahveci, yazısını şu satırlarla sürdürdü:

"Ama anlamalıydım. Bu kesimde işler böyleymiş. Dün beyaz denilene bugün çok rahat siyah denilebiliyor ve bu da sadece politika oluyormuş. Ama muhalefetin 40 yıl önceki bir harfi bile sorgulanabiliyor; o başka tabii.

Evet, küresel değişime de uygun şekilde faizlerde 425 baz puan olarak toplamda sıfır artış yapıldı. Zaten yüzde15,00’e gelen fiili MB faizi sadece resmileşti. Ama dün görmemiz gereken bir başka veri de MB rezervleri. Görevden alınmaların ardından 3 milyar dolardan fazla erime var.

Aynı zamanda vatandaş hala döviz alıyor. 30 Ekim sonrası YP mevduatlarında 5,6 milyar dolar artış var. Bu döviz alımı görevden alınmalar sonrasında da sürmüş.
Bir de yabancı kısmı var. Görevden alınma haftasında yabancı 951 milyon dolarlık sıcak para getirmiş. Bunun da 615 milyon doları hisse senedine. Yani yabancı da faiz piyasasından çok hisse piyasası ile ilgilenmiş. Burada da varlıklarımızın yabancılara sudan ucuz hale geldiğini gösteriyor.

Kısaca finansal dengelerde aslında çok değişen bir şey yok. Sadece bir algı verildi ve işler düzeldi sanılıyor.

Oysa asıl acı faturayı vatandaş ödeyecek.

Krediler pahalaşınca ekonomi soğuyacak, talep düşecek ve ardından işler kesilecek. Esnaf zaten 'sonbahar yaprakları gibi dökülecek."