Şimdilerde ise klitorisin memelilerde cinsel buluşmalara nasıl dahil olabildiğini yavaş yavaş açmaya çalışan araştırma sayısı daha da artmış durumda. Experimental Biology‘nin Nisan ayındaki 2019 yılı konferansında sunulan bir araştırma makalesi, klitorisin yunuslarda oldukça büyük ve sanılandan çok daha kompleks olduğunu gösterdi.

Şimdi gelin bu organın evrimine ve biyolojisine bir göz atalım.

Uterusta Başlayan Yolculuk: Ya Penis Ya Klitoris

İster dişi, ister erkek olsun Dünya’ya gelen bütün bebekler, rahimdeki gelişimlerine genital tüberkül denilen küçük bir çıkıntı ile başlar.

Eğer ki, gelişen fetus erkek olacaksa; fetal testisler, erkeklik hormonu testosteron üretecek ve genital tüberkül denilen çıkıntı penis olarak gelişecektir. Öte yandan, eğer ki, fetus dişi olacaksa; fetal yumurtalık herhangi bir hormon üretmeyecek ve genital tüberkül, klitoris olarak gelişecektir. Her iki yapı da, gebeliğin ilk günlerinde birbirine oldukça benzerdir. Yani, penis ve klitoris esasında aynı yapıdan gelişmiştir ve çok fazla benzerlikler taşır.

İnsan dişisindeki klitoris; erkeklerdeki “sünnet derisiyle” benzer bir başçık bulundurur. Bununla birlikte; klitoris de, erkek penisinin baş kısmıyla aynı yapıda olan “glabella” ismi verilen bir uç kısma sahiptir. Hem penis hem de klitoris, uyarıldığında kan ile dolar. Her iki yapı, en azından insanlarda, uyarıldığında zevkli bir his sağlayan sinirlerle doludur.

Ancak penisle kıyaslandığında, insandaki klitoris üzerine pek çalışma yapılmamıştır. Şaşırtıcı bir biçimde, 1990’ların sonlarına kadar insan klitorisinin tüm anatomisine ilişkin doğru bir tanımlama yapılmamıştır ve ilk doğru tanımlama 1994 yılında Avustralya’nın ilk kadın üroloğu Helen O’Connell tarafından yapılmıştır. O’Connel’in çalışmaları, klitorisin ayrıntılı şeklini ve işlevini anlama noktasında, cinsiyetle ilgili bazı temel biyolojik sorulara cevap vermiştir. Bu tür araştırmalar, doktorların cinsel işlev kaybını önlemek için bu bilgileri kullanabilecekleri pelvik bölge ameliyatında da ilerlemeler yaratmıştır.

Dişi Egemenliği

Penis ve klitorisin fetusta aynı dokudan gelişmesinden kaynaklı, embriyodaki hormon dengesini etkileyen herhangi bir şey, gelişimlerini etkileyebilir. Bunun en harika örneklerinden birisini de dişi benekli sırtlanda görülür.

Bu memeli türünde, dişi egemenliği yani anaerkil bir sosyal yapı görülür. Embriyonik dönemde, dişi cinsinin yüksek seviyelerde erkek hormonlarına maruz kalmasından dolayı dişi sırtlanlar, erkeklerden daha kaslı ve boyut olarak da daha büyüktür. Fakat bu fazla kaslı fiziğe sahip olmanın bir de bedeli vardır. Erkeklik hormonları aynı zamanda da klitorisi etkiler ve bu yapının daha çok bir penise benzemesine neden olur.

Ne var ki; dişi sırtlanlardaki bu 20 cm’lik klitoris, doğum kanalını da içerir. Dolayısıyla da, dişiler, hem çiftleşmek hem de doğum için klitorislerilerini kullanır. Bu durum da ilk annelik döneminde yırtılan klitoris sebebiyle zaman zaman annenin ölümüne neden olur. Klitoris anatomisinin değişkenlik gösterdiği başka diğer türler de bulunur.

Üretra (idrar kanalı), idrarın vücut dışına atıldığı kanaldır. Birçok hayvanda üretra, klitoris içinden geçerken (peniste olduğu gibi), insanlarda ise üretra klitorisin alt kısmından açılır. Çoğu memelinin, cinsel ilişki sırasında sertleşmesine yardımcı olmak için klitoriste küçük bir kemik bulunur. Bu kemik dişilerde os klitoris olarak bilinirken; erkekte ise os penis olarak isimlendirilir. Os klitoris ve os penis kemikleri birçok memelide bulunmasına rağmen, insanlarda her iki organda da böyle bir kemik bulunmaz.

Doğal Seçilim Testlerini Başarıyla Geçti

Bütün memelilerin orgazm deneyimini yaşayıp yaşamadıkları tam olarak bilinmiyor. İnsan dışındaki primatların bunu deneyimlediğini biliyoruz ancak hayvanlardaki haz seviyesini ölçmek çok zordur.

Kesin olan şey, çiftleşme eylemi sırasında daha uzun süre bekleyen dişilerin, hamile kalma ve daha fazla yavru üretme olasılıklarının daha fazla olduğudur. Öyleyse; eğer bir klitoris zevk hissini güçlendiriyorsa; dişinin çiftleşme esnasında daha uzun süre kalmasını da sağlayacaktır diyebiliriz. O halde bunun dişi açısından yavru üretme şansını arttıracağından yola çıkarak bu özellik, doğal seçilim sürecinden başarıyla geçmiş olmalıdır.

Ne var ki; klitoris üzerine çok fazla çalışma yapılmamıştır. Ancak seksin, ilişkilerin inşasında önemli bir rol oynadığı hayvanlarda, klitorisin daha büyük olduğunu biliyoruz. Örnekler arasında, matriarkal sırtlanlar, bonobolar, insanlar ve son zamanlarda eklenen yunuslar bulunur.

Çok Sayıda Sürpriz

Experimental Biology 2019 konferansında sunulan araştırma makalesi, dişi şişe burunlu yunusların da insanlara benzer bir klitoris yapısı bulundurduğunu ve bu dişi yunusların cinsel haz deneyimliyor olabileceklerini ortaya koydu.

Araştırmacılar, 3D taramalar ve diseksiyonlarla dişi yunusların cinsel organlarını detaylıca inceledi. İncelemeler neticesinde, yunusların klitoris yapısının ve şeklinin insanlardakine çok benzer olduğu görüldü. Her iki hayvanda da, klitoral başın daha büyük ve geniş erektil doku bölgelerine sahip olduğu ortaya koyuldu. İnsanlardakine benzer bir biçimde, yunuslardaki klitoral başın altındaki deri de, dişi yunuslar için cinsel birleşmenin zevkli olma olasılığını güçlendiren, hassasiyeti artırabilecek sinir demetleri içerir.

Bununla birlikte, klitorisin vajinal açıklığa ve bunun cinsel birleşme sırasında nasıl uyarılacağına ilişkin olarak da bazı farklılıklar söz konusudur. Bu karşılaştırmalı çalışmalar, cinsel organın fonksiyonunu ve türler arasında cinsel bağın gelişimini öğrenmemize yardımcı oluyor. Bilim, memelilerde, dikenli karınca yiyendeki dört başlı bir penisten, pek çok keseli hayvanda bulunan iki başlı penise kadar tuhaf bir penis şekli dizisi ortaya çıkardı. Klitorisin bizim için hazırladığı sürprizlerin neler olduğu görülmeye devam ediyor. 

(Bilimfili)