Üniversite Katılımcıları Derneği (ÜKD) son olarak Ankara Üniversitesi'nde gündeme gelen akademisyenlerin fişlenmesiyle ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada "Akademisyenler öğrenci topluluklarının danışmanlığını yapabilirler. Akademik etkinliklere katılabilirler, televizyona röportaj verebilir, basın açıklaması yapabilirler. Bunlar sadece akademisyenlerin hakları değildir, aynı zamanda sorumluluklarıdır" denildi.

''AKADEMİSYENLERİN AİLELERİYLE DE YAKINDAN İLGİLENİYORLAR''

Ayrıca "Üniversitenin akademisyenler hakkında merak edip sorduğu sorulara verilen yanıtta akademisyenlerin sendikal faaliyetleri, katıldıkları akademik etkinlikler, siyasi partilere üyelikleri, üniversite bünyesinde kurulmuş öğrenci topluluklarındaki danışmanlıkları, televizyonlardaki röportajları, basın açıklamaları gibi 'gizli bilgiler' yer alıyor. MİT’ten gelen bilgide sadece akademisyenlerle ilgili değil, aileleriyle ilgili bilgilerin de yer aldığı görülüyor. Yani üniversite yönetimi, sadece akademisyenlerle değil, akademisyenlerin aileleriyle de yakından ilgileniyor!" ifadelerine yer verildi.

Açıklama şöyle:

"Basına düşen haberler, üniversiteyi yöneten 'akademisyenlerin', akademiyle, bilimle, üniversiteyle bağlarının hiç olmadığını, adeta 'hükûmetin inzibat eri' olarak hizmet gördüklerini doğruluyor.   

Daha önce Dokuz Eylül Üniversitesinde de gündeme gelen akademisyenlerin fişlenmesiyle ilgili rektörlük icraatları bu defa Ankara Üniversitesinde gündeme geldi. Basına yansıyan haberlere göre, Ankara Üniversitesi Rektörlüğü, 2016 yılında, MİT’e yazı yazarak üniversite bünyesindeki akademisyen ve personele ilişkin bilgi talep etmiş, MİT de 'gizli' ibaresiyle 59 akademisyen ve personel hakkında üniversiteye 'bilgi' göndermiş. Söz konusu 59 akademisyenler içinde Ankara Üniversitesi tarafından ihraç edilen ‘Barış Akademisyenleri' dışında, halen görevini sürdüren akademisyenlerin de bulunduğu anlaşılıyor.

Üniversitenin akademisyenler hakkında merak edip sorduğu sorulara verilen yanıtta akademisyenlerin sendikal faaliyetleri, katıldıkları akademik etkinlikler, siyasi partilere üyelikleri, üniversite bünyesinde kurulmuş öğrenci topluluklarındaki danışmanlıkları, televizyonlardaki röportajları, basın açıklamaları gibi 'gizli bilgiler' yer alıyor. MİT’ten gelen bilgide sadece akademisyenlerle ilgili değil, aileleriyle ilgili bilgilerin de yer aldığı görülüyor. Yani üniversite yönetimi, sadece akademisyenlerle değil, akademisyenlerin aileleriyle de yakından ilgileniyor!

Üniversiteyi yönetenlerin öncelikle anlaması gereken şeyler var. Akademisyenlerin bu faaliyetleri gizli kapaklı işler değildir. Bunun için MİT’e yazı yazmalarına gerek yok, zaten bu faaliyetler, bir akademisyenin ülkesine ve insanlığa karşı sorumluluklarıdır. Bilmiyorsanız, biz söyleyelim: Akademisyenler birer bilim emekçisi olarak tıpkı diğer emekçiler gibi sendikal faaliyetler içinde yer alabilirler, aileleri ya da bizzat kendileri siyasi partilere üye olabilirler. Akademisyenler öğrenci topluluklarının danışmanlığını yapabilirler. Akademik etkinliklere katılabilirler, televizyona röportaj verebilir, basın açıklaması yapabilirler. Bunlar sadece akademisyenlerin hakları değildir, aynı zamanda sorumluluklarıdır."