GERÇEK GÜNDEM/SERHAT YILMAZ

Son 20 yılda ormanların yapılaşmaya açılması, su kaynaklarının HES’lerle yok edilmesi, karbon emisyonu ile havanın kirletilmesi Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri haline gelirken; fosil yakıtların en yoğun kullanıldığı kömürlü termik santraller 16 ilde faaliyet göstermeye devam ediyor.

TÜRKİYE’NİN TERMİK SANTRAL GERÇEĞİ

İktidarın attığı Paris İklim Anlaşması’nın imzalanması, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın isminin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı olarak değiştirilmesi gibi adımlar birçok otoriteye göre yalnızca göz boyamak adına yapılan hamleler.

Zira Paris İklim Anlaşması, 2053 yılına kadar sıfır karbon salınımı hedefi anlamına geliyor. Ancak buna rağmen; Türkiye kömür kullanımını sonlandırmak için bir tarih belirlemiş değil. Aksine Türkiye, kömürlü termik santral kapasitesini iki katına çıkarma hedefini sürdürüyor.

EN AZ 200 BİN ERKEN ÖLÜM

Türkiye’de kömür kullanımının sağlık maliyeti üzerine çalışmalar yapan HEAL (Sağlık ve Çevre Birliği)'nin “Kronik Kömür Kirliliği - Kümülatif Sağlık Etkileri Özel Raporu” başlıklı çalışmasının sonuçlarını açıkladı.

Raporda, 55 yılda toplamda 4.8 trilyon lira sağlık masrafına neden olan termik santraller, yaklaşık 200 bin erken ölümün nedeni olarak gösteriliyor. 

‘’KÖMÜRE DAYALI EN BÜYÜK KİRLETİCİLERDEN BİRİ’’

HEAL Türkiye Sağlık ve Enerji Politikaları Kıdemli Danışmanı Funda Gacal, söz konusu raporun sonuçlarının açıklandığı basın toplantısında termik santrallerinin neden sağlık sorunlarını sıraladı.

''Türkiye'de kömür santralleri on yıllardır iklim değişikliğini körükleyerek, havayı kirletiyor'' diyen Gacal, ''Bu da erken ölümlere, astım, kronik bronşit veya kalp hastalığı gibi vakaların artmasına ve mevcut vakaların kötüleşmesine yol açarak sağlık yükü yaratıyor. Kömüre dayalı elektrik üretimi, karbondioksit ve hava kirletici emisyonlara neden olarak en büyük kirleticilerden biri'' ifadelerini kullandı. 

TATİL CENNETİ Mİ TERMİK CEHENNEMİ Mİ?

Sağlık ve Çevre Birliği’nin yayınladığı rapora göre, Türkiye’de kömür kirliliğinin en yüksek olduğu il tatil cenneti olarak adlandırılan Muğla.

AKP’li yıllarda özelleştirilen Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan Termik Santralleri’nin bulunduğu kentte egemen rüzgar sistemi kuzeyden esiyor. Bu nedenle hava kirliliği Datça’ya Girit’e hatta Mısır kıyılarına kadar ulaşabiliyor.

Muğla Çevre Platformu Gönüllüsü Aydın Bodur, platformun uzun süredir termik santrallere karşı mücadele ettiğini belirterek; santrallerin hem ülkeye hem de dünyaya olumsuz etkilerini, ‘’Termik santrallerin hem kente hem ülkeye hem de tüm dünyaya zararı var. Termik santraller iklimi değiştiriyor. Termik santrallere karşı çıkmayan bir doğa dostu olamaz. Eğer doğayı, iklimi, diğer türleri, insanları düşünüyorsak en temel karşı çıkacağımız konu fosil yakıtların kullanılması. Fosil yakıtların tüketildiği en önemli kalem de kömürlü termik santraller.

Dünyada artık iklim konusunda bir şeyler yapmak isteyen ülkeler, termik santrallerden vazgeçiyorlar. En temel gerekçesi ise dünyayı yaşanmaz kılması. Bizim karbon salınımını en az indirmemiz gerekiyor. Bunu söylüyorsak; termik santrallere karşı olmamız gerekiyor.

Burada egemen rüzgar sistemi kuzeyden esen rüzgar sistemi. Kemerköy Santrali’nin kirliliği Datça’yı vurur. Girit’e kadar Mısır kıyılarına kadar. Türkiye’de sanırım 2019 yılında Greenpeace’in yaptığı ölçümlerden biridir: karbon salınımı Türkiye ortalamasının en üstünde olan ildir’’ ifadeleri ile aktarıyor.

(Kemerköy Termik Santrali)

(Yeniköy Termik Santrali)

(Yatağan Termik Santrali)

‘’BODRUM’UN SU SIKINTISI SANTRALER KAPATILARAK ÇÖZÜLEBİLİR’’

Muğla’daki üç büyük termik santral sadece havaya değil su kaynaklarına da zarar veriyor. Zaten kıt olan su kaynaklarımızı  tüketiyor. Atıkları yeraltı sularını kirletiyor.

Konuya ilişkin bilgisine başvurduğumuz MUÇEP’ten Aydın Bodur, Bodrum’da yaşanan su sıkıntısının çözümü için planlanan Bodrum Barajı’nın birçok tarım arazini yok edeceğini ancak termik santrallerinin kapanması durumunda ilçenin su ihtiyacının fazlasıyla karşılanabileceğini de belirtti.

‘’Mesela şu an Bodrum Barajı yapılması planlanıyor Milas’ta. Bir sürü köylü yerinden edinecek, ekim biçim alanı yok edilecek’’ diyen Bodur, ‘’Şu an Bodrum'un ihtiyacı olduğu söylenen su için planlanan Milas Barajı'nda toplanılacak su üç termik santralin kullandığı sudan daha az. Eğer bu üç termik santrali kapatılsa su ihtiyacını karşılarız. ’’ ifadelerini kullandı.

‘’ÖLÜM ÇUKURLARI’’

Termik Santrallerin ‘zararları’ saymakla bitmiyor.

Muğla Çevre Platformu Gönüllüsü Aydın Bodur, Yatağan Termik için açılan ölüm çukurlarını örnek göstererek; cülrüf yani atıkların bölgeye verdiği zararları da şöyle ifade etti: ‘’Yatağan Termik Santrali’nin arkasında kömür çıkarılır, aşağıya kadar iner. Oraya ‘ölüm çukuru’ derler. Turkuvaz bir su vardır, çok güzel görünür ama tek bir canlı yaşayamaz. Atık barajıdır. Cürüfleri oraya saklarlar; o cürüfler binlerce yıl boyunca bozulmayacaklar, yok olmayacaklar. ‘’

ÜÇ SANTRALİN SAĞLIK MALİYETİ 1.48 TRİLYON TÜRK LİRASI

Faaliyetleri devam eden üç kömürlü termik santralin neden olduğu sağlık sorunlarının ekonomik maliyeti ise 1.48 trilyon Türk lirası. Bu da tüm Türkiye’deki termik santrallerin sağlık maliyetinin yaklaşık üçte birine denk geliyor.

MUĞLALILAR ‘TERMİK SANTRALLER KAPATILSIN’ DİYOR

Hava kirliliği, su kaynaklarının yok edilmesi, ölüm çukurları…

Yeniköy, Kemerköy ve Yatağan Termik Santralleri, ‘tatil cenneti’ Muğla’yı ‘termik cehennemi’ne çevirirken; bölgedeki yurttaşların, akademisyenlerin ve köylülerin termik santrale karşı mücadeleyi büyüteceği de belirtiliyor.