Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrasında tek kutuplu dünyanın ilanını Japon kökenli Amerikalı siyasi ekonomist ve siyaset bilimci Francis Fukuyama, ‘‘Tarihin Sonu’’ olarak ilan ettiğinde takvimler 1992’ye gösteriyordu.

Fukayama, liberal dünyanın kazandığını çok ilan etmişti.

O dönem 6,5 milyar dolarlık milli geliri ile dünyada rakipsiz görünen Amerika Birleşik Devletleri’nin tedarikçisi konumunda olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin milli geliri 462 milyar dolardı. 

DÜNYADA ABD-ÇİN REKABETİ BÜYÜYOR

Ama 29 yıl sonra dünyanın görünümü epeyce değişti.

2021 yılı biterken ABD’nin milli geliri 23 milyara çıkarken Çin ürettiği hasılayı neredeyse 40 misli arttırarak 17 milyara ulaştı.

Artık Doğu’nun ‘‘ejderha’’sı Amerika’nın küresel ölçekte en büyük rakibi haline geldi.

Özellikle Pasifik Okyanusu’nda iki ülke arasında gerilim artarak devam ediyor. 

KEMAL DERVİŞ: "ÇİN İLE ABD ARASINDAKİ AGRESİF TEKNOLOJİK REKABET ŞİMDİDEN KALICI BİR ÇATIŞMAYA DOĞRU GİDİYOR"

Dünya Bankası Eski Başkan Yardımcısı ve DSP-ANAP-MHP’nin kurduğu 57. Cumhuriyet Hükümeti’nin Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, bu hafta sonu Oksijen gazetesinde yayınlanan makalesinde bu konuya değindi.

Derviş, ‘‘Koşulların kalıcı savaşa yol açabileceği ikinci alan ise kuantum, bilişim, yapay zeka ve biyoteknoloji gibi çift kullanımlı teknolojiler olabilir. Bu inovasyonlar insan ömrünü uzatma ve refah konusunda muazzam fırsatlar getirirken diğer yandan nükleer silahlara ve iklim değişikliğine benzer varoluşsal tehditler oluşturabiliyor. Teknolojinin barışçıl kullanımı ile rakipler karşısında stratejik üstünlük kurmak adına konuşlandırılması arasında net bir ayrım yapmak zor. Çin ile ABD arasındaki agresif teknolojik rekabet şimdiden kalıcı bir çatışmaya doğru gidiyor. Rekabette karşı tarafın Çin’e geçmesine müsaade etmek dünyanı hakimiyetine rakibin eline bırakmakla eş anlamlı görülüyor’’ dedi.

"DÜNYA SENTETİK VİRÜSLER ÜRETME BECERİSİNE KORKUTUCU DERECEDE YAKLAŞTI, BU VİRÜSLER KİTLE İMHA SİLAHINA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR"

Ancak Derviş’in işaret ettiği başka tehlikeler daha var.

Bir zamanlar nükleer silahlanmadan korkan dünyanın şimdi sivil amaçlarla üretilen virüslerin kitle imha silahlarına dönüşme riskinin endişe yarattığını söylüyor eski Dünya Bankası Yardımcısı.

‘‘Bu tehlike geçmişteki nükleer silahlanma yarışından daha tehlikeli. Çünkü günümüzün sivil teknolojilerini silah haline getirmek çok büyük ek kaynaklar gerektirmiyor. Örneğin sivil tıbbi araştırmalar sonucu dünya sentetik virüsler üretme beceresine korkutucu derecede yaklaştı. Bu virüslerin kitle imha silahına dönüştürülmeleri mümkün. Yapay zeka gelişiminde de benzer senaryolar ortaya çıkabilir. Daha da beteri her iki durumda da istem dışı kazalar yaşanabilir. Ve teröristler söz konuş inovasyonları silaha dönüştürme beceresi edinebilir.’’

"AVRUPA SUİSTİMALLERE KARŞI TEMEL LİBERAL DEMOKRATİK DEĞERLERİ SAVUNMALI"

Kemal Derviş, ‘‘Avrupa’ya Düşen İki Görev’’ başlıklı yazısında Avrupa Birliği’nin bu görevlerini de tarif ediyor.

‘‘Avrupa iklim alanında olduğu gibi bu konuda öncülük edebilir. Özellikle bu tehlikelere karşı sürekli uyarıda bulunması ve geçmişte dünyayı nükleer kıyametten kurtaran silahlanma kontörlü anlaşmalarına benzer yeni kural ve mutabakatların düzenlenmesine yardımcı olması gerekiyor. Söz konusu teknolojilerin sadece devletler değil, dev özel şirketler tarafından da suistimaline karşı temel liberal demokratik değerleri savunarak bunu yapabilir.’’