Güncel konulara ilişkin açıklamalarda bulunan tanınmış uluslararası yatırımcı ve strateji uzmanı Ali Serim değerlendirmelerde bulundu.

Ali Serim'in değerlendirmesi şöyle oldu:

“Türkiye büyük miktarda sermaye çekebilir. Yakın zaman önce bütçe harcamalarında kısıntıya gidilecek olmasına ilişkin kararlar, hukuk alanında atılacak adımlar ve demokratik değerlerin güçlendirileceğine ilişkin yapılan açıklamalar Londra ve New York gibi finans merkezlerinde dikkat çekti.

Lazım olan aksiyona geçmek ve niyetin sadece söylemden ibaret olmadığını somut örneklerle göstermektir. Önümüzdeki günler dikensiz gül bahçesi olmayacak olsa da; Covid 19 aşısının seri üretim ve sipariş toplama süreçlerine geçilebilmiş olması korku bulutlarını dağıtmaktadır.

Birde buna ilaveten munis, deneyimli, basiretli ve liyakat sahibi karar vericilerin yüksek sesleri duyuldukça derin bir karamsarlığa yer olmadığı görülecektir. Tam bu noktada icraata yansıyan kararlı güncel değişimler olduğu sabit. Yeni ABD Yönetimi ile de beklenenden daha iyi ilişkilerin hızla geliştirilebileceğini ve gelişeceğini bekliyorum.

Zira bu noktada çözüm ve çıkış üretme yetkinliğine sahip her iki tarafta da etkili isimler olduğunu biliyoruz. Yeni dönemin kurumların ülkeler arası ilişkilerde başat belirleyici olacak olmasını da daha olumlu görmemiz gerekir. ABD yakın dönem plan ve çıkarlarının zayıf bir Türkiye ile uyumluluğunu göremiyorum.

Güçlü Türkiye ABD’ye güçlü müttefik demek! Diplomatik kriz değil diplomatik açılım beklemek daha gerçekçi. Alkışladığım faiz arttırımı da gerçekçiliğin yeniden hakimiyetinin ilanı olarak görülebilir. Ayrıca kısa vadeli kaynak bulunmasının imkansız olmayacağını söyleyebiliriz. Mesele orta ve uzun vadeli kaynak bulmaktır fakat ne mutlu ki bu noktada da imkanlar yok değildir.

Yaftalamadan IMF ve alternatifleri önyargısızca tartışılmalıdır. Kaynaklara ulaşabilecek veya kolaylık sağlayabilecek insanlardan istifade edilmelidir. Bunu mümkün kılacak ilişkilere sahip yetişmiş ve deneyimli insanımızın önünün açılması yeterlidir. Makuliyet ve pragmatizm siyasi iklime ne kadar fazla etki edebilirse, önümüzü o kadar net görebileceğiz.”dedi.

Açıklamasının devamında bankacılık sistemi büyük bir yük taşıyor diyen Ali Serim şu şekilde devam etti:

“Yıllardan beri hayati etkilerine işaret ettiğim Yapısal Reformların yeterince önemsenmemesiyle büyüyen ekonomik zorlukların Covid 19 salgınının dehşetengiz etkileriyle geldiği noktada yeni bir İstanbul Yaklaşımı’nı tartışmaya açmak gereklidir. Gerek kamu gerek özel bankaların sorunları yönetirken vatanperver çalışmaları ve ürettikleri pratik çözümleri oldu.

Bu yük daha fazla taşınabilir mi emin değilim. Ülkemizde 2001 yılı genelinde kendini gösteren ekonomik krizin finans ve reel kesimde yarattığı tahribatın minimize edilmesi için bir sivil insiyatif örneği olarak Türkiye Bankalar Birliği tarafından oluşturulan İstanbul Yaklaşımı gerek çalışma prensipleri gerek ortaya koyduğu uzlaşı ve müzakere ahlakı açılarından ülkemizin zengin deneyimlerinden biri olmuştur. 19 Temmuz 2019 tarihli ve 30836 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7186 sayılı "Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" ile 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na eklenen geçici 32. maddeyle finans sektörüne olan kredilerini ödeyemeyen reel sektöre, bu kredileri ödeme kolaylığı getiren finansal yeniden yapılandırmaya ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Fakat anlaşılmaktadır ki bu düzenleme yeterli olmamıştır. Konu üzerine kamu ve özel sektör acilen derinlemesine önerileri birlikte oluşturmak mecburiyetindedir. Uluslararası piyasalarda kabul görecek bir finansal açılımın kaynak bulma fırsatları bulacağını düşünüyorum. Bunun için gerekli olan paradigma değişimlerinin başladığını da somut şekilde gözlemliyorum. Tek lazım olan biraz daha süratli fiiliyata geçmek, uygulamalarla kararlılığımızın şeffafça taçlandırılması lazım diye düşünüyorum. Dünyada nereye gideceği tereddütlü çok fazla para var.

Türkiye’ye gelmek isteyen de çok yatırımcı var. Bir süreden beri yokluğu kimilerince şikayet konusu yapılan gerekli ve istenen 'piyasa şartlarıyla uyumlu idare' görüntüsünün tekrar ortaya çıkması çok olumludur.

Tüm karamsar propagandaya rağmen görmezden gelemeyeceğimiz boyutlara ulaşan global ekonomik kriz süresi ve kriz sonrası Türkiye'nin performansından tereddüt etmek ekonomi tarihiyle çelişmektir.”

ALİ SERİM KİMDİR?

1978 İstanbul doğumlu olan Ali Serim, Türkiye’nin lider özel sektör kuruluşlarına danışmanlık sağlarken, yeni pazarlara giriş, sektörel bilgi toplama, stratejik büyüme, kapasite genişletme, finansal yönetim, varlık yönetimi, aile ofisi yönetimi ve genel ekonomik büyümenin teşviki hususlarında çeşitli hizmetler vermektedir.

Danışmanlık hayatına dünyanın önde gelen bağımsız denetim ve danışmanlık şirketi Ernst & Young’da başlamış olan Ali Serim, seçkin ve uluslararası platformlarda tanınan bir girişimci ve kurumsal yönetim danışmanı olarak faaliyet göstermekte, başta Forbes 2000 şirketleri olmak üzere uluslararası şirketlerle çalışmaktadır.